Hep benle kal Fatih!
Ne demişler? Bir erkeğin hayatta tamamen savunmasız olduğu sadece iki şey vardır. Biri kıskanan kadın, diğeri şemsiye taşıyan kadın. Birincisi hiç acımaz direk öldürür, ikincisi öldürmese de kör edip sürüdürür, gerçi konumuz ikincisi değil.. İşte Fatih tam da kıskanan kadın felaketinin ortasında bulmuştu kendini geçen hafta..

"Kıskançlıktan elini kana buluyordun"
Zeynep, Fatih'i İrem ile görünce haliyle kıskançlık krizine girip Fatih'in üstüne saldırdı senden nefret ediyorum tavırlarıyla. Gel gör ki onca bağırışa çağırışa rağmen aslında Zeynep'in tek istediği bir şekilde Fatih'in onu ikna edebilmesiydi. Zaten bu yüzden de Zeynep, Fatih'in kendisini açıklayabilmesi için onunla birlikte tekrardan kafeye gitti. Şunu unutmamak gerekir, eğer bir kadın sizi silmeyi kafasına koyduysa, ne bağırıp çağırarak kendini parçalar ne de size onu ikna edebilme şansını verir. Kadınlar erkeklere göre daha net varlıklardır ve çok daha kesin kararlar alırlar. Yani kadın silecek ise siler! 


Yeminle yediririm sana bunu!

"Torunuma sünnet düğünü yapacağım!"
Fatih'i kurtaracak kişinin Derin Şevket olabileceğini açıkçası geçen hafta hiç düşünmemiştim, çünkü hikayeyi bıraktığımız yerde öyle bir ihtimal gözükmüyordu. Ancak bu hafta Zeynep ve Fatih'in kavga ettikleri anda Şevket'in de aynı mekana gelmesi bu olasılığı ortaya çıkardı. Ama güzel bağladılar Allah için, sünnet işi iyi kurtardı durumu. Gerçi dediğim gibi, o kafeye hiç kimse gelmese ve Fatih dünyanın en saçma bahanelerini sıralasa bile Zeynep zaten onu affedecekti. Zaman zaman çevremden, arkadaşlarımdan duyarım, "Nasıl çevirdim durumu bir görsen, yani bir ara kendim bile inandım attığım yalana o derece ama Allah'tan inandı." işte ne zaman bunları duysam için için gülmeye başlarım. Onlar sanıyorlar ki sevgililerini başarıyla kandırdılar, halbuki karşıdaki zaten kanmak istiyordu, çünkü aşıktı, kaybetmek istemiyordu, her ne olursa olsun..

"Belki de bu saatten sonra önemli olan annesi olduğumu bilmesi değil, beni sevmesi"
Gördük ki dağ evindeki konuşma sayesinde Kara Meryem ile Derin Şevket ateşkes paktı imzalamış. Bu ne kadar sürer? Emin değilim. Yine de şimdilik her iki cephenin de yıldırma savaşı yapmaktan vazgeçtiğini görebiliyoruz. Sonuçta bu savaş aynı şekilde devam etseydi her ikisi de kazandıklarından daha çok kaybedeceklerdi. Bu arada bende mi bir algılama zorluğu var bilmiyorum ama Meryem’in Şevket’e anlattığı ‘terk etme’ hikayesinin ne olduğunu yine anlamadım. “Cahit sizi görmeme izin vermedi!” başka hiçbir detay yok, koca bir boşluk var arada. Ne yapmış bu Cahit? Meryem'i kaçırmış mı? Boğazına mı basmış, tehdit mi etmiş, ne yapmış yahu!? Birol'un hikayesinin ne olduğu ise henüz meçhul, bakalım onun altından ne gibi bir minnet duygusu çıkacak..


Kız güzel oğlan güzel, daha ne olsun?

"Sen mücadele edersen ben de ederim"
Fehmi'nin Selin ve Orhan ikilisinin üstüne zebellah gibi çökmesinin ters tepeceği belliydi ki zaten Selin saniye beklemeden Orhan'a kaçtı. Fehmi de tam Orhan'ı kesmeye giderken bizim Orhan'ın içinden birden görmüş geçirmiş ulvi biri çıkmasın mı!? Selin'e uslu uslu akıllar vererek, Selin'in ailesiyle arasının kendisi için bile olsa açılmaması gerektiğini dile getirdi. Tabii ki bunları duyan Fehmi de derinden etkilendi. Açıkçası sahnedeki replikler güzel, oyunculuklar iyi, özellikle de Selin'in Orhan'ı dinlerken takındığı tavır ve hayran hayran bakışları şahane ama yine de bu sahne biraz -fazla- geldi bana. Kullandığı cümleler Orhan için biraz büyük laflardı bence. Çünkü bugüne kadar çizilen Orhan karakteriyle ve yaptıklarıyla pek bir alakası yoktu.

Kimdir bu Şaziment?
Yakında kanal binası önünde elinde bir bidon benzinle kendini ateşe vermeye çalışan biri görürseniz bilin ki o benim! Şaziment'in adı çok görüntüsü yok. Talipleri desen günden güne çoğalıyor, şimdi de Cevat çıktı başımıza. Lâkin henüz Şaziment'in gül cemali ile tanışma şerefine nail olamadık. Şaziment gelecek elbet ama nasıl gelecek? Merakla bekliyoruz efendim.. Bu arada Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın Kamil, o nasıl bir tabir yahu Şaziment'in taliplisi kasap için, tövbe bismillah! “Bu adam beni istesin ben bile varırım!” Yeminle nefesim kesildi gülmekten.. 


Yumurtanın sarısı, gitti Selim'in yarısı! - Allah'ım bu ne çirkin bir tekerlemedir :/

"Benim hayatım senden mi ibaret her şey sen misin!"
Zeynep yine yeniden ve her zaman ki gibi Fatih'i tersleyecek ve kalbini kıracak bir cümle kurmayı başardı en alakasız zamanda. Halbuki adam tüm iyi niyetiyle Zeynep'in neye morali bozuk onu anlamaya çalışıyordu. Gerçi Fatih yine peygamber sabrı göstererek alttan aldı ve konuyu anında kapadı. Ancak hep dediğim gibi elbet bir gün Fatih de Zeynep'in bu ani ve anlamsız çıkışlarına sert bir tepki verecektir, ki bence sonuna kadar da haklı olacaktır o gün. Bir değil iki değil, Zeynep artık işi terbiyesizlik boyutuna döktü ama bunun farkında dahi değil. Fatih ona koşulsuz olarak katlandığı için resmen şımarıklığın zirvelerinde geziyor. Neyse, sonunda durum anlaşıldı ki meğerse hanım kızımız çalışmak istiyormuş. 

“Daha bi’ yumurta çırpmışlığını görmedik, konuşma!”
Bu arada şunu da belirtmeden geçmek istemiyorum. Bence Zeynep'in şirkete götürülmesi ve helvaların tadına baktırılması o anlık kullanılmış bir hikaye değildi. Zaten daha sonra Fatih ile iş hayatı üzerine alıştırma yaparlarken aralarında “Markamızı daha da ileriye götürmek için yeni fikirlere açık olmalıyız" şeklinde bir konuşma geçti. Bence bu ileriye dönük bir göndermeydi, yani ileride bir şekilde Zeynep, Şekercizade markasına büyük yarar sağlayacak bir fikir yaratacaktır.

“Ben, Zeynep Şekercizade ilk günden işi bıraktı dedirtmem!”
Zeynep nasıl farkında olmadan Fatih'in kalbini kırıyorsa, yine farkında olmadan Fatih'in kalbini fethediyor. Tabi bu ve benzeri davranışlar bir yandan da bize Zeynep'in de bu evliliğe kendini ne kadar kaptırdığını gösteriyor. Gerçi Fatih fırsat bu fırsat diyerek Zeynep'e hemen yürümeye çalıştı ama ne yazık ki yine avucunu yaladı. Artık top bu kadar çok direkten döndükten sonra, bunların ilk öpüşmesine efsane bir sahne çıkmazsa vallahi kendimi keserim..


Baba, oğul ve sevgi..

"Hah! Mukaddes hanım bu ironileriniz.."
Zeynep Mukaddese haddini bildirdikçe, üzerine üzerine gittikçe resmen sırtımdan bir yük kalkıyor yahu, hamam sefası yapmış gib hafifliyorum. Hayırlısıyla şu İrem'i de saçından sürüyerek konaktan dışarı atarsa tam olacak.. Konuya dönecek olursak, türlü türlü hazırlıkların ardından sünnet düğününe ulaşabildik bölüm sonunda. Halaylar horonlar derken keyifli, Fatih ve Zeynep'in dansları eşliğinde ise romantik anlar yaşadık. Ancak her güzel şeyin elbet bir sonu var, bizim hikayemizdeki o sonun adı da Ertan. Açıkçası sünnet düğününe kadar gelip direk herkesin hayatını kaydıracağını düşünmüyorum. Yüksek ihtimal yavaş yavaş intikam alma yolunu seçecektir..

Sözün özü, bir haftalık dramanın ardından alıştığımız eğlenceli ve komik anlarla bezeli bir hikaye izledik. Ben genel itibariyle bölümü beğendim, peki ya siz?

Valandil..
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER