Hicabi’yi kim tanımaz?

Kertenkele bomba gibi, izleyicileri merakta bırakacak bir bölümle ekranlardaydı bu hafta. Dizinin mizahî açıdan denemediği bir tek etnik mizah kalmıştı. Efsanevi oyuncu Gafur Uzuner’in de Hicabi’ye ulaşmaya çalışan müteahhit Cevher Yılmaz olarak diziye katılmasıyla Karadeniz ağzı da dizinin bir parçası haline geldi. Çakal Cevher’i ilk gördüğümde hayret ettim; bu devirde bir müteahhitin onuruyla ederine arsa alması inanılacak iş değildi. Ayrıca bu karakter geçici olmak için fazla önemli bir oyuncu tarafından canlandırılıyordu. Çakal Cevher’in nasıl dizide kalıcı olacağını düşünüyordum ki bölümün sonunda bütün merakımı giderdi; “ben acele etmeyeyim, bundan ücretsiz alırım arsayı”. Şimdi buraya tam olarak şöyle bir caps uygun geliyor;

Hicabi'nin askerleriyiz.

Nikah memurları nikahları kıyarken hep belediye başkanlarının onlara verdiği yetkiye dayanırlar ya; çocukluğumdan beri merak ederdim belediye başkanları kendileri nikah kıyarken nereye dayanıyorlar diye. “Kendimin kendime verdiği yetkiye dayanarak” diyecek halleri yoktu şüphesiz. Meğer medeni yasanın verdiği yetkiye dayanıyorlarmış.

Selahattin Taşdöğen’i Coyote Azmi rolünde izlemek keyifli. Mahallede Hicabi’yi tanımayan tek kişinin gerçek imam Azmi Bulut olması bu bölümün en komik yanıydı bence. Azmi hocanın belalısı cenaze arabası bu bölümde de boy gösterdi. Bir iki bölüme daha çıksa en iyi yardımcı oyuncu ödülüne aday olabilecek bu cenaze arabasını görmekten gına geldi lakin. Senaristler bu tutkudan vazgeçmeli; bir kere de örneğin elektrik çarpsın, efendime söyleyeyim köpek ısırsın kuduz olsun, üzerine inşaat iskelesi düşsün. Yeter artık cenaze arabası cenaze arabası!

İşte en iyi yardımcı oyuncu ödülüne aday o cenaze arabası

Tülin etrafında dönen vırvırlar, Kertenkele ile Zehra arasında dönen dırdırlar insanı canından bezdirmedi değil. Öte yandan Levent’in abisi Hayri’nin diziye geçen bölüm giren butiğinde yaşanan muhabbetler dizinin yeni soluğu olmaya aday. Özellikle Hayri’nin Quasimodo taklidi yapması beni benden aldı. Daha önceki yazılarımda Levent’in “Selin hanım bana su verdi,” diye sevinmesinin ardından bunun Notre Dame’nin Kamburu’ndaki Quasimodo’ya gönderme olduğunu yazmıştım. Hayri ile burada ikinci bir gönderme çok muzipti. Levent’in kıyafet değişimi de oldukça eğlenceliydi. Sonunda gözlükleri atıp, lense geçmesi ise yüzümüzü güldürdü. Gözlüğe geri dönmese iyi olacak. Bu yeni imajla birlikte Türkçesi de düzelir diye hayal etmiştim ama avcumu yaladım. Kareli gömleklerden, gözlüklerden kurtulan dünyanın tüm Levent’lerinin artık birleşmeleri lazım zira çakma, suni Orta Anadoluvari ağzından başka kaybedecek bir şeyleri yok. Söylemeden geçmeyelim, tarzındaki değişimle beraber Sinan Çalışkanoğlu’nun yakışıklılığı da ortaya çıktı. Yeni tarzı sayesinde kuşlar havaya uçtu sevinçten. Tabii gelen geçen bütün kadınların Levent’e bir bakıp; sonra dönüp bir daha bakmalarına da yol açtı bu durum. Bu vesileyle belirtmek isterim ki, erkek bedeninin metalaştırılmasına karşıyız. Erkeklerin ilgi görebilmek için kılık kıyafet değiştirmek zorunda kalması çok üzücü.

İki bölümdür montaj esnasında sahnelerin bazı yerlerde karıştırıldığını düşünüyorum. Ekrem bey yeni evli çiftin selfilerine baktıktan sonra gelen sahnede Kertenkele ve Zehra’nın daha yeni selfi çekiyor oluşu epey mantıksızdı.

Zamanda böylesine bir kırılma Geleceğe Dönüş'te dahi olmadı. Ekrem bey bu selfileri daha çekilmeden gördü!

Bu arada sanırım Selinler eski ofise geri dönmüşler. Daha önceki bölümlerde ofisin değiştirildiğinden bahsetmiştim. Bu bölümde yine aynı ofiste gördük Selin’i. Burada Levent’in balonla özür dilemesi çok şekerdi. Ekşi Sözlük’ü takip edenler mutlaka bilirler, kadınların efendi adam yerine piç tercihi diye çok ünlü bir başlık var Sözlük’te. Bu durum gerçek hayatta ne kadar böyle çalışsa da umarım dizide efendi adam kazanacak. Levent’in Orta Anadolu ağzı yüzünden iticiliği had safhada olsa da Selin’i hak etmiyor diyemeyeceğim.

Yine diziye yeni katılan mafyatik şahsiyet Barış Can’ı olur olmaz planlarla gördük. Bu karakter diziye hiç oturmadı; ne yapmaya çalıştığı belli değil. “Ziya hoca elmaslarımı çaldı” savı da hiç inandırıcı değil. Bu noktada Kenan’ın canlı bomba tehdidi inanılmazdı, neredeyse gözlerim yaşaracaktı. Deli Kenan adeta dizinin gizli kahramanı. Ziya hoca sayesinde hep beraber hidayete erecekler gibi duruyor.

Dizinin birbaşka vazgeçilmez fenomeni Hicabi’nin savaş sorusuyla ilgili anlatıda geçen kalemi bir türlü sahiplenememesi, her istediğinde hocaya geri vermesi, naif doğası insanın içini ısıttı. Gerçekten bütün insanlar Hicabi gibi olsa savaş filan kalmazdı dünyada. Tabii Hicabi’yi çizgini hiç bozmadan başarıyla canlandıran Fatih Doğan’ın nur yüzünün de bu karakterdeki etkisi büyük.

Ne zamandır yazacağım, cahilliğimden utandığımdan bir türlü yazıp, soramadım. Sabah namazı camide kılınmıyor mu? Hoca niye sabah namazına gitmiyor, dönüp tekrar yatıyor mu yoksa? Eğer sabah namazına gittiyse evden nasıl çıktı? Ya da geri döndüğünde ona kapıyı kim açtı sabahın altısında? Kafamda deli sorular…

Evde yerde yatacağını öğrendiğinde Kertenkele (mecazi)

Bütün bir bölüm boyunca Kertenkele’nin Zehra’yı ikna edip yatağa gireceği anı bekledim ama olmadı. Garibim Kertenkele, bir sürüngen olarak adlandırıldığı şu dünyada evlendikten sonra bile yerlerde sürünüyor; içim parçalandı. Dili kaba, kalbi taş olan Zehra da gel yatağa yat demiyor. Biz ilkokulda bile yapardık sınavlarda sıra arkadaşımız kopya çekmesin diye araya çanta koyardık. İlla arada bir şey olması gerekiyorduysa o yatağa paralel asılan çarşaf bu ikilinin ortasına asılırdı ayırmak için. Olmadı Zehra, olmadı. Dizinin şimdiye kadar 22 bölümdeki en bomba anı ise en sondaydı. Zehra Kertenkele’nin dövmesini gördü ilk defa; ve öncesinde geçen Kertenkele lafları ile birleştirebildi durumu! Burada Timur Acar’ın bakışları yaktı. Artık dizinin ana tema üzerinde bir miktar ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum; şimdi gelecek bölüm bu konunun nasıl çözüleceğini görmek için sabırsızlanıyorum. İçimden bir ses bu durumun da kıvrılarak, ucuz bir şekilde atlatılacağını söylerken bir diğeri aylardır beklediğimiz çıkışın haftaya olacağını söylüyor.

Tülin’lerin delirmediği, Coyote Azmi’nin yaratıcı şekillerde ölmeye teşebbüs ettiği, taş kalpli Zehra’nın Kertenkele’ye yatakta hak ettiği payı verdiği bir bölüm bizimle birlikte olsun gelecek hafta. O bölümün ardından tekrar görüşene kadar, esen kalın!

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER