Hayal kırıklığını yeni demledim, gel sıcak sıcak içelim...
Nerede kalmıştık? Ayrılıkta... Bu bölümde de gazı körükledik, devam ettik aynı yolda. "Konuşmamız lazım.", "Söyleyeceklerim var, konuşabilir miyiz?" cümleleriyle yine akrabalık ilişkilerimizi bozmadık. İlerleyen bölümlerde umarım tüm bağı keseriz, zira bu cümleler bünyemde alerji yaptı.

Haftaya artık anlatmazsam keçiler kovalasın beni!

Ömer yaralı... Acısından dolayı da öfkeli... Yarasına dokunulmasına asla izin vermiyor, haklı. Zaten zor bir adam o... Bütün kalkanlarını indirdiği anda fırtınaya yakalandı. Tepetaklak oldu.  Ama bu fırtınada ne kadar hasar aldığını kimseye anlatmıyor, anlatamıyor. Defne'ye bile...  

Defne kökünden koparılmış çiçek gibi... Nereye ait ya da nerede yaşarsa nefes alacak, henüz bilmiyor. Ama artık ne yapacaksa yapsın şu yalan-gerçek konusunda... Yoksa bu anlatıp anlatamama mevzusu bir yerden sonra afakanların gelmesine sebebiyet veriyor, günahtır.

E insaf! Her bölüm soydurtmasana olm kendini!

Ve beklenen Sude geldi. Annesinin hırsını, gözü karalığını genlerinde taşıdığını hissettirdi. Sinan'a sevgisinin ya da aşkının saplantılı olduğu sinyallerini verdi diye düşünüyorum. Tehlikeli bir havası var ama göriiiiciiğizzz!


Kuziş bağlama büyüsü filan mı yaptırsak, napsak?

İso-Yasemin ilişkisindeki güzelliklerden bizim acılı aşıklar Defne-Ömer'e de istenilir yani. Birbirlerini tanımaya çalışmaları, bir şeyler yaparken anlık keyifleri filan çok güzeldi. Ama bu statü farkı ve Yasemin'in bazen bastırıp uzun vadede karşı koyamadığı hırsları ve egosu bu ilişkinin kırmızı ışığı gibi duruyor. İso'cuğumun kalbi kırılmasın da :(

Dizide yüzümü gülümseten tek kişi Koray. Neriman zaten birkaç bölümdür sempatikliğini başka ülkede unutmuş bir karaktere büründü. Hikayenin gidişatı için elbette her zaman komik, sempatik olamaz ama yine de eski ışıltısını aratıyor, bu gerçek!

Deniz Bey'in (yazar soyadı unuttu) gelişinin gümbürtü yaratacağını, geçen bölüm belli etmişlerdi bu bölüm "Alın bakın!" dediler. Bütün dengeleri alt-üst edeceği ortada. Zaten böyle bir ekşın lazımdı diziye. Yoksa ciddi anlamda bunalabiliyoruz. Halbuki ne tatlı dramlar, romantikli sahneler çıkar; potansiyeli görüyoruz.

Bölümdeki en sevdiğim sahne Ömer'in Defne için endişelenip üstündeki t-shirt'ü çıkarıp vermesiydi. Ne kadar kızgın olsa da nazik adam hep yahu. Ama genel olarak bakacak olursak verimsiz bir bölümdü. Yer yer güzel sahneler var ama bir bütüne bakınca "Eh işte!" oluyorum ben. Umarım önümüzdeki bölüm daha dinamik, daha akıcı sahneler olur, biz de izleriz. Deniz-Defne-Ömer üçlüsünden tehlikeli ve kıskançlık kokan sahneler yakında gibi... Bakalım, görelim...

Dipnot: Bu arada bu haftaki dizi yorumum her zamankinden daha kısa oldu, kusuruma bakmayın :)

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 47
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 19
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 33
DİZİ-YORUM : SEZON 6 , Bölüm 10
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 15
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER