Hayat Şarkısı: Kırıldım ama o tarafı duvara yasladım*

Hayat Şarkısı: Kırıldım ama o tarafı duvara yasladım*
Nil Karaibrahimgil'in melodisi oldukça neşeli olan bir şarkısında geçen bu cümle, beni hep hüzünlendirir. Gözümün önünde canlanıveren tek ayağı kırık sehpa ya da sandalye -ya da her neyse-  aynı anda içimde bir yerde bir sızıyı çağırır. Yıkılmasın diye duvara yaslanan ve durduğu yerde aksi gibi hep ayakta duramamayı hatırlatan. Galiba hepimiz birer "tek ayağı kırık sehpa" olarak geliyoruz dünyaya. Kimimiz yaslanacak bir duvar bulup dengeyi bulabilirken, kimimiz üç ayağının üzerinde kuramadığı dengeyle yaşam mücadelesi veriyoruz.  

Bizim hikayemizde ise kahramanlarımızın kırık tarafının adı hep aynı: Baba. Üstelik ne gariptir, birbirinden çok farklı iki babanın, çocukları üstündeki yansımaları benzer olmuş. Biri gücü diğeri ise güçsüzlüğüyle ezici bir unsur olmuş çocuklarının üstünde. Kerim iktidar sahibi bir babası olmasının baskısını azaltmak için kaçmış, ilgisini babasının istediği alanlardan uzak başka alanlara yöneltmiş. Kendi özgürlüğünü ilan etmenin yolunu, çareyi babasının istediği gibi olmamakta bulmuş.

Hülya ise hep şikayet etmiş çocukluğunda babasının güçsüzlüğünden, iradesizliğinden. Onun yerine güçlü olarak telafi etmeye çalışmış eksiklerini. O da çareyi dimdik durarak, pes etmeden mücadele etmekte yani babası gibi olmamakta bulmuş. Sonuçta ikisi de isyankar, huysuz, inatçı çocuklar olmuş ailelerinin gözünde. (Burada Hülya'nın Kerim'e göre daha sert çizgilerinin olmasındaki en büyük etkenin Hülya'nın içinde yaşamak zorunda kaldığı sert iklim olduğunu da unutmamak gerek). Ve en büyük şansları evin küçük çocuğu olmaları elbette. Hiçbir zaman gerçek bir sorumluluk almaları gerekmemiş. Hülya'nın ablası, Kerim'in abisi alınması gereken sorumlulukları almış zaten. 

Hüseyin ve Melek de farklı maddi şartlarda dünyaya gelmelerine karşın benzer yükleri omuzlamışlar. İkisi de kendi tercihlerini yapamamış ya da onlar için yapılan tercihlere boyun eğmişler. Hüseyin babası tarafından çizilen yolu izlemiş, Melek'in mecburi istikametini ise babasının manevi yokluğu ve annesinin genç yaşında yakalandığı hastalığı belirlemiş.

Hüseyin babasının otoritesi altında ezilip kendi hayatını yaşayamamış; babasının istediği okula gidip babasının istediği işi yapmış, hatta babasının istediği kadınla evlenmiş. Melek babasının boşluğunda, annesinin yokluğunda evin çekip çevireni, Hülya'nın ablası, annesi olmaktan kendi olamamış. Hülya'yı sertleştiren iklimin Melek'i tam tersi daha da ezdiği de kaçınılmaz. Velhasıl, hepsinin derdinin temelinde aynı figür var aslında. Baba figürü ve o figürün etkileri altında gelişen çocukluk ve gençlik.

Peki ya şimdi? Koca birer kadın/ adam olunca onarıldı mı kırıklar? Yoksa hala orada, yaslandıkları duvarda sızlamaya mı devam ediyor eksik yanları? Mesela, o başına buyruk Kerim, kendisini istemediği bir yere zincirlediğini düşündüğü babasını kaybetme korkusuyla yüz yüze gelince pişman olmadı mı babasından kaçtığı, uzakta geçirdiği her gün için? Ya da küçükken "Ne biçim babasın sen be! İstemiyorum senin gibi baba!" diye isyan eden Hülya şimdi babasını gözleri dolarak anıp "Benim babam da iyi adamdı" demiyor mu? (Çünkü bazı şeyler çıksa gitse hayatımızdan daha güzel olacak gibi gelir bazen oysa yokluğunun açtığı yara varlığından daha derindir.)

Ya henüz sevdiği kızın ölüm acısını içinden atamamışken,  sırf babası 'işler bozulmasın'  dedi diye sevmediği (en azından özel bir şey hissetmediği) biriyle evlenen Hüseyin, "Şimdi hayatımı geri istiyorum!" derken; ya da küçük yaşlarından beri kendini ailesine adamış Melek, "Birbirimize yaşadığımızı hatırlattık." diyen Hüseyin'e "Keşke hiç hatırlatmasaydık" diye karşılık verirken hep aynı yer sızlamıyor mu içlerinde?

Evet, sızlar. Biçim değiştirir, belki zamanla büyür, belki küçülür ama hep var olur. Nasıl o kırık parça ile doğduysak onunla ölürüz. Ve bu bir umutsuzluk sebebi değildir / olmamalıdır!

Şöyle der şarkının devamında Nil; 

"Kırıldım ama o tarafı duvara yasladım
Ağladım ama bir mutlu sona bağladım" 
Mutlu sonlar umuduyla..

*Nil Karaibrahimgil'in Sinema adlı şarkısından.



BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 64
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 34
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 47
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 19
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 33
DİZİ-YORUM : SEZON 6 , Bölüm 10
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER