Fosforlu  kedi gözleri bize yol gösterecek!
"Seni test etmek için yapmıştım.."
Geçen hafta nerede kalmıştık? Düğünün en şamatalı yerindeyken ortaya çıkan Ertan'da. Alttan verilen gerilim müziği eşliğinde Ertan kafa sallarken, şimdi sizi saksıya fesleğen gibi oturtacağım der gibi bir ifadeyle Fatih ve Zeynep'e bakıyordu. Peki bu hafta Ertan konusunda ne oldu? Hiçbir şey.. Gerçekten inanılır gibi değil. Hikaye kurarken merak ve gizem unsuru yaratmak çok kullanılan bir yöntemdir ki ben bu tarz hikayeleri çok severim ama Aşk Yeniden'in kurgusunda bu gizem unsuru bence hatalı işleniyor. Eğer siz o düğüne Ertan'ı getiriyorsanız, onu ya hiç içeri sokmaz sadece dışarıdan içeriyi gözetlerken gösterirsiniz ya da içeriye sokuyorsanız ardından neler yaşandığını da açıklarsınız bunun başka bir olasılığı daha yok.. 

Neden mi? Çünkü Zeynep gibi inatçı bir karakter gerekirse Fatih'in gırtlağına basar ve öğrenirdi o gece neler yaşandığını normal şartlarda. Hele de o konu Ertan hakkındaysa Zeynep'in susup oturmasının imkanı yok. Aynı hata Kara Meryem'in Şevket'i neden terk ettiği açıklanırken de yapılmıştı. Eğer merak unsuru bırakılmak isteniyorsa Şevket ve Meryem'in dağ evinde ne konuştuklarının gösterilmemesi yeterliydi. Ancak hem aralarındaki konuşma gösterildi, hem de Meryem'in anlattıkları bir yere bağlanmadı. Meryem niye Şevket'i ve kızını terk etti? Cahit Meryem'i kaçırdı mı, tehdit mi etti, ne oldu belli değil.. Sözün özü, son derece beğenerek izlediğim Aşk Yeniden'e bu hataları yakıştıramıyorum.. Gelelim bölümün kendisine, baştan söyleyeyim hikayenin devamlılığına takılmadığım sürece çok eğlendim..

"La donna è mobil, Qual piuma al vento, Muta d'accento, E di pensier, E di pensier, E di pensier!"

"Yohsam bu mektup baha mı geldi?"
Haftalardır beklediğimiz Şaziment yine ortaya çıkmadı ama bugüne kadar izlediğimiz en bomba sahnelerden birine denk gelmemize sebep oldu. Cevat'ın Şaziment için yazdığı, aslında insanı intihara sürükleyecek kadar iç sıkan aşk mektubunu ele geçiren Ayfer mektupta bahsedilen Selvi boylu-lepiska saçlı-zarif kadın tarifini kendine yakıştırmasın mı? Hayır gülsem mi ağlasam mı bilemedim.. Fadik'i biliyoruz, taş çatlasa 1,50 boyu var haliyle onu kafadan eledi zaten Ayfer de, asıl Şaziment nasıl bir tip acaba yahu? İnsan hiç mi kondurmaz benim bir kızım daha var belki ona gelmiştir diye.. Hani kargaya yavrusu şahan gözükür falan demişler ama yok valla, Ayfer'in umuru değil..

Sahne çok güzel de ben asıl Zeynep'in tişörtüne bayıldım..

"Benim aşağıda olmam gerekiyordu tekmelenmiş vaziyette"
Zeynep ve Fatih'in ilişkisi günden güne daha sağlam temeller üstünde yükseliyor. Fatih zaten uzun zamandır Selim'in tam anlamıyla babası oldu, bakalım Zeynep ne zaman Fatih'i gerçekten hayat arkadaşı olarak görmeye başlayacak. Her ne kadar son zamanlarda Zeynep yumuşamış olsa da her an yine bir çıngar çıkacakmış gibi geliyor bana ama hadi hayırlısı.. Bu arada Fatih yiğidim, Zeynep'i iş kadını kılığında görünce kaşla göz arasında ofis fantezisi yapma çabaların da gözümden kaçtı sanma, gerçi Zeynep her zaman ki gibi reddedince şaka yaptım diyerek çamura yattın ama yemedik bilesin. Zeynep'in de Fatih'e gelince maşallah katır inadı tutuyor, Selim neredeyse askere gidecek daha adama bir öpücük dahi vermedi.. Ayrıca Zeynep ikide birde soruyorsun ya sünnet acıtır mı vs diye, ne sen sor ne ben söyleyeyim.. O yara hiç kapanmaz, o travma hiç geçmez onu bil yeter..

"Annem olmadan büyüdüğüm için.."
Zeynep Meryem ikilisinin ilişkisi şimdilik yükselen bir doğrultuda ilerliyor. Gerçi ben Meryem'in kendisine gereğinden fazla iyi davranması yüzünden Zeynep'in çok daha fazla huylanması gerektiğini düşünüyorum ama bakalım belki de birkaç bölüm içinde göreceğizdir Zeynep'in bu tepkilerini.. Lâkin yine de belirtmeden geçmek istemediğim bir şey var, Zeynep'in şirket alımının falan konuşulduğu belli ki grup müdürlerinin vs olduğu toplantıda ne işi vardı Allah aşkına? Hangi sıfatla girebildi oraya.. Zeynep'i pazarlama müdürü falan yaptılar da bizim mi haberimiz yok.. Bu gibi detaylara takılan sadece ben miyim bilmiyorum ama bence bunlar hikayenin gerçekçiliğini kırıyor..

Kedinin ciğere baktığı gibi bakmış, yazık değil mi şu adama Zeynep :/

"Ya ben seni çok seviyorum!"
Orhan Selin ikilisinin başına bir iş geleceği belliydi ki piyango Selin'in iticilik abidesi arkadaşına patladı. Ha ben Orhan'ın adama kafa atmasını son derece yerinde buldum onu da belirteyim. Sen kimsin de hiç tanımadığın bir insana o kadar kişinin arasında ahlak dersi veriyorsun davar? Aslında bu gibi durumlar da genelde her iki tarafta haklıdır, bir taraf diğerini kıskandığı için olay çıkarır, öteki tarafta arkadaşlarına rezil olduğu için. Kesin olarak haksız olan ise araya giren üçüncü şahıstır çünkü bütün kıllık bu bölümde de gördüğümüz gibi o üçüncü şahıstan çıkar. Orhan ve Selin her ne kadar bu krizi de kazasız atlatsalar da yakın zamanda hikayenin devamı açısından yeniden patlak verecek bir takım problemler yaşanacaktır. Ayrıca bu hafta ilk kez Selin'in birkaç arkadaşını gördük, sahi bu Selin normalde ne yapıyor? Okuyor mu, aylak aylak geziyor mu? Buna da bir açıklama gelirse iyi olur bence..

En çok arka plandaki tabloyu beğendim..

"Hangi sıfatla?"
Geldik dananın kuyruğunun koptuğu noktaya. Hikayenin akışına göre Fatih ve Zeynep'in evli olmadıkları daha önceden ortaya çıkmalıydı, en basitinden sigorta girişini yaptıkları anda bile Zeynep'in gerçek kimliği ortaya çıkardı zaten ki çok daha önceden Gülsüm Hanım'ın miras konusu da vardı geçiştirilen.. Fazla uzatmayalım, sonunda Meryem'in gözleri önünde Zeynep'in GBT kaydı açıklandı ve Zeynep'in bekar olduğunu söyledi emniyet amiri. Bu durumda ne olur? Valla normal şartlar altında burada birçok olasılık sayabilirim.. 

Zeynep Meryem'in gerçekten kim olduğunu bilmiyor, bu durumda elin kadınına hayatındaki en önemli sırrı anlatmasını bekleyemeyiz. Fatih'in Meryem'in eline bu kadar büyük bir koz vermesi de aptalca olur. Bence en makulu Fatih ile uzun zamandır birlikte olduklarını ama evlenmediklerini söyleyecektir Zeynep, babası kızar diye de evlendik dediğini belirtecektir. Ama işte dedim ya, açıkçası emin olamıyorum.. Neden mi? Haftaya karşımıza, karakoldaki olaydan iki gün sonra Fatih ve Zeynep'in piknik yaparken çıkmayacağının ve o iki gün arasında ne olduğundan hiç bahsedilmeyeceğinin garantisi yok çünkü.. Gelecek bize neler gösterecek, önümüzü nasıl göreceğiz? Umarım bir daha bu kadar net eleştiriler yapmam gereken bir yazı yazmam gerekmez.. Bu kadar sevdiğim bir işi eleştirmek inanın canımı sıkıyor..

Valandil..
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER