Oyun bahane, aşk şahane!
Çok yakıştı!
Acı çeken, üzülen ve sürünen erkekleri izlemek bana ve hemcinslerime neden bu kadar keyif veriyor bilmiyorum ama Ömer'in bu hallerini izlemek için geçen haftadan beri resmen gün saydık. Sonunda istediğimize de fazlasıyla kavuştuğumuzu düşünüyorum. Birini sevdiğimizi anlamak için illa kaybetmemiz gerekiyor demek ki. Ömer de Defne'nin yokluğunda -ki 24 saat bile geçmedi- bunun farkına varmasa bile onu özlediğini, yokluğunu hissettiğini bize fazlasıyla belli etti. Ömer gibi, hayatına herkesi almayan birinin Defne'ye bu kadar çabuk alışması olacak güzel şeylerin habercisi. Zaten bölümün geneli de bana göre bir ön provaydı.


İftar'da ezanın okunmasın beklerken biz. (Temsili)

Neriman Yenge açıkçası beni biraz şaşırttı. Ben onun Defne'yi hırsızlıkla suçlayacağını hiç düşünmezdim. Aksine, destek olacağını sanmıştım; yanılmışım. Defne her ne kadar hatalı olan taraf olsa da bu suçlama çok ağırdı. Zaten kızı "Güzel değilsin, alaturkasın, bir havan yok..." diye ezip duruyorlar. Yani Neriman'ın çirkin'i Defne gibiyse, güzellik çıtası Adriana Lima, Miranda Kerr falan herhalde. Tamam, sonradan olayı halletti ama söz ağızdan bir kere çıkıyor maalesef ve kolay kolay da unutulmuyor. Neriman Sultan'ın kredisi bizde sonsuz ama yine de olmadı, yakışmadı. Neyse ki Necmi Amca günü kurtardı. Bu bölüm tebrikler ona gidiyor.


Hem Mr. Darcy, hem Mr. Grey. İkisi bir arada!

Defne'nin Ömer'in ayağına kadar gitmesini takdir ettim. Yaptığı büyük sorumsuzluktu, kabul edelim ama hırsızlık ağır bir itham oldu. Onun da tüm derdi Ömer'e kendini anlatabilmekti zaten. "Sevdiğin insanlar gerçeği bilsin yeter." diyerek inceden bir mesajı da verdiler bize. Aldık selamı, sen çok yaşa ekmek arası. Yüzleşme sahnesi çok güzeldi. Gurur yapmadan iki taraf da derdini anlattı, özürler dilendi. Olay çok uzamadan tatlıya bağlandı. Ama benim küçük bir sıkıntım var bu sahneyle ilgili: Ömer ve Defne'nin asansör sahnesi niye pat diye kesildi? Kızın o kadar peşinden koştu, asansör kapılarını açtı, özür diledi... Bari ne cevap aldı, onu görseydik. Ben Defne affetmedi, gurur yaptı ''oh oh güzel sürün Ömer!'' diye sevinirken birden hoop ters köşeye düştük. Bu bölüm sahneler arası kopukluk biraz göze battı. Hop kardeşleyiz, hop şirkette, anneanne falan derken kafalar karıştı. Neyse ki bölüm çok güzeldi de göze fazla batmadı,  aman dikkat!


Arabası kabağa dönüşen Kül Kedisi:(

Ah Defne ah! Sen ne işlerin içine girdin böyle? Akıl veren çok ama asıl konuşulması gerekenler hiç konuşulmuyor. Bir kadın için, anne eksikliği çok zor olmalı. Gençliğini yaşayamamış; aşkı, o heyecanı tadamadan üzerine bir ailenin sorumluluğu yüklenmiş, aşkı bilmeyen kızdan, bir adamı kendine aşık etmesi bekleniyor. Ömer'le bir çok ortak noktaları var aslında. Anne eksikliği, yaşama mücadelesi vermeleri, aşkı tadamamış olmaları, küçük yaşta büyük sorumluluklar almaları onları hep bir araya çeken detaylar. Ama işte tek sorun hissettikleri şeye bir ad verememeleri. Kendilerini düşünmeyi o kadar uzun süre önce bırakmışlar ki, hislerini hep geri plana atıp önemsizleştiriyorlar. Ta ki o patlama anına kadar. Ben bu patlamanın yakın gelecekte olacağına inanıyorum. Şu an içlerine atma ve inkar evresindeler. Ömer, Defne'ye göre birkaç adım daha önde sadece. Dolmaları ve taşmaları yakındır. Hele ki bu bölüm fragman niyetine tadımlık bir ilişki yaşamışken.

Kibar adam bir başka oluyor. Ömer, bu bölüm birçok kişiyi -ben hep hayrandım zaten- kendine hayran bıraktı. Özür dilemekten çekinmemesi, Defne ağlarken kıyamaması, Esra'yla konuşurkenki resmi dili. Hangi birini sayayım bilemiyorum. O kadar küçük şeylere dikkat edip, basit şeylerle mutlu oluyor ki, Defne'ye bir mıknatıs gibi çekilip aşka düşüşünü izlemekten büyük keyif alıyorum resmen.

Bu bölüm favori sahnem, kesinlikle mutfaktaki çorba pişirmeydi. Çünkü gerçek olan buydu. Ne oyun, ne zorunluluk... İçlerinden geldiği gibi davrandılar. Bu sahnelerin devamını görmeyi çok istiyorum. Zaten Ömer'in aradığı ilişki de tam olarak bu. Defne ona çook iyi gelecek.


Yeni ayakkabı alınca ben.:D

Gelelim bölümün iki kahramanına: Herkes Koray'ı tebrik ediyor ama ben Vedat'ın da unutulmaması taraftarıyım. Sonuçta ilk olarak ayakkabıları bulan kişi o. Yasemin şu an için yırtmış gibi görünüyor. Zaten bu olayın ortaya çıkacağını hiç düşünmemiştim. Bakalım daha ne dertler açacak başımıza. Neriman umarım ileride gerçeği söylemediğine pişman olmaz. Bir de söylemeden geçemeyeceğim, koskoca dünya şirketinde bir tane bile güvenlik kamerası yok mu yani? Herkes elini kolunu sallaya sallaya her yere girip çıkıyor, ayakkabı ortada geziyor. Ömer gibi birine yakışmadı bu ihmalkarlık. Masraftan kaçmayalım piliz, önce güvenlik.


Bilmeyenler için Ömer'in annesinin fotoğrafı dizinin senaristi Meriç Acemi'ye ait. Bir nevi karakterin annesi sayılır. Küçük ama güzel bir detay.

Oyun sahneleri biz izleyenler için adeta kısa bir fragman tadındaydı, tadı damağımızda kaldı. Aşkımlar, canımlar her iki taraf için de havada uçuştu. Ben hiç yadırgadıklarını göremedim bu kelimeleri, ya siz? İçten geliyorsa demek... Annesinin yüzüğünü tereddüt etmeden Defne'ye takan Ömer'e ne desem bilemiyorum. Bu dizide erkek tarafı olduğumu söylemiştim zaten ama iyice oğlan anası olma yolunda hızla ilerliyorum. Öpüşmenin olmamasıysa bölümde sevindiğim bir diğer detaydı. İlk öpüşme oyun için güme gitti zaten, ikincisi artık gerçek olsun.

Kiralık Aşk'ın 4. bölümü de temposundan bir şey kaybetmeden, yine yüzümüzde güller açtırıp gözümüzü açıp kapayıncaya kadar bitti. Normalde yerli diziler çok uzun diye şikayet ediyoruz; ama bu dizi bana haftada bir gün yetmiyor. Buradan yetkililere sesleniyorum, her gün yayınlayamıyor muyuz bu diziyi? ''Her gün yayınlansa izlerim.'' diyen bir sürü kişi tanıyorum ve bu gruba ben de dahilim tabii ki.

Neyse, haftaya Şeker Bayramı'nda tatlış bir bölümle görüşmek üzere. Fragmana kanıp çok üzmeyin kendinizi. Güzel şeylerin hep bir bedeli vardır. Bölümde emeği geçen herkesin emeğine sağlık.

Kitapkurdu

Kiralık Aşk 5. Bölüm Fragmanı



İzleyici bölüm hakkında neler dedi?



















BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER