Seviyor Sevmiyor: Arkadaştan öte...
"Sektöre konsantre oluyorum, bozma." By Deniz
Arkadaş kelimesi şatafatlı, havalı değildir. Aksine kolay söylenebilen bir kelimedir. Selam verdiğin kişiye de “Arkadaşım.” dersin. Sınıf arkadaşı, iş arkadaşı diye birçok kategorisi de vardır. Sergilediğin tavırla anlam kazanır ya da kaybeder. Yalnız bazı arkadaşlıklar vardır ki candan öte durumundadır. Dostun, kardeşin, annen, baban kısacası -ailen- olmuştur. Vücudunun bir parçasıdır, kendinden ayrı düşünemezsin.

İrem ve Deniz de böyle. Bir elmanın yarısı gibiler. Birbirlerine destek oldukları gibi, yarım kalan parçalarını da tamamlıyorlar. Deniz’in moda dergisinde çalışmaya başladığını bilen İrem’in, modayla ilgili bilgileri Zuzu’suna öğretmesi tam da buna örnek.

Ya destek olmasaydı…

Deniz’in yanında olmayan İrem’i hayal edebiliyor muyuz? Ne kadar banal, ne kadar sıradan. Sadece arkadaş olsalardı bu kadar irdelemezdik. Tıpkı ofisteki Ela, Eda ya da Vera gibi olduğunu farz ederek “Yardım etseydi şaşardık.”, “İçi fesat.”, “Kuyusunu kazmak istiyor.” gibi nice cümleler kurardık. Oysa İrem ve Deniz’in arkadaşlıktan öte halleri için tahtalara vurup, dualar ediyoruz. Herkesi kıskandıracak dostluklarına nazar gelmesin diye fakir fukara sevindiriyoruz. Deniz’e destek İrem’e köstek mi? Asla, katiyen...


Güzel günleri yaşatmaya çalışan İrem'in babasına hediyesi.

Aile depreminden Deniz kurtarmış…

İrem’in hikâyesi basit. (En azından şu an için bizim bildiğimiz öyle.) Annesini kaybetmiş, babası başka kadınla evlenmiş. Asi İrem’i Deniz kız sarmalamış. Baba desteğini alsaydı İrem, bugün nerelerde nasıl olurdu bize muamma? Lakin şu anda olduğu durumdan daha iyi olacağına eminim. Yine Deniz’i aslan gibi korurdu, kollardı biriciğini. Kıyamazdı hasta olmasına, ezilmesine. Oysa üvey annesi emrivâki konuşmalarıyla hem kendinden hem babasından soğutuyor İrem’i. Babasının sevgisini İrem’in üzerinde göremezsem babasını da görmeyeyim, lütfen. İşte tüm bu yaşadığı zor zamanları Deniz’in sıcacık kalbiyle unutmuş. Her şey olmuş Zuzu…


Ofis içerisindeki Yiğit Balcı


Deniz'in gözünden Yiğit^^


Gamzeli Yiğit

Daha kaç farklı Yiğit Balcı var?

Bir kişi kendi içinde kaç değişik kişi barındırır? Kaça bölünür? Nasıl parçalanır? Nasıl sorular bunlar demeyin. Siz cevaplarınızı yoruma yazarken ben fikirlerimi buraya yazayım. Bir evde büründüğümüz bir de iş hayatında büründüğümüz hayatımız vardır. Aslında hepsi aynıdır da bazı noktalar ayrı yöne doğrudur. Ne de olsa evimizde yalnız yaşıyor olabiliriz. Arkadaşımızla ya da ailemizle de yaşıyor olabiliriz. Lakin iş hayatı biraz daha serttir. (Evet, geneli öyledir.) Çalıştığı işten memnun olan belki %5’lik kısım vardır. (Bakınız örnek: Ofise oflaya puflaya gelen Eda, Ela, Vera.) Öyle “Canım, kapıyı biraz yavaş kapatır mısın?”, “Kardeşimmmm su getirir misin?”, “Ayyy şurda oturayım da işlerimi halledeyim.” demek yoktur. Disiplin daha çok, işler hep yoğun, koşturma asla bitmez diye diye liste devam eder. İşte Yiğit Balcı da bunun dizideki örneği. Go Flamingo çatısı altında adeta canavar. Asasını gizleyen şeytan. Gittiği mekanlarda ise beyefendi, gayet kibar. Nazik olmak diğer adı. İrem’in (Deniz sanıyor.) yanında ise melek maşallah. Vur ensesine al lokmasını. Dünyayı önüme ser desen hemen halleder. İşte o anlarda içim eriyor . Yiğit’in içine iyilik meleği kaçmış, diyorum. Tez olarak yazılır nokta net.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER