Bu çilek çürük tesadüf kokuyor..
Her gün onlarca farklı insan görüp yüzlerce tuhaf hisse zihnimizi açıyoruz. İstiyoruz ki akşam vakti izlediğimiz bir hikaye, hele ki yaz akşamıysa, içimizi ferahlatsın. Herkes gibi ben de bu niyetle geçiyorum ekran başına ve koparıyorum dünyayla olan tüm bağımı. Ben dünyayı ardımda bırakıyorum ama gel gör ki Çilek Kokusu tesadüfler zinciriyle nefesimi boğazımda düğümlüyor..

Umut dolu, renkli ve motive edici öykülerin sadece yazın değil kışın da hayatımızda olmasını istiyorum. Çünkü sanıldığının aksine güzel duygular mevsimlik değildir. Peki biz neden her şeyi tıpkı duygularımız gibi kalıplara sokmaya çalışıyoruz? Aslı neden bu denli şaşkın? Peki ya Burak? Neden tüm repliklerini boynunu doksan derece bükerek dillendiriyor? Sorular sorular..


Sıs yıksı hıvızı ıtırım sını!

Yusuf Çim'in ciddi anlamda bir oyuncu koçu desteğine ihtiyacı var.. Karakter nefret edilsin diye kurgulanmış adeta. Fakat bu nefret başlangıçtaki flört canlılığı için değil de ömürlük sanki. Biraz daha sürerse kapısına dayanıp ''Yetheeeer'' diye haykırmamız an meselesi. Naçizane tavsiyem mimikten kısıp tonlamaya odaklanması. 


Akdeniz akşamları?

İşin aslı Ekin Mert Daymaz beden dilini daha verimli kullanıyor. Fakat onun da ufacık bir styling sıkıntısı var.. Diziyi izlenir kılan en önemli unsurlardan biri ise Mine Tugay'ın tazelenmiş görünümü.. Ona baktıkça içim açılıyor ve istiyorum ki bu iş güzel yerlere, Mine Tugay da bu işin içinde hak ettiği çizgiye ulaşsın!


Üşüdüysen beynimi yakayım, ısınırsın!

Annesiyle bir başına kalmış, eve iyi kötü iki lokma ekmek taşımış ve dünyayı az çok anlamış bir kızın bu denli sarsak davranışlar sergilemesi karakterin ruhuna aykırı. Bir karaktere ruh üflenirken ona ''Azıcık kenara kay da senin çerçevenden bir bakayım şu dünyaya'' demeli yazarlar.. O karakterle uyuyup, sabah onunla kahvaltı yapabilmeli en az üç gün. Ben Aslı'ya bakınca onun Aslı'lığına inanmakta güçlük çekmeye başladım. Sürekli kafasını bir yerlere çarpıp, içinde taşıdığı gerçek aşk olup olmadığı belirsiz bir duyguyla savrulan incecik bir rüzgar sadece.. Bölümde paralel giden yaşamlardan ve tesadüfler yağmurundan ne kadar bezdiğimi ilk bölümde anlatmıştım. Bu bölüm de bu bıkkınlıktan hiçbir şey kaybetmedik çok şükür. Bir de kahramanlarımızın yerli yersiz soyunmalarıyla şişkin kaslara fazlasıyla doyduk, o ayrı..

Burak karakteri nispeten daha çok mantığa oturuyor. Romantik komedilerde mantık bize ''Zenginler duygularını cüzdanlarında taşır'' der ve biz de inanırız. Ama zaten bu önyargılarla tanıştığımız bir karaktere daha fazla yük bindirmek neden? Ana karakteri ne zaman sevmeye başlayacağız diye düşünürken buluyorum kendimi.. Oysa ki arabanın bozulduğu sahnede ağaçtan düşmekten daha derinlikli bir atmosfer kurulabilirdi. Elimizdeki fırsatları neden bu kadar kolay harcıyoruz?


Kötü düşüş.....

Aslı çok daha dinamik ve güçlü bir kız olmalı. Karakterlerin zıt olması için aralarında uçurum olmasına gerek yok. Gelin bu alışkanlığı kıralım artık. Güç elde etmenin bin tane yolu var. Bazen para, bazen aile, bazen aşk ama illa ki cesaret.. Zengin balık ürkek balığı yutmasın artık. Seyirci bu klişeyi yutmuyor çünkü. Fakat tişört uyumuna bayıldım, söylemeden olmaz! Güldüren tek sahne olmayı başardı. Tek bir güne yayılan koca bir bölüm izledik. Hiç reklam arası vermemesi zaruri ihtiyaçlar açısından biraz sıkıntılı olsa da tamamına erdik. Fakat neylersin ki onlar çıkamıyor kerevetine.. Birbirimizi havuza atalım, sonra bir köyde kaybolalım ve partinin başlayacağı anda ''Arkası yarın eheh'' diye seyirciyi aç biilaç bırakalım demek pek de tatlı durmuyor.


Parası neyse vereyim yeter ki sus..

Görselliğin içimi aydınlattığını söylemem gerek. O yemyeşil ağaçlar, pırıl pırıl deniz ve renkler sahiden ortamı en güzel haliyle yansıtıyordu. Yönetmenimizin ellerine sağlık. Ayrıca Elçin'in her şeyi replikle anlatmasından hiç hoşlanmadım.. Biz seyirciler 'görmek' isteriz. Eski eşiyle sıkıntıları var bunu anladık ancak zihnimizde şekillendiremedik. Volkan'ın kız kardeşi dahil oldu bir anda oyuna ve onu da merak etmiyoruz. Belli ki küçük kız kardeş, eski sevgili Deniz'den hoşlanmıyor. Ve? İşte o kısım boşluk. Yani işin üzücü tarafı bu hikayede bir hikaye yok.. Fakat bir sonraki bölümde hikayeye can gelirse ve artık emeklemeyi bırakıp koşmaya başlarsa benden mutlusu olmayacak.

Çünkü ben bu işi izlemek istiyorum. Güzel günler.

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 70
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 38
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 35
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER