Üç kaçış, bir boşanma, nasıl dayansın Muzaffer Amca!
Geçen haftaki bölümü, Yılmaz’ın yerinde çekilen silahlarla bitirmiştik. Kaldığımız yerden başladık yeni bölüme. Nasıl olduysa, kurtarıcımız Komiser Kemal oraya da yetişti. Hep diyorum, bu aileye gereken damat tam da Komiser Kemal diye. Bölüm geçmiyor ki aile fertlerinin ona ihtiyacı olmasın. Bu olayı da hemen hallediverdi. Gerçi ben Asrın’ı da özlemiyor değilim. Hırsız polis çatışmasının olduğu bir aşk üçgeni için çok büyük hayallerim vardı, ne yapalım olmadı. Kemal günden güne aşka daha da ısınıyor hem. Tek tük romantik cümleler kurma deneyimleri yapıyor, korkmadan gülümsüyor, tatlısın. Seviyoruz merkez!

Kız isteme çiçeği oldu geçmiş olsun çiçeği!

Yalnız, Saadet’in yarım aklına uyup da Muzaffer Amca’nın hastaneden çıktığı günün akşamına, kız istemeye gitmesini ona yakıştıramadım. Aşkı ne kadar güçlüyse demek, mantık falan hak getire. Üstelik Saadet yanındayken, Komiser’imin aklı başından gerçekten gidiyor. Bu arada gerçekten, Saadet annesinin eteğini çekiştiren çocuk gibi arkanda seni çekiştirirken, zanlı sorgulamak da neydi Komiser’im?! Polislik mesleği ağladı.
İsteme merasiminin Muzaffer Amca’yı sinirlendireceğini düşünen Süreyya Hanım, Kemal Komiser’i Saadet’in üstüne kahve dökmesi planı ile sepetlemeyi başardı da, ele verir talkımı kendi yutar salkımı. Muzaffer Amca’yla neredeyse kavgaya tutuşuyordu. Bir de bir sabah ansızın, yine çekip gitti. Niye geldin, niye gittin şimdi Süreyya Hanım? Kızların annesinin gelişi, bence hikâyenin en büyük kozuydu. Anne çıktı geldi, herkes şok, ama bir kişi de neredeydin bunca senedir sorusunun cevabını almak için diretmedi. Bir kere soruldu, Süreyya Hanım gizemli cümleler kurdu, bitti. Sonra beraber akşam yemekleri, çay içmeler falan, Muzaffer Amca üzülmesin diye Süreyya Hanım bir anda kanıksandı. Vallahi ben o cevabı almadan, bırakmam, annemi tanımam.

Süreyya Hanım'ı affetmemek en çok Servet'in hakkı. 

Üstelik Süreyya Hanım, hem bir açıklama yapmıyor, hem de kızlara sevimli doğum hikâyeleri falan anlatmaya kalkarak, sempati toplamaya çalışıyor. Hayır, sen madem kızlara, onları terk ettiğini söylemeyecek kadar ketum bir kadınsın, o zaman bu çabalar niye? Çizgini koru, suratsız bir kadın ol.
Vallahi, anlaşıldığı gibi, Süreyya Hanım’ın dönüşünü ben hiç içime sindiremiyorum Sevgili Okuyucu! Bir annenin çocuklarını bırakıp gitmesinin, geçerli nasıl bir sebebi olabilir?  Yani düşündüm de, ancak biri tehdit edecek ve diyecek ki “onları terk etmezsen hepsini öldürürüm.” Benim nazarımda bir anne, ancak onların yaşaması karşılığında evlatlarını terk edebilir.  
Bölüm sonunda Servet ikinci kez terk eden anneyi buldu, hah dedim bu işi Servet çözecek, bir bağrınmalar, bir sarılmalar, ama yok, yine cevap yok! Süreyya Hanım’ın şu iki bölümdür söyleyemediği “çok geçerli sebep”ini çok merak ediyorum. Tabi bir de daha kaç bölüm söylemeyeceğini…
Gelelim aşka… Muzaffer Amca’m “Allah senin belanı versin aşk gibi” dese de, bu hikâyenin en güzel yanlarından biri aşk. Bu arada Muzaffer Amca’nın bu lafı ederkenki, hâlâ kızların annelerini seviyor hissi yaratmasını hiç kabullenemeyeceğimi, şuraya yazayım. Ayol, eşin seni üç kızınla terk edip gitsin, sen içli içli ABV aşk de?! Yok Muzaffer Amca’m yok, öyle bir aşk yok, ben sana diyeyim de, sonra bana Süreyya Hanım’a engelleyemediğin duygularından falan bahsetmeye kalkma!

Bedir beş parasız olsaydı Sevda yine kaçmak için bu kadar hevesli olacak mıydı?

Bölümün en eğlenceli kısmı Sevda ile Bedir’in aşk oyunuydu. Bedir’in Sevda’yı kayıp eşya odasında kıstırıp, kaçmaya ikna etmesi güzeldi de, Sevda’cım insan bir sormaz mı, nereye kaçacağız diye, ailem ne olacak diye bir duraksamaz mı? Hemen kabul etti. Açıkçası Bedir ailesinin parasına konmasaydı, Sevda yine onunla kaçmayı ister miydi, merak ediyorum. Tibet ve Kader’e durumu çaktırmamak için iyi davranma oyunları, kıskançlık soslarına bulanınca tadından yenmez oldu. Tibet de annesine Sevda’yı tekrar kabul ettirmeyi nasıl başardı o kısmı pek anlamadım ama, neyse…
Kaçış planları Muzaffer Amca tarafından duyulunca patlayacaklar dedim ama yok, Sevda kararlı. Hayır, bir de Muzaffer Amca “madem Bedir’i seviyordun, neden Tibet’le sözlendin kızım” diye sorunca, Sevda “ama olanları bilmiyorsun baba” dedi ya, işte çok merak ediyorum, nasıl bir açıklama yapacaktın Sevda’cım?! “Bedir gidince, ben de ona inat olsun diye Tibet’le sözlendim” mi senin açıklaman??  Bir “neyse” de şuraya koyayım.

Küçük eniştenin büyük planı!

Servet&Yılmaz cephesi, Yılmaz’ın geçmişi sebebiyle bir türlü sakinleşemiyor. Yılmaz’ın Müjgan’la da bir aşk hikayesi olduğunu öğrenen Servet, bir kez daha boşanmaya karar verdi. Verdi de Muzaffer Amca üzülmesin diye açıklayamazdı. E Muzaffer Amca’nın da Yılmaz’ı göresi gelince, bir aşk oyunumuz da burada oldu. Yılmaz bunu da averaja çevirmeye çalıştı ama bu defa da piyasaya borçları izin vermedi. Müjgan’ı kurtardığı adam, Yılmaz’ın piyasadaki bütün senetlerini toplayıp, borçlar yüzünden dükkanına el koydu. Servet’le ilişkileri bir darbe de buradan yedi tabi. Şimdi Yılmaz haklı, kalkıp da Müjgan’ı kendi eliyle adama teslim edecek değil tabi, ama ah be Yılmaz’cım en baştan Servet’e her şeyi anlatsaydın, en azından ilişkiniz zarar görmeyecekti. Ama Deli Yılmaz olmak bolca sır gerektirir. Bu kadar kişinin içinde yine en aklı başında olan Nuri, Müjgan’a bir haber uçurdu, Müjgan da kendi ayağıyla gidip teslim oldu. Bu sırada herkes Yılmaz’ın borçlarını öğrendi. Ve sürpriiiizzz. Kudret denen mafyatik karakterimiz, borcun ödendi diye anahtarları Yılmaz’ın önüne attı. Yılmaz ve Nuri de dahil hepimiz, bu kesin Bedir’in işi dedik ama ters köşeye yattık. Tutmayın Küçük Enişteyi! Tibet ödemiş ya borçları! Tabi ki bacanaklık hatırına değil. Yerini sağlamlaştırmak için Yılmaz’ın yerine ortak çıktı Tibet, çünkü kılkuyruk küçük enişte böyle yapar!
Yine de tüm bunlar Servet’in Yılmaz’ı affetmesine yetmiyor. Boşanmak istiyorum diyen Servet’i duyan Muzaffer Amca için bu ne ilk ne son darbe olacaktı.

"Tüm şaşkınlığınla seviyorum seni" diyen Kemal tatlılığı

Saadet’le Kemal cephesinde de kaçış planı olacaktı neredeyse. Kemal Komiser’in söyleyemediği kötü durumdan bahsedilince, ondan da bir aile dramı, bir karanlık geçmiş falan çıkacak diye DEV korktum.  Neyse ki olay sadece Rize’ye tayininin çıkmasıymış. Neyse ki diyorum ama, bu da iyi değil tabi. Muzaffer Amca elinde kalan son kızını öyle kolayca verip, gurbete gelin gönderecek gibi görünmüyor. Bu durum Saadet&Kemal cephesini zorlar ama elbet bir çaresi bulunur, o tayin iptal falan edilir. Kaçmaktan bahseden Kemal’i duyan Muzaffer Amca’ya oldu mu bu son darbe!

El birliğiyle adamı öldüreceklerdi.
 
Üç kaçış, bir boşanma haberi verdikleri Muzaffer Amca’yı el birliğiyle öldüreceklerdi vallahi. Bu kadar olay, sağlam kalbi olanı bile götürür, değil ki daha yeni bypass olmuş adamı götürmesin. Saadet de şimdi Sevda’nın, Muzaffer Amca’nın kızı olmadığını babalık testi ile onaylattı, bakalım ağzından ne şekilde kaçıracak, Muzaffer Amca’ya bir darbe daha vuracak!

 

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER