Güçlünün zaafı kibir, zayıfın zaafı gurur!
Ne zaman en umut bağladığım yerden yaralansam aklıma çocukken evimizin merdivenlerine oturup güneşi batırdığım günler gelir. Bazı yaraların yararlı olduğunu hatırlarım çünkü. Kanın sızar, nefesin kesilir ama canlı olduğunu da en yoğun biçimde bu anlarda hatırlarsın. O anlarda yaralarına kim, nasıl dokunduysa sen de ona dönüşürsün. Farkında bile olmadan..

Kendal uçurumlar açmanın ustasıyken bir anda kendini karanlık kuyularda buldu. Adaletin sağlayıcısı Kenan geldi, artık yüzümüz gülecek derken bir de baktık ki ortalık daha beter karışmış. Kendal'ı varlığında kovuyor, yokluğunda ise çok arıyoruz. Ama anlamadığım şeyse Kendal'ın ortalıkta varken de yokken de aynı derecede zarar verebilme becerisi. Yine de çaresiz kalmak, üşümek, soğuk sularda çırpınmak ve güvendiğin kişiden zarar görmek gibi sevimli şeyler yaşıyor şu sıralar Kendal. Ben bunun bir müddet daha sürmesini diliyorum. Çünkü öfkesi ne denli kızışırsa patlaması da o denli şiddetli olur. Ve ben sakin bir insan görmek istesem etrafıma bakabilirim ama ekranda Kendal'ın patlamasını görmek bana büyük keyif veriyor.


Ben yerime yer edeyim, gör bak sana ne edeyim..

Özlem ise yaşayamadığı hayatın acısını katmerleye katmerleye çıkarıyor. O pirzolayı kemirirken tadını damağımda hissettim. Öylesine eksik ve yoksun yaşamış ki onun tavırlarına kızmak gelmiyor içimden. Çünkü o acı çekerken herkes öylesine suskundu ki, devran döndüğünde ondan şefkat beklemek aptallık olur. Konakta yaptığı konuşma efsaneydi. Ebru bugüne kadar kendine verilenlere susarak mütevazı yanını sergilemiş gibi görünse de aslında gittikçe daha çok konak halkına benziyor. Dolarların üstüne oturup bulgur pilavı yer bunlar Ebru, heheyyyt! Ayrıca Özlem'i ceket-etek takımları içinde görmek enfesti. Topuklularıyla şıkır şıkır konaktan girerken çarığındaki delikle utancını izleyerek yaşamış Özlem'den eser yoktu. Ben güçlü kadınlara bayılıyorum!


Küçükken su fışkırtanını da almıştım bunun.

Baran yanlış sularda yüzmekte kararlı. Yahu canı sıkıldıkça silaha sarılıyor bu çocuk. Namus bekçisi görevinden sıyrılmak hiç ona göre değil. Biri de demiyor ki şifa niyetine ortadan kaldıralım artık şu silahı diye. Bir sahnede silah görünürse o silah patlar derler ama bu kadar sık görünüp patlamayan başka bir silah da gelip geçmemiştir herhalde dizi tarihimizden. Ben silahın patlamasından değil toz olmasından yanayım. Gözünün önünde Sibel örneği varken Özlem'e çemkirmek sana mı kaldı küçük Kendal? Üstelik yeni kaynaştığın kardeşlerinin tepkisini göze alma pahasına.. Kadriye Hanım gururunu elden bırakmıyor, o konuda dilimde tüy bitti. Ama Baran'ın biraz olsun mantığa bürünmesi farz oldu artık.


Baharı bekleyen kumrular gibi..

Baran silahlardan, Narin ise Baran'dan usanmıyor. Oğuz'la gittiklerini gördüğümde inanmıştım, ne yalan söyleyeyim. Fakat Karagül ekibi rüya formatını artık gerçek yaşama uyarlamış olacak ki, bu kez ''Öyleymiş gibi yapalım''cı bir sahne izledik. Gidelim, ama aslında gitmeyelim.. Sevelim, sevilelim ama ömür boyu kalbimize gömelim.. Narin'in yol boyu düşlerini saçarcasına el işi çeyizini saçtığı sahne ise fazlasıyla epik olmuş. Ama esasında bu yaptığınıza kandırıkçılık denir sevgili Karagül ekibi, hayallerimize yazık değil mi? Ne Deniz aklı başında bir çocuk ne de Baran bencilliği elden bırakacak gibi. Bu gidişle bu aşkın sonu acı dolu kalacak.

Ortaya çıkan Rüstem işleri karıştıracak, o kesin. Kötülükte Kendal'ın eline su dökemez ama bi' ince kulvarına girer gibi duruyor. Oğlu Merdan dokunmatik telefonun ekranına yapışırken babasının daha ince hesapları var çünkü. Merdan'ın kişiliği ise karmaşık geldi bana. Yani çizilen profil Merdan'ın paranoyak yapısını vurguladı aslında. Ama Merdan sevgilisinin mesajlarını yakalayınca şak diye babasına anlattı. Bu soğukkanlılık o paranoyaklığa sahip biri için fazlaydı. Sevgilisini direkt harcamak demektir çünkü bu ve en azından kızımızla bir hesap sorma sahnesi yaşansa daha rahat ikna olabilirdim. Bu aşırı mantıklı tavır Merdan'a bir beden büyük geldi. Bakalım Kendal kurtulunca Özlem'in sonu ne olacak? Daha da önemlisi Özlem işin boyutunu daha ne kadar ileri götürüp onu savunan insanlara da saldıracak? Bekleyip göreceğiz.

Güzel günler.

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 47
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 19
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 33
DİZİ-YORUM : SEZON 6 , Bölüm 10
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 15
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER