Filinta: Mission Şark
-: Tam şu an okyanus gözlümü çok özledim. Özlemekten nefes alamıyorum!

İstanbul, İstanbul olalı böyle aranmadı. Belki darbe dönemlerinde aranmıştır ama o zaman dahi bu kadar olduğunu sanmıyorum. Zabitler, sokak çocukları, kabadayılar herkes Leyla’nın peşine düştü. Zaten tepki olarak bunu beklerdik. Onlar Leyla’yı arayadursunlar kaçıranlar beklediğimden daha profesyonel çıktı vallahi. Son dönemde özellikle Sansar'ın bulduğu adamlar hep saçma sapan hatalar yapıyorlardı ama bu bölüm hana kadar gayet güzel sızdılar. Namahrem muhabbetine hiç girmeyeceğim ama artık o laf değişmeli. "Doktora ve devlete karşı namahrem olmaz…”

Bıçak Ali, İstanbul’u ayağa kaldırırken Filinta Mustafa da mahkemede resmen deprem etkisi yarattı. İlk şahitten sonra gelecek olan adamı daha önce de bir odada beklerken görmüştük ama kim olduğuna dair en ufak fikrim yoktu. Filinta’yı bu yüzden seviyorum işte. Normalde seyirci kafasıyla düşünüp “nasıl olacak ki? o kim ki?” gibi soruların cevabını öyle güzel saklıyor ve öyle mantıklı şekilde veriyor ki seyirciye sadece şaşırmak ve bu şaşkınlıktan keyif almak kalıyor. “Bu da olmaz ki, bu kadarı da çok mantıksız” diyebileceğimiz bir şeyi henüz izlemedim. Kısacası hikayesini müdavimlerine iyi yediriyor. Bu muazzam bir senaryo başarısıdır. Emeği geçenlere tebrikler.

Şşşt şşt mahkemeden sonra kokoreçe düşelim mi?

Mahkeme sahnesi zaten gelişmelerle bize keyif verir hale gelmişken Şehzade Murat’ın yani Uğur Uludağ’ın performansından da ayrıca keyif aldığımı söylemek istiyorum. Bu aslında geç kalınmış bir olumlu eleştiridir. Gurbetçiler zamanında da izlemiştim. Filinta performansında gördüm ki pek çok meslektaşının aksine yerinde saymamış. O zamanlarını düşündüğümde muazzam bir aşama kaydetmiş. Tüm hiddetlenişlerini, sayıklamalarını izlemek oldukça keyifli oluyor zira bizi o deli yanına çok kolay inandırdı. 

Gazanfer’in parola muhabbetine ba-yıl-dım! Gazanfer gelen adamlardan parola isteyince başta “helal olsun len Mustafa” dedim ama sonra Gazanfer “ne parolası?” deyince ikinci ufak şoku yaşadım. Bunlar güzel çalımlardı. Gazanfer’e giderek alışıyordum ama Es Film resmi Twitter hesabı sözleşmesinin çekilen bölümlerle sonlandığını ve yenilenmeyeceğini açıkladı. Emre Canpolat’ın yolu açık, şansı bol olsun. 

Soru: Herkes aynı noktaya bakarken Mehmet nereye bakıyor?

Arabacı ifade verirken Efendi Cemil’in salondan çıkması muazzam bir satıştı. Kimse satışa gelmek istemez. Ben de istemem ama ekrandaki satış hikayelerini hep ayrı bi sevmişimdir. Sonrasında Şehzade Murat’ın itirafı ve bayılması, hepsini afiyetle yedim. Hani ara ara Yüceler Meclisine bağlanmasak, bunların hepsinin tutarlı bir planın parçası olduğunu anlamamız mümkün değildi. Sansar’a bak sen... Şehzade Murat’ı zaten zehirlemiş. Arabacıdan da başından beri haberi varmış. Arabacının mahkemede Cemil’in adını vermemesi zaten şaşırtmıştı. Yüceler Meclisi ve Sansar sahneleriyle tüm taşlar yerine oturmuş oldu. Ben de neden Padre’yi arabacının üstüne salmıyorlar diye düşünüyordum. Gazanfer’i severiz falan ama Padre karşısında hiçbirinin şansının olmadığını biliyoruz. 

Filinta’nın bence kazandığı ve kaybettiği nokta tam olarak bu nefis akıl oyunları… Dizinin aklımla böylesi oynamasına, her şeyin gözümün önünde olmasına rağmen pek çok oyunu seyirciden saklayabilme becerisine hayranım. Bunu yapmak çok zor iştir. Bu oyunları geçmişte genel olarak bir Behzat Ç’de bir de Ezel’de görmüştük. Behzat Ç’nin aldığı rating malumdu. Ezel çok güzel rating alıyordu ama onun da diğer ikisinden farkı bu oyunları çok basit, hatta net konuşayım işin içine zeka katmadan yapmasıydı. Gözümüzün önünde bir şeyleri saklamak yerine sonradan bir flashback ile bizim hiç bilmediğimiz bilgileri ve sahneleri gösteriyorlar ve seyirciye asla tahmin hakkı tanımıyorlardı. 

Bakın bu da bir çeşit sanattır. Bakın bakın da kültürlenin azcık. 

Rating açısından bakarsak Ezel’in yaptığı doğru görünebilir fakat kuşkusuz Filinta’nın yaptığı çok daha değerli bir iş. Sanırım AB’de yükselmesine rağmen Totali bir türlü yakalayamamasının altında da bu sebep yatıyor. Bu özellikleriyle fazlasıyla Amerikan dizilerine benziyor. Rating yüzünü çok güldürmüyor olabilir ama diziye emek veren herkesin ileriki yıllarda yüz akı olacak bir iş Filinta. Bu çok değerli bir kazanç…

Neyse bölümden koptuk diziyi konuşmaya başladık. Bölüme dönecek olursak ben Farah’a sarılmak istiyorum sanırım. Ruhi Paşa iyisin, hoşsun da gördük ki Davut Paşa kadar ince bir adam değilsin. Davut Paşa “bu işler sana göre değil” derken bir yerde haklıymış galiba. Kız babasını bulduğu anda kaybetti. Yana döne ailesine dair somut bir şeyler arıyor ve sen o kızın gözü önünde babasının silahını Bıçak Ali’ye veriyorsun. Tamam Farah’a silah verilmemesi kararlaştırılmış olabilir ama bari beklet yahu. Vallahi deli üzüldüm Farah’ın o haline… Bir şey de diyemedi ama içi paramparça oldu. Yüzünde içinin kırıklarını gördüm ben.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER