Motör: Yeşilçam'ın dünü, bugünü belki de sonrası

Motör: Yeşilçam'ın dünü, bugünü belki de sonrası
20. Gezici Festival’in sanırım en büyük sürprizi Motör oldu. Motör, bir film değil. Belgesel desek de tam karşılığını bulamaz. Motör, tamamı ile Yeşilçam’ın dünü, bugünü ve belki de sonrası. Sadece Yeşilçam da değil; TV sektörü, Emek Sineması, Yeşilçam Sokağı aynı zamanda. Cem Kaya’nın yedi yıllık çalışması (kurgu ve senaryo da ona ait) Motör, sinema yazarları, rejisörler, emektarlar, uzmanlarla gerçekleştirilen söyleşilerle beraber arada geçen sohbetlerle harika bir paralellik kuran yeşilçam filmlerinin klişe ve ekol oluşturan potpori sahneleri kahkahalara boğulacağınız bir deneyim sunarken bir yandan da anılarınızı tazeliyor.

    Soldaki kahramana dikkat :) 

Filmi remake-remix-rip off, sektör panoraması ve tarihe karışmış yerler adı altında 3 bölümle inceleyebiliriz. İlk bölüm remake-remix-rip off. (Sırasıyla yeniden çevrim- ham parçayı/görüntüyü bindirmelerle süsleme-çalma araklama) Evet yeşilçam sineması bu 3 ögeden oluşan bir sinemadır. Ama Çetin İnanç’ın dediği gibi yeşilçam için film çeken yönetmenler her şeyden önce kendi karınlarını doyurma gayesindeydiler. Murat Tolga Şen’in (Sinema ve TV Yazarı) de dediği gibi yeşilçam bir imkansızlıklar sinemasıdır. Dünyayı Kurtaran Adam, İlk Kan,Tayfur’lu Gencebay’lı filmler ve Abdurrahman Palay’ın o n’ayır, n’olamaz gibi söylemleri yeşilçama kazandırmış seslendirmeli filmleri o dönemin ekolü şimdilerdeyse külttür. O tür filmlere sürekli efsane soundtrack’ler koyulur. Dünyayı Kurtaran Adam’da  Indiana Jones jeneriği kullanılsa bile yeşilçam aynı zamanda yaratıcı bir sinemadır. Saftır ama uyanıktır.

İlk Kan filminde Rambo’ya odaklanmayarak zombi de kullanılmıştır. Süper kahraman filmlerimizde Spider-Man bile sadist biri olarak gösterilmiştir. Yeşilçam’ın daha pek çok bilinmedik tarafı Rekin Teksoy, Çetin İnanç, Metin Erksan, Halit Refiğ, Yılmaz Atadeniz gibi avantür yönetmenler ve sinema emektarları sayesinde gün yüzüne çıkartılıyor. İkinci bölüm sektör panoraması. 24 kutu pelikülle tek seferde çekilen filmlerden tutun da figüran kullanılmamasına kadar pek çok sorunun yeşilçam sinemasında arz-ı endam ettiğini görüyoruz. (Seks furyası da dahil. Aydemir Akbaş'ın anlattıkları önemli) Cüneyt Arkın bile yeşilçamın atlama-zıplama sineması olduğunu söyler. Öte yandan sinemanın en büyük iki katili TV ve sansürün sanat ve sanatçı üzerinde bıraktığı tesir ve bunalım, dizi setlerinde teknik ekibin acımasız çalışma koşulları bütün çıplaklığıyla, çekilmiş en canlı görüntülerle bize sunuluyor.

Nezih Erdoğan: ''Luke Skywalker bir kere vuruyorsa Cüneyt Arkın yüz kere vuruyordu.''

Açıkçası, biraz daha yazmaya devam edersem filmi bir çırpıda anlatmış olurum. Tek söyleyebileceğim, yeşilçam sürekli Hollywood’dan beslense de kaymağını yiyemedi pek. Aşırı duygusalığı ve efektleriyle alay ve espri malzemesi oldu ama şartlar dahilinde görüyoruz ki biz imkansızlıklar sineması dahilinde imkansızı başarmışız. İzlerken tüylerim diken diken oldu. Motör’ü mutlaka izleyin. Müthiş bir şey! 

NOT: Motör, sene içerisinde Locarno Film Festivali, Altın Koza ve Gezici’de oynadı. Cem Kaya’nın da dediği gibi umarım filmi önümüzdeki festivaller de kabul eder.


Filmin Notu: 5/5

Remake Remix Rip-Off Trailer from Cem Kaya on Vimeo.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER