Kördüğüm: Hayat güzel değil ama bunu çocuklara söylemeyelim...
Çocukların hayal dünyalarında her nesne bir oyuncağa, her şey bir oyuna dönüşebilir. O oyunlarda kendilerine yer bulabilen yetişkinler, çocukların kurallarına uyup gerektiğinde peşinde aslanların koştuğu bir ceylana, usta bir yarış pilotuna, bir kaya parçasına ya da bir koltuğa dönüşüp eğlencenin bir parçası olabildikleri sürece oyunda kalırlar. Bunu yapamazlarsa oyundan çıkarılırlar ve çıkarıldıklarıyla kalırlar. Çocuklar kendilerine yeni bir dünya kurup yeni bir oyuna geçiverirler hiç zaman kaybetmeden.
 
Çevresindeki kötülüklerden ve acılardan özenle korunmakta olan Kaan, bu hafta kötü, ürkütücü ve sıkıcı bir ‘oyun’un ortasına düştü. Naz’ın bütün olup biteni Kaan’a ‘oyun’ diye yutturma çabası içimizi bir nebze soğutsa da fikrin kaynağı “Hayat Güzeldir” filmini belleğimizde uyandırarak bir yandan da bizi yerle bir etti. Yine de iyi bir fikirdi ve gücü yettiğince de uygulamayı başardı Naz. Kaan bu ‘oyun’dan çok sıkıldı, finaldeki gerginlikten de nasibini aldı ama en azından korkunun süresi kısaldı diye bile sevinebiliriz onun adına. Üst üste yaşadığı bu travmaları atlatabilmesi ise maalesef zaman alacak.

Kaan oyunlardan da korkabilir çünkü annesi de bir oyun oynadıklarını söylemişti ona son görüşünde. "Bu bir oyun. Sen beni burada sessizce bekle, ben geleceğim" diyerek gidip kendini vurmuştu, yani gitmiş ve gelmemişti. Bu bölümde aynı travmayı parça parça yeniden yaşattılar Kaan'a. Önce gözlerinin önünde babasını kelepçeleyip götürdüler, hem ne olduğunu anlayamadığı için hem de babası bir daha gelmeyeceği için korktu. Babasının "geleceğim" sözü de etkili olamadı. 

Sonra herkes yanında olabiliyorken babasının olamadığını gördü, tıpkı annesinin gidişi gibi.

Bunun üzerine bir de kaçırıldı, babasından sonra en çok güvendiği kişinin yanındayken. Yine ne olduğunu anlayamadı ve yine ona bütün bunların bir 'oyun' olduğu söylendi. Kendinizi Kaan'ın yerine koyup bir düşünün dememe bile gerek yok herhalde, gözleriniz çoktan dolmuş olmalı...

Ali Nejat, Feyza ve Naz'ın travmalarını da yine bu bölümde tekrar etmek, bunların hepsini tek bir olayla bir araya getirebilmek ve ekrana bu şekilde sunabilmek gerçekten büyük ve zor bir iş. Bu nedenle hem senaryo hem de set ekibini ayrı ayrı tebrik etmeli. 

Aylarca karnında taşıdığı bebeğini, onu hakkıyla koruyamadığı için kaybettiğine inanan Naz için bu kaçırılma olayı bir sınav gibiydi. O da Kaan'ı bütün gücüyle koruyup kötülüklerden uzak tutmaya çabalayarak bu zor sınavı olabildiğince iyi atlattı. Ama kendi içindeki suçluluk duygusuyla mücadelesini bu bölümde göremedik, gelecek bölüm bu konuya daha çok yoğunlaşılacaktır.

Ali Nejat ve Feyza'nın ise Barış'ı kaybetme yarasını kanatıyordu bu olay, hoyratça. Her ikisi için de bir çocuğu koruyamamak anlamına geliyordu ve her ikisi de geçmişin cezasını çektiklerini düşünüyordu. Ali Nejat, Barış'ı koruyamadığı için başına bunun geldiğine inanıyordu, Feyza ise Barış'ın ölümünden Ali Nejat'ı sorumlu tuttuğu için. "Ali Nejat özür dilerim. Yapamadım. Oğlunu koruyamadım. Ben olanlar yüzünden seni suçlamak istemedim ama kendime engel olamadım." Feyza'nın son birkaç yılının kısacık bir özeti... Kardeşini suçlamak istememişti ama elinde değildi, çünkü ancak bu şekilde ayakta kalabilmişti. Şimdi ise kendisini suçlayarak kardeşinin ayakta kalmasını sağlamaya çalışıyor.


Kardeşine uzatamayacaksan kime uzatabilirsin ki elini?

Ah Feyza ah, bir taraftan olmasa öteki taraftan vuruyorsun şamarı yüzümüze... Oğlunu kaybetmenin acısını anlayamasam da kardeşine uzanan kollarındaki şefkati, gözyaşlarının süzülüşündeki çaresizliği öyle iyi anlıyorum ki... 

Zaten baştan sona Feyza'nın imzasıyla dolu bir bölüm oldu, önce Ali Nejat sonra Kaan için babasına çıkışması, kavga ederek çözüme ulaşamayacağını anlayıp ansızın yalvarışa geçmesi... Ve bütün bu duygu geçişlerindeki muhteşem oyunculuk... İki buçuk saat boyunca yalnızca Tülay Günal'ın sahneleri oynasa dizi diye, bir dakika bile sıkılmadan izlerim.

Neyse ki Kaan kurtuldu ve etrafında, yaralarını sarabilecek bir sürü güzel insan var, hayatı onun için güzelleştirmek isteyen. Çünkü Dünya çirkin, hayat hiç güzel değil. Ama bunu çocuklara söylemeyelim ki temizlik, güzellik umutlarını büyütebilsinler...

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 9
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 17
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 48
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 69
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 54
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER