Kürk Mantolu Madonna: Bilmemek neydi? Bilmemek ayıptı

Kürk Mantolu Madonna: Bilmemek neydi? Bilmemek ayıptı
Kürk Mantolu Madonna'yı okurken ben..
TV8 ekranlarında izlediğimiz sabah programı Aramızda Kalmasın, 17 Ekim sabahı çok ilginç bir sohbete sahne oldu. Sabahattin Ali’nin yıllardır çok satanlar listesinden inmeyen ve ekrana uyarlanacağı söylentileri hiç bitmeyen eseri Kürk Mantolu Madonna için bu sefer Beren Saat’e teklif götürüldüğü konuşulurken, sunuculardan Funda Özkalyoncuoğlu kitabı okuduğunu ve Madonna’nın hayatının, aşklarının, ilişkilerinin ilginç olabileceğinden bahsetti. Bir diğer sunucu Jess Molho’nun kitabın 1943 yılında yazıldığını söylemesiyle, ‘Madonna var mıydı o zamanlar?’ diyerek şaşırdı. Anlatmaya çalışmayayım, Youtube bugünler için var.

Kürk Mantolu Madonna hayatta en inandığım şeylerden biridir ve bu kitapla ilgili her özensizlik canımı sıkar ama konuyla ilgili demeyi çok istediklerim bundan bağımsız. Herhangi bir kitap, herhangi bir film veya herhangi bir sunucu olabilirdi mesele, hiç farketmez. Burada beni en çok üzen, sunucunun ‘Okudum o kitabı’ diye girmesi lafa, bunu söylemekte hiçbir mahsur görmemesi. ‘Böyle bir kitap uyarlamasından bahsediliyor ama hiç duymadım, acaba ne ile ilgili?’ dese misal, en fazla bir kaç internet enteli tarafından (ki onların da yarısı eminim okumamış olacaktı kitabı) ‘Ayy ne biçim ünlüsün okumamışsın bir kitabı bile’ diye yersizce kınanacakken, şimdi hepimizi dev bir mahcubiyetin mecburi paylaşımcısı yaptı.

Aslında burada suçlanacak kişi o da değil belki. ‘Bilmiyorum’ demek son yıllarda o kadar büyük bir güçsüzlük, defo, ayıp haline geldi ki nerede ne yapacağını şaşırır oldu insanlar. Bilmediğini itiraf etmektense ‘Kim farkedecek?’ diye mevzuya yürüyüp karşıdakini aptal yerine koymak, karşıdakinin bunu yüzlememekteki nezaketini onun korkaklığı, daha net tabiriyle ezikliği saymak yükselen değerlerimizden. İnternetler kitap özeti sitesi doldu, yeter ki fikir edinelim ama aslında hiçbir şeyi öğrenmeyelim. Multi-tasking diye bir icat çıkaralım ama aslında yaptığımız hiçbir işin hakkını vermeyelim. Ne kadar bilmiyorsak o kadar güçlenelim, öğrenmemizle utanmamız arasında doğru orantı olsun, biri azaldıkça diğeri de ona eşlik etsin. Bundan yüzlerce yıl önce bile ‘İlim kendin bilmektir’ diyebilecek dehada şairi olan bir grup insanız aslında, keşke unutmasaydık. Hatırlayacağımız günler dileğiyle, iyi seyirler.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER