Güneşin Kızları’na veda

Güneşin Kızları’na veda
Güneşin Kızları, bu cumartesi akşamı yayınlanacak olan 39. bölümü ile veda ediyor. Muhteşem bir fan kitlesi ile, her bölümü sosyal medyayı yıkmış, memleket sınırları dahilinde "break the internet" yapmış bir diziyi artık ekranlarda göremeyecek olmak üzücü elbette. Finalden hemen önce, buna hazır mıyız diye kendimizi yoklamak için bu soruları içimizden soralım isterim.

AlSel'in sosyal medya etkileşimi tartışılmaz

1. Ali ve Selin’i her hafta görmemeye hazır mıyız?
Misal ben değilim. Bir takım kavgalar ve bol miktarda öfke ile başlayıp, dünyanın en şekerli şuruplu, en tadından yenmeyen aşkına dönüşen bu ilişkiyi görmemek istemiyorum. Her saniye izlemesem de bilmek istiyorum ki onlar orada, birlikte ve mutlular. Selin’in koca gözlerini Ali’ye dikip onu her mevzuya ikna edebilmesine, Ali’nin Selin’in en güvenli yeri olduğunu hep bilmeye veda etmek istemiyorum.

En hırçın oldukları zamanda bile içleri hep süt limandı aslında, zira ikisi de birbirlerinden asla vazgeçmeyeceklerini anladıkları o eşiği aynı anda geçtiler ve gerisi mutlu başlangıç. Mutlu son olacak değil elbette. Neler oldu neler bitti, biz bu ikiliye doyamadık, doyacak gibi de değiliz.

Her şeyi başlatan "damdan düşer gibi giriş yapan" SavNaz'ın aşk hikayesiydi

2. Savaş ve Nazlı’nın aşkına şahit olmamaya hazır mıyız?
Hiç de değilim. Nazlı eve gelene kadar, içinde kalmak zorunda bırakıldığı küçük ve karanlık, ona söylenen yalanlarla dolu dünyasında yaşayan Savaş ile, Savaş ile tanışana kadar hırçınlığın en ala kitabını yazmış Nazlı’nın, birlikte büyümelerini izlemeye de doyamamıştım.

Nazlı’nın o öfkeli hallerini anlayıp ona içindeki kabuksuz Nazlı’yı çıkartma imkanı verecek kadar onu seven Savaş’la, Savaş’ın cümle korkularını yenmesine, yalanlara kafa tutmasına, geçmişini ve aslında kendini bulmasına o gencecik haliyle bu kadar yardım eden Nazlı çok mutlu olsunlar birlikte isterim.

Haluk'a inanmamızı sağlayan Emre Kınay'ın performansı da unutulmazlar listesinde

3. Haluk’un aşırı deliliğine veda etmeye hazır mıyız?
Buna biraz hazırım açıkçası. Haluk, daha ilk günden süper aşık tavırları ve fazla mükemmel olması ile şüpheleri üzerine çekmişti. Hafif şüpheli tavırlardan, ağır bir psikopata dönüşümünü izlediğimiz karakteri Emre Kınay da o kadar iyi canlandırdı ki, resmen gerçekten inandık öyle biri olduğuna ve nefret ettik adamdan, aynı zamanda da bir o kadar üzüldük.

Zira Haluk’un o kadar çok iç savaşı, ve o kadar ağır travmaları vardı ki ne yapsak bilemedik, ta ki ikizlerin babası olduğu ortaya çıkana kadar. Orası biraz fazla geldi.

Hepimiz Güneş'iz, hepimiz Evrim^^

4. Güneş’in aşırı sağduyusuna veda etmeye hazır mıyız?
Etmesek olurdu. Üç çocuk annesi olmanın da ona verdiği yetkiye dayanarak Güneş, onu ilk tanıdığımız günden itibaren o kadar metanetli, o kadar aklı başında bir insan profili çizdi ki, hayranlık duymadan edemedik. Kendisini bir devam dizisinde Afet Öğretmen misali çocuklara hayatı anlatırken görmek isterim açıkçası.

O kadar travmatik olaylar karşısında bile bir takım sinir krizleri geçirip, sonrasında yine doğru kararlar alabileceğine şüphe etmediğim birisi olarak tarihteki yerini aldı, hayırlı olsun.

Dizi yayın hayatı süresince sayısız Sosyal TV rekorlarına imza attı.

5. Sosyal medyada büyük bir eksiklik yaşamaya hazır mıyız?
Buna da hazır filan değilim. Güneşin Kızları her hafta hem yayın saatinde, hem de hafta boyunca hashtag’lerden hashtag beğendiren, karadır kaşları fermanlar yazdıran, izledikleri dizi üzerinde söz sahibi olması gerektiğine inanan çalışkan hayranları sayesinde Twitter, Instagram, Facebook gibi akla gelen her sosyal mecrayı ağzına kadar dolduruyordu.

Okuyorduk, seviyorduk, çeşitleniyorduk. Bu boşluk neyle dolacak bakalım? Bekleyelim, görelim.




BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 70
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 38
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 35
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER