Görkemli Red Hook Meydan Savaşı

Geçen bölümün vasatlığını hepimiz affettik mi? Daha ne olsun değil mi? Daha ne olsun!… The Strain 9. bölümüyle resmen kendini aştı. İçinde dev prodüksiyonlu her Hollywood filminde olan bütün klişeler vardı. Bu kötü bir şey değil. Hepimiz o klişelere ve yaşattıkları duygulara bayılıyoruz.

Öncelikle bölüm başlarken bir sürprizle karşılaştık. Daha doğrusu kötü bir sürprizle karşılaştık. O kısacık intronun yerine yeni ve uzun bir intro hazırlamışlar. Amerikan dizilerinde daha kötüsüne denk gelmemiştim. Herhalde ucuza gelsin diye yapımcının bilgisayardan anlayan yeğeni paintte yapmış. The Strain’e hiç mi hiç yakışmayan bir intro olmuş. Umarım devam ettirmezler. 

Daha ilk dakikalarda iki şok birden yaşadım. İlki Zach’ın akıllanmasıydı. Ben hala annem de annem demeye devam eder sanıyordum. Nihayet annesinin durumunu kabullenmiş. Kabullendiği şey annesinin ölümü dahi olsa eminim epey bir rahatlamıştır. 

Şaşırdığım ikinci şey ise ekibin defans yapmaya karar vermesiydi. İhtiyar vallahi hiç tekin bir adam değil. Yüzlerce strigoi'nin geleceğini bile bile Eichorst ile karşılaşmak için herkesin hayatını tehlikeye atabiliyor. Ayrıca bugünleri düşünüp ikinci hatta üçüncü bir sığınak daha hazırlamış olması gerekirdi. Eichorst ve Mastere olan saplantısı onu tedbirsiz yapıyor. 

Ne satıyorsanız ilgilenmiyorum karşim!...

Laf Eichorst’a gelmişken Red Hook’a sızma planı gayet basit ve başarılıydı. Fakat esas başarılı olan şu ki, bu Eichorst aklı mı Master aklı mı bilmiyorum 100’den fazla strigoi’yi o bölgede saklamak ve zamanı gelene kadar çıkartmamaktı. Justine’in yerinde olsam ben de bir sarsılırdım yani… Fakat tekneciyi emiklemeleri basit kaçtı. Kaptan’ın parasını verip yollasa çok daha karizmatik olurdu. Bunlar ufak hesaplar…

Dutch - Nikki ve Fet'in arasında geçenler iyice arap saçına döndü. Dutch’ın Nikki’ye olan öfkesi de aşkı da kuvvetli ama Fet’i de bırakamıyor. Üçlü arasında bir çeşit Dawson’s Creek yaşanmaz umarım. Zira Nikki’ye bencilliğinden ötürü katlanamıyorum. Meydan savaşında Dutch’ın hayatını kurtarması bir anlam ifade etmiyor. Kedi bile kaçar kaçar ama çıkış yolu bulamadığında saldırır. Bu eğer Nikki karakteri için bir kırılma noktası olursa inandırıcılıktan uzak olur biraz. 

Gelelim görkemli Red Hook Meydan Savaşı’na… İzlerken nefesim kesildi. Normalde dizi izlerken sık sık geçen süreye bakarım ama bu sefer süre falan aklıma gelmedi. Öylesine kendimi kaptırdım. Her açıdan şahane planlanmış bir iş gördük. Game of Thrones gibi 5 sezon savaş sahnesi çekmeyi beceremeyen bir diziye istenirse yapılabileceğini çok güzel gösterdiler. (Ak gezenlerin baskını hariç)

Mermiyi strigoi'nin alnının çatısına koymayı da bilirim ama hamfendiliğimi bozmak istemiyorum..

Geçmiş yazılarımdan birinde Justine’yi anlatırken bir diktatörün doğuşundan bahsetmiştim demiştim. Diktatör olur mu bugün pek emin değilim ama bir şeylerin doğduğu apaçık ortada. Başlangıçta Eph ve İhtiyarı dinlemese de kaos anında inanılmaz bir iş başardı. Her şeyin en kötüye doğru hızla gittiği anlarda arkasında halk, kendisi en önde savunma hattına koşuşu eminim hepimizin keyiften bayıldığı sahnelerdir. Seviyoruz böyle şeyleri. Orta yaşını almış, sadece kalem tutan ve konuşan bir kadının yeri geldiğinde makinalı tüfek kullanmasına bayılıyoruz. Justine’e bu bölümden sonra daha fazla yer vermek zorundalar. Aksi karaktere de oyuncuya da haksızlık olur.

Görkemli Red Hook Meydan Savaşı tek bir alanda başlayıp bitmedi. Eph ve İhtiyar’ın Eichorst’a karşı verdikleri mücadele de Fet ve Martinez’in elektrikleri geri getirme çabası da inanılmaz gerilim yüklüydü. Eichorst bir kez daha kibrine yenildi. Master’i olsam tokatlardım. Onun yüzünden artık güçlerini ve zayıf noktalarını yetkili makamlar da öğrenecek. Güzel ve başarılı bir plan yürüttü ama sonu fiyasko oldu. 

Her şeyin sonunda, tekrar gelen elektrikle kızaran strigoiler New York halkı için bir tutkal olacaktır. Bugün Master sadece bir savaş kaybetmedi. Dört bir yana saldığı korkuyu da kaybetti. Korku ki onun en büyük silahıydı. Şimdi, kazanabileceğini görmüş ve daha fazlasını isteyen bir kitle var karşısında… Kim bilir? Belki diğer kadimler bu yüzden gizli kalmayı tercih ediyorlardı. Zira insan, tek kişi kalsa da kafayı takınca sonuna kadar kovalıyor. Run Master Run...


BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 70
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 38
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 35
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER