Kurtlar Vadisi Yusuf
Bi pıley sıteyşını hak ettin! Ama sadece tatillerde oynayacaksın..

Nenen ölsün Yusuf. Dilin durmadan uzasın da boynuna dolanıp seni boğsun Yusuf. Gözlerin yuvasından çıksın da boşluklarına akrepler yuva yapsın Yusuf. Parmakların birbirine yapışsın da klavyede tek bir tuşa bile basama Yusuf demeyeceğiz tabii ki… Zira Polat’ın ölmeyeceğini artık biliyoruz. Bizim için önemli olan niyet. Bölüm boyunca da niyet okumaya çalıştık. Yusuf’un yandan çıkması çoğumuzu şaşırtmıştır. Ben arkasından bekliyordum ama bu da güzel oldu. Güzel olmayan kısım ise Polat'ın peşinden bir hevesle aramasıydı ama Polat bu, durur mu? Hemen kırklara karıştı. Ara ki bulasın… 

Gölge ve Yusuf diyaloğunda anormal bir şey yoktu fakat izini nasıl sürdüğü konusunun bu kadar es geçilmesi bende soru işareti yarattı. Kendileri Polat’ın izini bir türlü süremezken tek başına Yusuf’un bu kadar zaman iz sürdüğüne inanmak için saf olmak lazım. Sanırım hediye o kadar büyük geldi ki şimdilik herkes tadını çıkartıyor. Sorulması gereken soruları geçiştirmek veya cevaplar karşısında kolay ikna olmak birilerine çok pahalıya patlayacaktır.

Allahını seven üstüme battaniye atsın!

Valla babamın karşısına Yusuf gibi en son ne zaman çıktım hiç hatırlamıyorum. Polat Alemdar’ı vurunca adamın hali tavrı da değişiyormuş doğal olarak. Herhalde o an için dünyada Fehmi’den daha gururlu bir baba yoktur. Öyle heyecanlandı ki bir an 11 yaşına döndü. O zamanlarda yaptığımız “adamın gol diyo!”, “Direğin üstünden geçmedi yaa gol işte!” diretmeleri Fehmi’de “biz vurduk, görevi yaptık bana ne kabul edecekler!” şeklinde vukuu buldu. Güç aşkının insanı çocuksu yaptığını da ilk defa gördüm.

Yusuf’un eyleminin yankısı sadece Fehmi’ye ulaşmadı tabii. Karun da duruma epey şaşırmış. Ben demiştim di mi kendileri yapamadıkları için gelenek falan ayağına işi Yusuf’a yıktılar. Karun “bizi şaşırtmaya devam ediyor” derken aklıma Karahanlı-Polat ilişkisi geldi. Polat da Karahanlı’yı şaşırttığı için yaşamasına izin verilmişti. Yoksa Karahanlı çoktaaan Polat’ın kalemini kırardı. Şimdi aynı şey tekrarlanıyor. Tarih tekerrürden ibarettir derken herhalde bundan bahsediyorlar. Karun’un görkemli bir sonu olabilir ki ne de güzel olur. 

İşin enteresan yanı Karun da sıkılan kurşunu yeterli buluyor. Bir nevi "Yusuf tarafını belli etti" muamelesi yapıyor ama o da çaresizlikten kaynaklanıyor. Karahanlılar'ın durumu malum. Yusuf’un yetenekleri ve Kuzuzade soyadı da malum. Karun’un fazla bir alternatifi yok. Rus hanedanlığını bile değiştirmeyi düşünürken orada Yusuf gibisini bulamamaktan bahsediyor. Rusya gibi bizden çok daha zengin, güçlü ve özellikle son yıllarda bir sürü multi milyarder çıkartmış bir ülke için bu cümleyi kuruyor. Yani bir Yusuf Kuzuzade kolay yetişmiyor arkadaşlar. Belli ki Karun tarihi eserden anladığı kadar yiğitten de anlıyor.

Ne içersiniz diye soracaktım ama fakir gibi çay içmezsiniz herhalde?

Bu bölüm ve geçmiş bölümler Yusuf, Yusuf deyu geçti ve geçiyor amma bir kez daha ve net bir şekilde buraya not düşeyim, esas sürprizi Kenan’da yaşayacağız. Varlığı, yokluğu o kadar fark etmeyen bir karakter ki bence bu bilinçli olarak böyle veriliyor. Bu çocuğun bir şeyler karıştırmaması imkansız. Dramanın ruhuna ters. En beklenmedik bir anda hepimizi şoke edecek. Zira malzeme enfes. Abisine yaptığı sahte tavırlar, neler döndüğünü ısrarla öğrenme çabalarının altı hep dolu. Bekleyip göreceğiz…

Mete Aymar’dan hepimiz hayat dersi almalıyız. Bir adam işini bu kadar iyi bilemez yahu. Mr. Smith ile görüşmeleri keyifli geçti. Fakat Smith’e koyduğu satış çok daha keyifliydi. Ah be John. Sen gidip kendi ağzınla net olarak gücün kimlerin eline geçeceğini söyleyip hala Mete’den sadakat mi bekliyorsun? Adamın CV’sini hiç okumadın mı? Soluğu Yusuf’un arabasında aldı ki tam Mete Aymar’lık hareketti. 

Büyük güçler buradaki egemenliklerini yerel aktörlere aktarmışken Mete yabancılara çalışmaz. İngilizlere zıplamıştı lakin o dönem iki güç de Can Bey’e rağmen yerel aktör kullanmıyordu. Bence fark burada yatıyor. Bu arada “Bir yerde savaş yoksa İngilizler istemediği içindir” sözünü tuttum doğrusu. Eeeee üzerinde güneş batmayan imparatorluk kurmak o zamanlar da zordu, şimdi de zor. Ne yapsın adamlar patatese talim mi etsin? Tabii ki sömürecekler! Lütfen yazıya çürük domates ve yumurta atmayalım...

En sonunda kalbini kırdıracak bana...

Bu sezon alttan alta büyük bir merakla Asya’nın Meryem’e patlayacağı anı bekliyorum. Ben böyle kusursuz bir teknikle insan darlayan karakter görmedim. Ne halden anlıyor, ne de uyarıları dikkate alıyor. Eskiden problem çok soru sormasında sanırdım ama yok normal konuşurken de gayet etkili bir darlama gücüne sahip. Asya’nın şirketinin iyiliğini Asya’dan daha çok düşünüyor? Bence kısır bir ilişki döngüsüne girmişler ama Asya bir gün “ne yapıyorum ben ya?” diyecektir. 

Fehmi, Polat’ın adamlarıyla ilgileneceğiz derken infaz başlayacak sandım ama adamları içeri almışlar. Her ne kadar fotoğraftan dolayı içeri alındılarsa da bu devirde içeri alınmak hiç iyi bir şey değil. Sonra ne dersen de üstüne yapışan yaftalardan kurtulamıyorsun. Deli Hüsnü Bey de olmasa Cahitlerin sahneleri hepten boş geçecekti. Yanlış anlaşılmasın Deli Hüsnü Bey sahneleri kurtardı demiyorum. Aksine çiğ köfte gibi eski bir numarayla sahne kurtarıcılığına soyunması apayrı bir eleştiri konusu ama bu yoklukta yapacak başka bir şey yok. En azından biraz hareket oldu diyorum ve geçiyorum. 

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER