Hangimiz sevmedik çılgınlar gibi...

Hikaye gönül meselelerinde ne kadar ağırsa entrika konusunda bir o kadar tozu toprağa katıyor! Bu konuda ne çok şikayet ettiysek artık senaristler ani bir viraj aldı öyle bir virajki fren balatalarının kokusu burnuma geldi vallahi., bu ne hız!  


İlk bölümlerde 'Sen bana ordan bir canım diyordun benim burda kalbim kaburgamın altına sığmıyordu' gibi aşk edebiyatının en sükseli laflarını Berkant için ziyan eden Asiye cümledeki değeri karşısındaki adamda bulamayınca karnında bebeğiyle yalı durağında inince ilk bakışta olmasa da bir iki bakışta Taylan'a vuruldu. Hayatı boyunca hayatındaki her erkek tarafından ezilmiş, en büyük aşkı olması gereken babasından da dirsek yiyen bir kadının çok dürüst oldukça anlayışlı eh blraz da yakışıklı bir adamı görünce kafasının karışmaması mümkün değildi ki Asiye de her ortalama insan gibi bu yolları arşınladı. Ama aşk anlayıştan ibaret değil ki aksine monotonlaştırır ilişkiyi. Aşk tutku demek aşk kıskanmak demek aşk bağırıp çağırmak demek aşk her duyguyu zirvede yaşamak demek. Asiye'nin bunları anlaması elbette biraz uzun sürdü. Herşeyin kıymeti yokluğuyla anlaşılır derler, doğrudur da.. Hangi birimiz gören gözlerimiz için sokakta görme engelli bir adam görmeden şükrediyoruz ki.. Herşeyin en yücesinin yaşandığı gönül meselelerinde de olay bundan ibaret.. Asiye Çetin'i sürekli paspasın altındaki anahtar gibi görmeye, nasılsa hep elimin altında diye davrandıkça tatmin olan egosu etrafında olup bitenleri görmesine izin vermedi. 

Hayatındaki bütün önceliklerden vazgeçmiş tek kriteri güven olan bir kız Asiye. Birine arkasını döndüğünde 'Acaba ne işler karıştıyor?' hesaplarından uzakta koşulsuz güven arıyor. Aradığını bulduğunu da onu kaybedince anladı her insan gibi.. Çetin'in Asiye'nin burnunda tütebilmek için 14 bölüm yanması gerekiyormuş meğer.. 


Hale'nin Asiye sevgisi(!) beni benden alıyor artık. Asiye'ye teklif ettiği çıkar ilişkisinin ne kadar boş olduğunu düşünsem de Semra'nın oyunlarıyla bu ittifak Asiye'nin de aklına yatacak gibi gözüküyor. Kaybetmeye başlayan her insan bu kadar çıldırır mı gerçekten merak ediyorum. Çünkü Hale'nin yaptıkları aklına perde indiğinin bir kanıtı. Yaptığı hiç bir şeyde mantık yok zaten kendisi de bunu aramıyor sadece aklına geleni yapıyor. Bu açıdan hikayede en hızlı değişen karakter olma yolunda ilerliyor. Kendisini intiharın eşiğinden kurtaran kadının bebeğinin katilini olabileceği düşüncesinin mantıklı gelmesi başka türlü açıklanamaz çünkü. Bizımla degılsın cınım!

Taylan'ın durumu ise ciddiyetini artarak devam ettiriyor. Mine'nin ondan vazgeçtiğini göremedi çünkü kendisi bi hayli meşgul. Bölümlerdir altını çize çize söylediğim durumda nihayet ilk sinyallerini vermeye başladı. İlk bölümlerden beri hayran hayran baktığı Asiye'yi hakkındaki her gerçeği öğrendikten sonra da bu kadar kolay kabullenmesi ve karısına hakaret ederken bile onu hayran hayran izlemesi aşk üçgeninin üçüncü ayağınında kurulduğunun ispatı. Asiye'nin bence çok gereksiz ama hikaye için ilerdeki bölümlerde Taylan'ın Asiye'ye olan ilgisinin mihenk taşı olacak 'seninle zaman geçirmek istedim' cümlesi bay doğrununun bütün netlerini sildi ve flash-backlerde yaşamaya başladı. 


Ali'nin hayata tutunduğu dal Mine. Dizinin tanıtımında da Mine'nin namusu Ali'nin herşeyi cümlesi vardı. İşte sorun tam olarak da bu. Ali bence hikayenin en çok seven karakteri ama aşkla bekçiliği birbirine karıştırıyor çoğu zaman. Her an sorgulamak şüphe duymak hangi aşkın fıtratında var Ali? Ne zaman değişmeye Mine için başka biri olmaya çalışsa yine ilk virajda kamyon devirdi. O yüzden hep eleştirdiğim Mine'yi bu bölüm tam ayarında buldum. Hayatın kendisinin olduğunu artık kendisinin de mutluluğu istediğini yüksek perdeden anlattı ev ahalisine. O yaşlarda bir genç kızın sürekli ezilmesi, hor görülmesi, her haksızlığa boyun eğmesi karakterin gerçekliğini bozuyordu.  Senartistler de bunu anlamış olmali ki sirkelendi ve kndine geldi. Sahalarda görmek istediğimiz hareketler bunlar.. Ali her 'Çok seviyorum abi yaa' diye debelendiğinde  başkasının yanına çıraklığa gitti. Kendi başına aldığı hiç bir kararın mantık cetvelinde sıfırın üstüne çıkamayacağını anlayınca bu sefer de Çetin'in kankası oldu. Ama itiraf edeyim bence çok da güzel oldu. Hikayenin biraz nefes alması tebessüm ettirmesi çok güzel detay.. Attığı doğru adımlarla Mine'nin de aklını başına getirdi. Mine'nin evliliğe gerçekten sevinmesi, Ali'yi sevdiğini anlaması ve Taylan mıy mıyından kurtulması, ablasını desteklemesi, Çetin'i savunması.. ,İtiraf edeyim ki bu bölüm Mine-Ali çiftine karşı önyargımı yerle bir etti. Sevmeye başladım onları ama bu şekilde sevdim ağlak halleriyle değil. Duyrulur..



Hikayenin taze kanları Ömer-Canan ikilisine dönersek burdan büyük bir hayal kırıklığıyla dönmemiz an meselesi. Ben çok başka bir hikaye beklerdim açıkcası. Tamam Belenoğulları'ya ortak paydada buluşması yasak ilişkinin yasak meyvesi olarak belirlenmesi okey ama bu zaten ilk akla gelen şeydi. Zira bu hikaye bende yeni birşeyler algısı yaratmadı. Çünkü Ömer'in intikam uğruna Asiye'ye Canan'ın da Çatin'e aşık olacağını adım gibi biliyorum. Bekleyelim görelim..

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER