Hiçbir kural korkudan güçlü değildir!
Aslında, fragmanlarını ilk gördüğümde hiç ilgimi çekmeyen bir işti Kırgın Çiçekler. Yıllardır aynı şeyleri izlemekten sıkılmış birisi olarak bunun da diğer yetimhane konulu film ve diziler gibi olduğunu, çocukların hırsız ya da katil olacağını düşündüm. İlk bakışta genç oyuncuların çok tanınmamış olması ve usta oyuncu sayısının çok olmaması da beni endişelendirdi. Hukuk öğrencisi olduğumdan, bir yakınım ısrarla izlememi istedi.

Hikaye, genel olarak 5 genç kızın başından geçenleri, hayattan ve insanlardan umudunu kesmiş bir yöneticinin ve idealist bir kadının bakış açısından; zengin olduğu için kendinden başka kimseyi önemsemeyen yüksek zümreye tabi insanlardan, zenginliğin içine hapsolan ve bir türlü kendini ifade edemeyen bir çocuğun (Serkan) bakış açısıyla anlatıyor.


Şimdiki gençlik çok asi. By Feride.

Bölüme gelecek olursam, ilk bölüm Cemre'nin yetimhaneye yerleşmek zorunda kalmasıyla bitmişti. Bu bölümde de Cemre'nin eski hayatından nasıl dışlandığını, insanların nasıl iki yüzlü olabildiğini gördük ilk sahnede. Özellikle Nazan HANIM'ın "Bana 'teyze' değil 'hanım' diyeceksin." demesiyle. Çünkü onun için önemli olan, paraydı. Para yoksa, Cemre'nin elinde büyümüş olmasının bir önemi de yoktu.

Cemre'nin oyunculuğunu ise beğendim açıkçası, hele okulun ortasında yaşadığı patlamayı. Hem arkadaşı sandığı insanların gerçek yüzünü gördü hem de küçümsediği insanlarla bir arada yaşamak zorunda. Bu bölümde en çok içime işleyen, Cemre'nin sahneleri oldu sanırım. Anne babasının ölümünden kıyafet ve telefon istedi diye, kendini sorumlu tutması ve onları yakması, eski evine gitmesi... Ama en kötüsü, hiç şüphesiz, intihar girişimiydi.

Cemre'yi bulanın Songül olması ise bence çok iyi düşünülmüş bir ayrıntıydı. İlk bölümde Feride, Songül'ün bileğini kestiğini söylemişti. Cemre'nin halini en iyi anlayacak, paniklemeden gerekli müdahaleyi yapacak tek kişi Songül olabilirdi.

Songül, hakkında en az şey bildiğim; ama beni en çok etkileyen karakter. Bekaret kontrolü gibi çağ dışı bir şeyi bile "En güçlüleri benim." diye kabul eden, kavgacı, sert mizaçlı ama bir o kadar cana yakın. Bir taraftan Güney'i döverken, bir tarafta Eylül'ün kız kardeşi üzülmesin diye yalanlar söyleyebilen bir kız.

Eylül'ün dramı ise apayrı. Aile içi cinsel taciz bu ülkenin en büyük tabularından. Kızlar söylemeye çekiniyor, söyleseler bile çoğunlukla ya kız suçlu bulunuyor ya da onlara inanılmıyor. Mesude, doğmamış oğlu ve kocası için Eylül'ü feda etti. Anne olmadığımdan belki tam anlayamıyorum ama verdiği kararın kolay olmadığının farkındayım. Tüm çocuklarını korumak için doğru bildiğini yaptı. Ama yine de kolayı seçtiğini düşünüyorum. Kızına yapılana göz yumup evden attı ama sonuç değişmedi. Tokat, yanağında patladı.


Atla bebek!

Feride ve Toprak'ın komşu olması ise bana eski Yeşilçam filmlerini hatırlattı. Esas kız ve esas oğlan bir şekilde aynı eve, apartmana ya da mahalleye yerleşir ve kahramanlarımız bir şekilde -ki genelde aldatma olur.- sevgili ya da nişanlılarından ayrılırlar. Açıkcası bu ikili bana biraz klişe geldi ama dış görünüş olarak yakıştırdım. Toprak'ın yüzme hocası olması ve kızların bu konuda kötü olması bile sanki onların karşılaşması için yapılmış gibi geldi bana.

Serkan, arafta kalmış biri. Zengin olan arkadaşlarını, arkadaşı oldukları için seviyor; ama yaptıklarını desteklemiyor. Eylül'lerle dost olmak isteme nedeni de en azından, başlangıçta araftan kurtulmak belki de. Kendi yolunu çizmek için doğruyu görmesi, bunun için de doğru insanlarla tanışması lazım. Eylül ile Facebook'tan konuşmaları ise kafamı karıştırdı. Bu çocuğun profil resmi yok mu ya da adından da mı tanımadı? Diyelim ki hesap sahte, sadece Eylül'le konuşmak için mi sahte hesap açtı yani?

Meral'in yaptığı hırsızlığı kendi aralarında para toplayarak telafi etmeye çalışmaları, belki de bölüm boyunca söylenen "Bunlar aile terbiyesi almamış çocuklar." sözüne en güzel cevaptı. Bence en sinir bozucu karakter ise yetimhane müdürü. Çıkarları uğruna her şeyi yapacak potansiyeli var gibi.



Bölüm sonunda Eylül üvey babasını bıçakladı ama 3. bölüm fragmanı sayesinde ölmediğini, üstelik kızlara tekrar saldıracak kadar iyi olduğunu da gördük. Yani beni heyecanlandıran, bölüm sonundan ziyade fragman oldu -ki bunu çok sevdiğimi söyleyemem.- fragmanı başka kesitlerden de verebilirlerdi.

Bu haftalık bu kadar. Umarım reyting uğruna amacından sapan dizilerden olmaz ve ömrü uzun olur.

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 47
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 19
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 33
DİZİ-YORUM : SEZON 6 , Bölüm 10
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 15
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER