The Walking Dead: Her şeyi sıfırlayıp, yeniden kuralım mı?

The Walking Dead: Her şeyi sıfırlayıp, yeniden kuralım mı?
Geldik, "The Walking Dead" dünyasında yeni bir sezona daha.. Altı sezondur, her bölümünü söylene söylene, şikayetçi ola ola izledim. Ama izledim. Her seferinde aynı cümleyi kuruyorum. The Walking Dead, Frank Darabont sayesinde ilk sezonda o kadar sağlam bir giriş yaptı ki hikaye ile kurduğumuz bağı kopartmak hiçbir şekilde mümkün olmuyor. Altıncı sezona AMC çok havalı girdi. Evvelce bu kadar dikkatimi çekmemişti ama bu sezon, tanıtımda bir dünya markası oldular desem yeridir.

Cannes'da düzenlenen dünyanın en büyük içerik fuarı diye tanımlanan MIPCOM'da pek sesleri çıkmamıştı. Bir-iki asansörde giydirmelerine rastladım o kadar.. Meğer hemen akabinde 8 Ekim'de New York'ta başlayan Comic-Con'u istila edip yeri göğü inletmeye niyetlenmişler. Dünyaca ünlü Madison Square Garden'de toplu bir izleme organize ettiler. Oyuncular ve ekip ilk bölümü hep birlikte izlediler. Darly sahneye motorla çıkmış filan.. Uzatıp kafanızı şişirmeyeyim, ilgili haberi şuraya bırakıyorum, meraklısı için..



Geçen sezonu son derece kritik bir noktada bırakmıştık. Alexandria'daki iktidar çatışması Rick lehine ama vahim bir ölümle sonuçlanmıştı. Böylece Rick'in karanlık tarafa geçişine de inceden fren gelmişti. Ya da ben öyle zannetmiştim. Rick, bu sezonun ilk bölümünde de ruh halini dakikalarca Morgan'a izah etti. Sorumluluk duygusundan bir tık ileri geçerek durumdan vazife çıkarmak ve hatta vazifesini elini kana bulayarak sona erdirmeye kadar varan karakter kırılmasını ve ruhundaki parçalanmaların izini de aslında bölüm boyunca yüzünde taşıdı: sembolleri de yara bantlarıydı. Yara bere içinde parça parça bir yüz izledik. Atalarımız boşuna mı demiş insanın içi yüzüne vuru diye? O hesap işte.. Hani üçüncü sezondan itibaren dünyanın en düz anlatımını yöntem olarak seçen dramadan mutlaka "felsefik" yaklaşımlar çıkarmak isteyen olursa diye bu metaforu da bir kenara bırakalım.

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete!

First Time Again adında sonunu başından bildiğimiz bir bölüm izledik. AMC'nin "bütçe düşürdük" dedikodularına rağmen sezonlar boyunca izlediğimiz yapımın ilk kez bu kadar çok zombi kullandığı (kendi beyanları) ve digital efekte abandıkları bir açılış yaptılar. Hoş, bilgisayarda kopyalanarak çoğaltılmış zombi görüntüleri ve çatlama patlamaların kalitesi Flash Tv seviyesine zor ulaşır haldeydi. Bundan az hallice yerli işleri yerden yere vuruyoruz. Bu kadar "aksiyonlu" bir bölüm yazarak nasıl bu kadar durağan ve ağır kaldıklarına da inanamadım. Ancak en başta da söylediğim gibi finale attığı virgül sayesinde izlemeye ve merak etmeye devam edeceğiz..

Daha Carl'a bile bir kere parmak sallamadın Rick, kendine gel!

Bölümün flash-back formülü ile siyah-beyaz çekilmesini de ilginç buldum. Böylece savaşa hazırlık döneminin kasvetini anlatmak istedilerse, çok başarılı olmuşlar çünkü bütün siyah-beyaz sahnelerde içime fenalıklar geldi. Buna rağmen sezonlar arasında belki de Rick'in en çok konuştuğu bölümdü. Konuşmalara, kendini anlatmalara doyamadı. Bir an bölümü Aaron Sorkin yazdı bile zannettim, o derece..

Aksiyona abanırmış gibi yaparken dramatik açıdan karakterlerin kendini aklamasına ya da boklamasına yol açan pek etkili diyaloglara önem vermeleri sevindirici oldu. Ancak bölümün adını First Time Again koyunca, ben de olayı ve dahi duygusunu mealen "sıfırlayalım mı?" diye çevirdim ve olacaklardan da korktum açıkçası.. Sırf bu sebeple bile bizi bol kayıplı, bol kanlı bir bölüm hatta sezon bekliyor olabilir hissine kapıldım; hayırlısı bakalım..

İşte bunlar hep subliminal ürün yerleştirme çalışmaları^.^

Zombilerin kökü kurusa Rick sıkıntıdan kafasına sıkar, yeminle!

Geçen sezon finalinden beri yeni sezonun yıldızlarının Morgan ve Rick olacağından neredeyse emindim. Bölüm beni şaşırtmadan bu doğrultuda gelişti. Morgan, Rick için temiz olabildiği anların garantisi tadında bir ilk yardım çantası görevi görecek anlaşılan.. Rick söz konusu olduğunda beni en çok korkutan aynı zamanda da bayıldığım sahne, Carter'in can korkusuyla yaşadığı acıyı ve paniği aylakların dikkatini çekecek kaygusuyla acımasızca susturması oldu. Tiksindim adamdan! Hani zombilerin kökü kurusa Rick sıkıntıdan kendi kafasına sıkacakmış gibi hissediyorum.

Böyle zamanlarda Rick'ten ve dönüşeceği canavardan gerçekten korkuyorum. Adamın yüzünü yemişler dangoz biraz daha insan olabilirsin ama nerde.. Tek düşündüğü planı bozulmasın! Çünkü kurtuluş planını Ulu Rick kurdu. Herkesi hayatta tutan ve bu uğurda kayıplara doymayan Ulu Rick! Drama Tanrısı boş duru mu? Hemen bedelini ödetir. Ödetti de.. Tam paçayı sıyırdık derken kontrol edemediğin bir düdük/siren sesi bütün planlarını böyle ters yüz eder işte!

Ellerini, ellerimden ayırma hiç

Carl'ın da bu sezon kaçmaktan ve hayatta kalmaya çalışmaktan zaman bulursa aşk hayatıyla muhatap olacağa benziyoruz. Taze ergen Carl'ımız kız arkadaşıyla "temas" haline transfer olmuş. Bakalım kaos ortamında aşk kime ne çare olacak, umut ya da umutsuzluk getirecek... Kişisel olarak bu hikayenin en sonunda Rick'in açtığı omeganın kapanacağını ve dönüşmeye başladığı karanlık insanın daha da sertleşeceğini ve bunun bedelini de en temiz zamanlardan kalan tek hatırlatıcıyı yani Carl'ı kaybederek ödeyeceğini düşünüyorum.

Özetle, The Walking Dead, bir saatlik açılış bölümüyle hayatımıza geri döndü. Açılışı çeken Greg Nicotero bu sezon 3 bölüm daha çekecek. JSS adındaki ikinci bölümü ise Boxing Helena ile Razzie ödülü alan, David Lynch'in kızı Jennifer Chambers Lynch yönetecek. Jennifer geçen sezon da bir bölüm çekmişti. Hani Peder'in İncil yırttığı, Noah'ın öldüğü bölüm.. Sırf Jennifer'in yönetecek olması bile beklentimi tavan yapmaya yetti desem?

Böyle işte..
R

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER