Her şey küçük bir yalanla başladı*
"Ne kadar da gerçekleri söyleme ortamı" By Deniz
Hep beraber ilk güne hatta ilk dakikaya gidelim. İş hayatında yüzü gülmeyen dobra kız Deniz Aslan. Gerçi aşk hayatında da iyi giden bir şey yoktu, olsundu. Ne zaman Yiğit’ten mail geldi. Gözler dışarda, heyecan kalbinde, neşesi yerinde, güveni bedenindeydi. Ta ki ilk buluşmaya kadar. Namıdiğer Dombili Yiğit gitmiş, yerine karizma ile eş anlamlı olan Yiğit gelmişti. İşte ilk yanlışı o zaman yaptı. Deniz güven dolu bedenini saklayıp, Zuzu İrem’i yerine yolladı.

Küçük yalanı her gün başına büyük dertler açıyordu…

Deniz, İrem’in Yiğit ile görüşmesini kestiğini biliyor. Üzerinde sadece Patron Yiğit’in sert tavrını hissediyor. İrem ile her konuşmasında Yiğit’e karşı olan öfkesini kusuyor. Küçüklük halini gözünün önüne getirip, hırsını alıyor. Oysa minik Yiğit ve İrem’in yanındaki Yiğit o kadar aynılar ki. Deniz’in sandığı gibi kaba Yiğit Balcı yok. Şişko Yiğit’in fit vücutlu, başarılı, çevik, kibar –biri beni durdursun- büyümüş hali var. Evet, evet bizim Deniz kız henüz bunları bilmiyor. Lakin başına örülen çoraptan dolayı içindeki öfkenin bir kısmını kustu. Yanlış duymadınız. Yiğit’e karşı içindeki DDK(Dobra Deniz Kız^^) çıktı.

Yiğit Balcı değişiyor mu?

Ofiste kükreyen, hiçbir personelin yaptığını beğenmeyen, herkesi tersleyen Yiğit Balcı, stajyer Deniz’den işittiği azar ile bi’ kendine geldi. Hemen peşine Gazi’nin söylediği sözler ile de bi’ sarsılan Yiğit Bey içindeki iyiliğin %1’lik kısmını çıkardı. Taviz vermemek için ise epeyce uğraşıyor. Şimdi şöyle bir düşünüyorum. İrem’i gördüğünde gözlerinden kalp fışkırıp, içinden İstanbul Beyefendisi çıkan Yiğit bir köşede, ofisteki hayt höyt huyt bağırıp çağıran Yiğit Balcı en uzak diğer köşede. Buyurun aradaki 7 değil 77777777 fark içeren 2 video.


Üzgün İrem görmek istemiyorum.

İrem tarafını seçti mi?

Objektif bakmak gerek. İrem, annesinin gidişini değil babasının vazgeçişini hazmedememiş. Üzüntüsüne üzüntü eklenmiş. Üvey annesi Zümrüt, İrem’i sevmeyebilir. Yalnız burada babasına çok önemli görev düşüyor. İşte o görevi yerine getiremeyen babası mümkünse gözüme gözükmesin. Geçtiğimiz bölüm attığı dayak ile öfkelendiğim adam, bu bölüm Zümrüt’ün telefonunu açmasından değil “Yalan söylemesinden ötürü.” gözümden ilelebet düştü. O senin kızın be adam kızın. Canın, ciğerin, ömrün, prensesin. Eğer değil diye haykırıyorsan saygı duyarım. Lakin o zaman asla karışamazsın. İrem bırak gel, ben sana baba da olurum Zuzu’m…


Bazen seni seviyorum denmez. Önüne düşen saçı kulak arkasına atarsın^^

İrem’i Yiğit’i sevmeye iten en büyük neden de işte bu! Baba sevgisinden mahrum kalmak. Kardeşi olmayan İrem’e Deniz ablalık, kardeşlik yapmış. Sırdaşı olmuş, ev arkadaşı olmuş, dans arkadaşı olmuş. Sevgili konusunda şanssızlığı aradığını bulamamak. (Bu devirde herkes öyle İrem’im, mağduruz ekibine gidişler şu taraftan.^^) Yiğit’in sıcak kalbi, korumacı tavrı, rahat duruşu İrem’i ona biraz daha yaklaştırıyor. Aslında vazgeçmeme sebebi Deniz’e ihaneti değil, sığınacak liman oluşu. Deniz’in yanındaki rahat tavırlarının Yiğit’in yanında da çekinmeden yapması. Kısaca kendi olması.


Karşımızda çeşit çeşit pozlarıyla Deno

Deniz kız ne alemde!

Bulutlarda, ofiste, Tuna ile yemekte, telefonda. Her yer Deniz Aslan’a ait, her an doyasıya tadını çıkaracağı malzemeyle dolu. Neden üzülsün ki? Bir kere gelmiş hayata içine çeke çeke alsın havayı. O bunu istiyor da rahat mı bırakıyorlar canım? Bir taraftan Tuna, bir taraftan ofistekiler. İrem ayrı telden çalıyor, Yiğit başka yerden bağırıyor. O minik bünye buna acayip iyi dayanıyor. Tamam, Tuna ile ofis hayatı enfes dedim. Enerjiniz düşmez, gününüz bomba gibi geçer dedim. Hepsi kabulüm. Yalnız Tuna çok masraflısın be adamım. Kız işe yeni girdi. Döner ısmarla, köfte söyle, midye tava olmazsa yardım etmem, çiğ börek olmadan adım atmam, azcık abarttım o kadar da olsun. ^^

Bir anda kendini şoför bulmasına mı yansın, Yiğit’in duymamasından ötürü laf işitmesine mi? Yiğit Bey’imiz rahatlasın diye kırk takla atmasına mı içerlesin, işi hallettiği halde azarlanmasına mı? Aç parantezi. Samimiyet eşittir işleri almak. Kapa parantezi. Eğer ki Yiğit’e söylenmeseydi her türlü cezayı hak ediyor derdim. Tam da burada afferin Deniz Aslan, fighting.

Yazı devam ediyor..

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER