Karagül'ün konusu ciğerlere köz dökmek!
Rüyalar korkulara, sorular cevaplara ve günahlar hesap gününe çevirdi yüzünü. Sırlar gerçeklere, evlat annesinin kanına ve acılar kalbimizin orta yerine sürüklendi. İşlem tamam, Karagül koca bir sezonu daha altından hakkıyla kalkarak devirdi!


Gecenin günahı gündüzün sevabını örter..

Karagül'ün rüya sahneleri meşhurdur malumunuz.. Bu defa izlediğimiz rüya sahnesini de epey sevdim! Ebru'nun ışıltılı güzelliği, mekan seçiminin muhteşemliği.. Anne ve bebeğin huzuruna çöken o acımasız karanlık.. Kendal'ın kollarında kendi cehennemine taşıdığını düşündürten odunlar.. Kısa fakat vurucuydu.


Kovulmaya alışmak mıydı şimdi bu?

Narin'in hikayesi içimi kırdı döktü bir kez daha.. Beklemenin acılığına bir de beklenenin gamsızlığı eklenirse ortalık yangın yeri olur çünkü. Baran o yangının küllerini üflemek ve unutturmamak istedi. Her erkek çocuğu gibi annesini paylaşmak ona dünyanın en korkunç fikriymiş gibi geldi. Ve ben bu kez gerçek bir Baran gördüm karşımda.. Ortalığı kırıp dökmeden de incinmişliğini anlatabilen bir Baran. Kovulsa da bıkmadan usanmadan hastanenin kapılarını aşındırarak Ebru'ya, öz anasına doğru için için akıp giden bir Baran. Yaşıyordun sen Baran, bu bölüm asi bir ergen olarak değil de yetişkin bir adam olarak acı çekiyordun.


Ölümün her türlüsü Kendal'ın ellerine bulaştı..

Kendal'a 'Bir bölüm içinde en çok zarara sebep olma' ödülü verilmeli. Adam aynı anda hem kardeşini intihara sürükleyip hem de teyzesini diri diri gömüyor. Hem önce Ebru'yu delicesine sarsıp hem de sonrasında kazaya sürükleyebiliyor. Başarıdır bu! Ama teyzeyi gömmek var ya, işte o tam da bir Kendal hamlesiydi. Kendal bunu yapardı, kadınlara ve çocuklara dokunurdu. Hatta en çok da onlara dokunurdu.


Nereye varsam ayrılık..

Oğuz'un üstü başı dert tasa.. Deniz kızımız çekti gitti belli ki.. Deniz ne kadar uzakta, bizler o kadar huzurlu. Zaten iki gün gülsek beş gün ciğerimiz sökülüyor. Bir de Deniz'in patırtıları çekilmiyordu vallahi. Üzülme sen de Oğuz; mutfağındaki tabakları ve kalbindeki Narin aşkını yıkıp dökecek kızın birazcık kafa dinlemeye gitti. Belki de dönmez, ki içimizden geçen dilek bu yönde.. Finalden beklentim bütünüyle karşılanmadı tabii. Sevdiğim işlerde böyledir, hep daha güzeli olsun isterim. Oğluna gelin beğenemeyen anneler gibi.. Zira bu bölüm daha çok uzunca bir müzik klibi izliyormuşum gibi hissettim. Diyaloglar kısacıktı, monologlar ise ömür boyu! Herkes öylesine büyük laflar ediyor ki, bu yörede doğan çocuklara çeyrek altın yerine deyimler sözlüğü mü hediye ediliyor diye düşünüyorum.. Yine de açtığı kapılar ve uyandırdığı soru işaretleriyle Karagül beni değil üç, daha on üç sezon kendine hapseder. Bu gerçekle barıştım..

Bu kez sezon finalinde merak uyandıran konuların herkese eşit olarak bölünmesi şıktı. Bir dönem sadece Murat'ın yaşayıp yaşamaması ya da Baran sırrından beslenen sezon finalleri artık daha geniş bir yelpazeye evrildi. Şimdi Sibel'i çok merak ediyorum mesela.. Peki ya Melek, sahiden ölecek mi zavallı kız? Kenan bu sezon gideremediği intikam duygumuzu yeni sezonda daha da kuvvetli biçimde körükleyebilecek mi? İşte bu sorulardır senaryoyu beklenir kılan. Ve yan karakterlerin elleridir ana karakterleri gökyüzüne kaldıran.. Yeni sezon fragmanını şimdiden epey merak ediyorum.

Gelelim kafamın içini minik karıncalar gibi eşeleyen sorulara.. Sabri hastaneden doktoru rehin alarak kurtuldu. Peki bu kadar kolay mı? Bir yanında doktor öte yanında asker dikilirken silahı kapmak, hem de öylesine yavaş bir hamleyle? Sonra elini kolunu sallayarak gitmek ve öylesine küçük bir yerde yakalanmamak?


20 yılın sızısı dökülür dudaklardan..

Narin'in Baran'dan gerçekleri duyup Oğuz'dan ayrılması ise ayrı bir olmamışlıktı. Baran gerçekleri öğrenecek, öyleyse dün nişanlandığım adamdan ayrılayım mı? Peki uçurumdan kendini bırakıp sonra yine tek başına geri tırmanması neydi? O topuklularla ufacık bir yanlış adım insanı paramparça olacağı hızda aşağı çakmaz mıydı?


Yalvarırım söyleyin, bunu bana niye yaptınız?

Final sahnesinde ise Baran ve Ebru hastaneden arka arkaya çıktılar. Ebru eve varıp büyük bir yüzleşme yaşadı. Peki Baran neden taksiden çoook daha erken inip eve yürümeyi tercih etti? Hem de Ebru'ya ulaşmak gibi ciddi bir amacı varken? Hadi indi diyelim, yüzleşmenin sürdüğü uzunluktaki zaman diliminde eve ulaşması gerekmez miydi? Ebru bir gece hastanede kaldı da kafasına yapıştırılacak bir sargı bezi bulunmadı ya, ben asıl ona yanarım..

Yeni sezonda tahminim, Ebru öğrendiği sırla sarsılacak ve gücünü oğluna ulaşmaya harcayacaktır fakat Narin'e de kayıtsız kalamaz. Benim tanıdığım Ebru biraz da olsa zaman verecektir Narin'e.. En azından bunu uygun bir dille anlatabilmesi için. Fakat dikkatinizi çekerim, 'biraz da olsa'.. Çünkü bir sezon da Baran'ın sırrı öğrenmesine harcanırsa televizyonu camdan fırlatmayı planlıyorum. Tüm oyuncular saygıyı hak ediyor fazlasıyla fakat Ece Uslu'nun final performansına ekstra bir alkış istiyorum! Bu işi en güzel hale getirmek için gecesini gündüzüne katan tüm set ekibine, değerli senaristlerimize ve Karagül'ü asla yalnız bırakmayan sizlere teşekkürler..

Eylül'de görüşmek üzere.

 

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 70
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 38
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 35
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER