Kiralık Aşk: Elmalı Pay
Hepimizin kırmızı çizgileri var, malum. Bazılarımızınkisi kalın, bazılarımızınki kesikli kesikli, bazılarımızınkisi de hepten rengarenk. Böyle belli belirsiz bir griden başlayıp beklenmedik bir anda ateş kızılına çalan türden. Çizmekle kalmayıp aynı zamanda çizdiği yeri yakanlardan. 

Çizgisini çekmemek diye bir şey yok o yüzden. Her şey etki ve tepkiyle; zaman ve kuvvet mevhumlarıyla; yani kimin ne zaman ar damarına hangi kuvvetle basıldığı ile ilgili. 

Fındık kadar haline bakmadan ağabeyinin peşindeki tefecilerin üzerine çullanan Defociği unutmamak lazım bu yüzden. Veya Defne’ye yaptığını umarsız ve ayarsızca anlatıp giden Sude’nin arkasından deliren Ömer’i.  Söz konusu sevdikleri olunca, herkesin sınır ihlal protokolü devreye girer. Kaçmalara, ürkmelere doyamayan Defne’nin de; sahiden umursamadığı kimseleri bozmaya bile tenezzül etmeyecek kadar buzlar kralı olan Ömer’in de. 

İso’nun da dediği gibi, sevgi satın alınamaz sahiden. Minnet borcundan mütevellit, sadakate icra memuru gönderemezsiniz. Gerçek dürüstlük ve güven – hayattaki pek çok şey gibi – iki kişiliktir; hiç bir “üçüncü parti” ona depreme dayanıklılık belgesi vermeye yetkili değildir. Ahlak da kumkumalığı yapılacak son mevhumdur ayrıca.  Kızım sana söylüyorum, ama kızım Fikret yine sen anla; zira gelinim olamazsın. 

200bin TL’yi  Fikret’ten almanın, o parayı zamanında Neriman’dan almandan bile büyük bir yanlış olduğunu biliyordum Defne, hep. Ve deyimimize nahoş bir hissiyat bulaştırmak istemem, ama gelmiş geçmiş en fana Kiralıkçı sen oluyorsun Fikret. Çünkü temeli sağlam olmayan çürük bina sensin. O Neriman’ın bile burnuna çalınan, Ömer’in ise koklamaya doyamadığı buram buram “iyilik kokusu”, senin binana girince çürük çilek gibi kokmaya başlıyor. Adeta fişi çekilmiş bir buzdolabında kokuşmaya başlayan artizanal peynirler, türlü türlü tropikal meyveler gibi diyeyim, belki anlarsın. Hani gurmesin ya, o bakımdan. 

Çürümüş mamullerin başına ne gelir bilirsin. Önce dolabı bir güzel kokuturlar, ev sahibinin başına bin türlü iş çıkarırlar, ama sonunda çöpü boylarlar. Topal reyiz ve temizlik timi kapıya dayandı. Nacizane, belki evi fareler de basmıştır diye düşünerek, İplikçi ilaçlama da sırada beklesin derim. Arzum bu. Bence o eve bir iki tur gözü dönmüş İplikçi gazı da basılması gerekiyor ki tüm mikrop neyin temizlensin. Marcel’i dışarı alalım ama. Kediciğe yazık daha yeni iyileşti.

Yazı devam ediyor...

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER