Hangisi daha çok canını yaktı Ayaz? Sırlar mı, dost kazığı mı?
Var olduğundan haberinin olmadığı bir babadan daha yaralayıcı bir şey varsa, o da o babanın seni hiç istemediğini öğrenmektir herhalde. Ayaz’ın babası hakkındaki gerçeği öğrendiğinde yıkılacağını tahmin etmiştik, işte o zaman geldi çattı. Her terkedilen çocuk gibi önce kendini suçlayacaktır Ayaz da. Daha sonra da bunca zaman bunu kendisinden saklayan annesini. Mehmet’i de öyle hemen kabul edeceğini pek sanmıyorum. Bütün bunlar yaşanırken Öykü ve Ayaz’ın birlikte ve hatta aynı evde olmaları ne güzel bir zamanlama. Ayaz’ın bunu atlatmasında Öykü en büyük desteği olacaktır, bize de gün doğdu, gelsin bu vesileyle romantik sahneler.

Ben bir uçan tekme beklemiştim ama Ayaz nazikçe yumruk attı, kibar çocuk.

Bu gerçek kadar acı olan bir diğer konu ise, bunca zaman can dostu bildiği Mete'nin Ayaz'a bu haberi adeta hançer saplar gibi vermesi oldu. Kiraz Mevsimi’nde hiçbir zaman affedilmemesi gereken karakterler listesi yapsam, en başa artık Mete’yi yazarım. Ne Şeyma, ne de Önem bu kadar yaralayıcı hamleler yapmadılar. Mete’nin Öykü üzerinde anlamsızca hak iddia etmesi ve sonrasında istediğini elde edemediğinde bunu Ayaz’dan intikam almaya kadar götürmesi biraz fazla geldi bana. Tamam, ilk zamanlarda Mete de Öykü’ye karşı bir şeyler hissetmişti ama Öykü’nün Ayaz’a hislerini fark ettiğinde geri çekilmiş ve Şeyma’ya bırakmıştı kendini. Arada ne Öykü’nün Mete’nin yanlış hislere kapılmasına neden olacak bir tavrını gördük, ne de Mete’nin Ayaz’ı süründürmek isteyecek kadar bunca zaman diş bilediğini. Öykü ve Mete’nin sahte evliliği ile alevlenen bu tek taraflı hesaplaşmanın dayandığı, geçmişten gelen bir olay olmalı. Nasıl ki Şeyma’nın çocukluktan gelen Öykü saplantısı var, Mete’nin bu tavırları da bir benzerini işaret ediyor, sadece Öykü’den kaynaklı değil gibi. Bu noktaya bi flashback gelse aslında nefis olur.

Yalnız Bülent'cim, Mehmet seni çiğ çiğ yer, üzerine de bir damacana ayran içer, bana mısın demez! Bi daha düşün!

Haftalardır Önem’e ağzının payını verip kendine getirecek birini bekledik durduk. Mehmet sağolsun, içimizin yağlarını eritti. Hesapsızca, önüne gelen her fırsatı kullandığı gibi, yetmeyip kendi kurduğu tuzaklara da çekmeye çalıştı Önem Öykü’yü. Tüm bunlar olurken Ayaz’ı ne kadar üzebileceğini umursamadı, hatta oğlunun Öykü’yü sevdiğine de hiç inanmadı. Önem’in bu ilişkiye olan tavrı, şimdi düşünüyorum da, Öykü ile aralarında geçenlerden ayrı olarak bir de aşka olan güvensizliğinden kaynaklanmış olabilir mi? Mehmet ile aralarında her ne yaşandıysa, acısını Öykü ve Ayaz’dan çıkarmaya çalıştı belki de. Önceleri her ne kadar yoğunluğundan çok vakit ayıramasa da oğluna düşkün olan Önem, sözünü geçiremeyince 180 derece dönmüştü, bakalım Mehmet’in verdiği ayar ile eski günlerine dönmek için çabalayacak mı? Mete ile ortaklığını bitirerek beklenmeyen bir olumlu adım attı ama tüm o yaptıklarından sonra geri dönüş yolu çok da kolay olmayacaktır sanırım.

Şurdan oğlana bi uçan balon mu alsam?

Üzerinden vakit geçti, şimdi detayını hatırlamıyorum ama Ayaz babasıyla çok fazla anı paylaşmamasına rağmen, ona özlem duyuyordu. Babasının telefonunu zaman zaman arayıp sesini duymak istediğini Öykü’ye üzüntü içinde anlattığını hatırlarsınız. Bence Ayaz ilk başlarda olmasa da, bir süre sonra babasını kabullenecek, içimden öyle geçiyor. Ayaz ve Mehmet müthiş güzel bir baba oğul olacaklar, merakla bekliyorum.

Ş: Yaptığım şantajlardan ilk kazandığım parayı çerçevelettim Mete, bak. M: Bu da tutmazsa Öykü'yü bi de ben kaçırırım.  
 
36.bölümü özellikle son beş altı bölüm ile kıyasladığımda durgun buldum. Öykü’nün Ayaz’dan hesap sormak üzere başlattığı ve Ayaz’ın da karşı meydan okuması ile çığırından çıkan sahneler fragmanda gösterildiği kadar komik gelmedi bölümü izlerken. Sanırım sebebi de bir saati aşkın bir zaman dilimine yayılarak çok uzatılmış olmalarındandı. Ancak sonlara doğru Mehmet'in Önem'e yaptığı kapak ve ÖyAz'ın barışması bu ilk bir saati unutturdu. Ellerinde başka koz kalmayan Mete ve Şeyma'nın da hangi gezegenden sığınma talep edeceklerini merak ediyorum, zira benim bildiğim Önem ve Mehmet onlara bu dünyayı dar eder. Bir diğer merakım ise, Ayaz'ın Önem ve Mehmet'e alacağı tavır ve öğrendiği bu büyük sırrın Ayaz üzerinde nasıl bir etki yaratacağı! 

Sizin fikriniz ne? Sizce Ayaz bu gerçeği kaldırabilecek mi? Yorumunuzu ve ENlerinizi bekliyorum, işte benimkiler:

EN beğendiğim sahne: Öykü’nün flashbackleri. Hem geçen haftanın sonunda, hem de bu hafta bar sahnesindeki flashbackler, Öykü’nün aşkına inancını temsilen çok güzel kurgulanmıştı.

EN beğendiğim ikinci sahne
: ÖyAz sigara böreği


EN beğendiğim üçüncü sahne: ÖyAz’ın bölümler boyu sürmeden, sündürülmeden, ikisinin de gurur yapmadan barıştığı sahne


EN merak edilen: Öykü’nün Ayaz’a hediyesi, hâlâ gizemini koruyor. (İtiraz edeceklere peşinen söyleyeyim yalnız, Milano biletleri Ayaz’ın hediyesi, karıştırmayalım) 


EN dikkatimi çeken: Yukarıdaki not ve bölüm içinde görünen diğer nottaki el yazısı. Ayaz'ın yazdığı belirtilen bu notlardaki el yazısı bence kesinlikle bir kadın el yazısı!

EN eksik soru: Ayaz’ın Önem’e videoyu nasıl bulduğunun ve neden gönderdiğinin hesabını sormadan, neden Mehmet’e gösterdiğinin hesabını sorması!

EN hadsiz: Burcu ! Ayağına basıldığında kişilik değiştiriyor bu kız, kaçıncı bu yahu ! Söyledikleri o kadar çirkindi ki, her kime söylerse söylesin kabul edilemez. Daha önce de yine Emre’ye babasının parasıyla giyinip kızlarla eğleniyor gibi saçma sapan bir ithamda bulunmuştu. Bu defa kendini nasıl affettirecek bakalım. Bana kalsa bu konuda akıllanacağı yok ya, neyse! Bir de, benim de bir kalbim var diyor!


EN üç buçuk atan: Olcay ! Üç vakte kadar çıkacak zaten ortaya canım, sen de bir bilet al bence Milano’ya.


EN olmayacak misafirlik: Sakız hanım ve Salih bey’in yeni evlilerin evine yerleşmesi. Bu misafirlikten çok eğlence çıkar bence, gülmek için hazırım, bekliyorum.


EN sinsi: Her zaman bu ünvanı elinde tutacak olan Şeyma. Mete’ye verdiği gaz bir yana, şimdi de Mehmet’in asistanı Yağmur’a kanca attı.



BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER