Kübra PIIIR uçuverdi!
Kübra'ya sağlam bir Cemşit lazım!
Mahinur Ergun, ferah feza alanı buldu mu serbest dalan bir senarist. Öncelikle de bir yönetmen olduğu için karakter tasarımına bir yazardan daha farklı boyutlarda da hakim oluyor. Yiğit’in, 10 bölümde hızlı yükselişi, karanlık dünya ile raks edişi, acemilikleri, hayat söz konusu olduğunda kabaran olmamışlıkları sebebiyle üzerine topladığı kısmi olumsuz enerjiyi bertaraf etmesi için garantili iki yol vardı. Yiğit ya çıplak ayakla çimenlerde yürüyecekti ya da kucağına bir bebek alacaktı. İkincisini seçti. Beceriksiz baba ile kızını baş başa bırakıp, önümüze attı. Baba- Kız ilişkisi her yaştan seyirci için çalışır, misal ben de ağzım açık izlerim. Böylece hem sempatik sahnelerle hepimiz Yiğit’in baba olma çabasına yoğunlaştık hem de geçmişte yakamıza eteğimize, dilimize sarılmış, “Ama yae, bu Yiğit için de şöyle böyle diyorlar” laflarını unuttuk.

"Kızıma yer edeyim dur sana neler edeyim" Bir Balat Atasözü

Bebeğine bir kalıp peynir muamelesi yapan fındık faresi Kübra’ya da pek üzülmedim, çocuğundan ayrı düştüğü için. Zira Kübra bebeğini öncü kuvvet gibi gördü. Yiğit Kalesi'ni içeriden feth'edeceği süvariyi doğurmuştu. Elbette o çocuğa bir anne lazımdı ve bu parayla yeri doldurulacak bir kavram değildi. Yiğit Emir'in de itelemesiyle 24 saat sonra çocuğu getirip annesine bıraktığında Kübra'nın yüzü görülmeye değerdi. Yine de aşı tuttu. Artık Yiğit kızını daha çok görmek isteyecek. Kübra için bu minik umut kırıntısı bil eyeter hayatta kalması için. Korkarım ilerleyen bölümlerde Elif'i öğütleyip babasına mesaj ileten tip annelerden olacak. Kübra gibi anneden geçilmiyor sokaklar.. İğne atsan yere düşmez. O adamı elinde tutmak için doğuran ama bunu kendine bile itiraf edemeyen annelerimiz.. Çok uzakta değiller, etrafınıza bakın hatta pek çoğunuz kendi içinize de... Zeliha da bu tip kadınlardan misal. Ezik kocasının iktidarını sağlam tutmak için iki erkek evlat doğurup, onlardan aldığı gücü sömürdü, sömürdü, sömürdü. Önce kocasının yok olmasına sebep oldu, aklını kaybetmese evlatlarını da un ufak edecekti. Yiğit'in ona verdiği şeref sözü hala kulağımızda çınlıyor. (Zeliha Sultan, gel yol yakınken itiraf et. Yiğit ve Emir aynı babadan olamaz.) Zeliha'nın bulunduğu sahneleri yine izleyemedim elbette.. Şimdi de Zeliha Sultan'ı eve çıkarmak istiyor Emir. Oysa sadece kaçabildiği için Zeliha'nın bakımını evde üstlenmeye kalkmak kötü bir karar. Her anlamda üstelik de.. Zavallı Kübra çocuk mu büyütecek, Zeliha'yı mı avutacak, Emir'le mi uğraşacak, Yiğit'i mi kollayacak bilemem. Allah kıza sabır versin iyi yere dükkan açtı.

Sinirlenme Emir, bi tane Elif de senle yaparız


Kızım olmadan asla!

Yiğit'in çocuğunu yanına alması en çok da Emir'i vurdu. O kadar üzüldü ve öfkelendi ki Emir, trolle avlanmış istavrit gibi döküldü, kardeşi hakkında ne düşünüyorsa kustu Kübra'ya.. Çok cabuk satıyorsun Yiğit'i Emir'ciğim. Satma! Oysa daha iki gün önce hem Kübra'ya hem de anasına karşı günah çıkarmıştı. Yiğit'e kardeş olamadım demişti. Emir gerçekten tam bir sayko! Yakında bir gece eve sarhoş gelip, Kübra'nın koynuna girip, "Hadi gel biz de bi tane Elif yapalım" demesini bekliyorum. Olursa, hiç şaşırmam. Hem de hiç.. Emir elbette kendini tutamadı ve Yiğit'e de gitti. Tıpkı Kübra'ya kestiği faturanın kopyasını Yiğit'e de ulaştırdı. "Ne zaman sana yaklaşmaya çalışsam, bi şey yapıyorsun ve beni kendinden uzaklaştırıyorsun" dedi. Sorumsuz dedi. Sana güvenemem, bebeği bırakamam dedi. Dedi de dedi. Yiğit tek bir cümle kurdu. "Bırakmıştım, şimdi de geri alıyorum" dedi. Sonra da sabah kıza duygusal bi konuşma yapıp, anasına teslim edecek diye beklerken "Ben sana aşık oldum ama bu aşkın ızdırabını anan çeksin ben hafta sonu babası olurum" diyecek zannettim ki Yiğit hoop fikir değiştirdi. Ve bastı gaza gitti. Aldı kızını ve Gül'e gitti. Gül ve Yiğit birbirine çok yakışıyor. Keşke birlikte olsalar. Kübra da kızını almaya gitti ama Yiğit talimat verdiği için göremedi. Aslında Kübra bebeğini alamadığına mı planı tutmadı da ona mı ağladı, çırpındı tam emin değilim.

Kızımı bırakmam da, bırakmam!

Ağlamayayım da sussunlar by İclal Tuna / Caps by: Mortissa

Bu tatlılığı kısa süren Yiğit-Elif macerasını izlemek keyifli oldu aslında. Yazan, çeken, oynayan herkesin gönlüne bereket! Ancak itiraf edeyim ki beklentimin altında kalan bir bölüm izledim. (Mira bebeciği de Allah nazardan saklasın.) Nihat ile giriştiği iktidar kavgasını kazanarak Merkez Valisi olan Yiğit Paşa, derdi gamı bi kenara bırakıp, "yükselen değer" olmanın tadını kızıyla çıkarmaya kararlı. Elif kucaktan kucağa geziyor. Sıçırtkan olacak. Hakkı Bey dahi Elif'i hoppacık yaptı. Hakkı Bey'in karıcığı da Elif'i hoppacık yaptı. Bu arada Hakkı'nın faydasız oğlu Yılmaz da kafayı Sibel'e taktı. Sibel de zaten Batman Return! Hoop, düştü Hakkı Bey'imizin oğlunun kollarına. Yani bu bölüm düşmedi de haftaya düşer nokta net. Sibel, Yılmaz'ın PVC- Pen kampanyasında oynayacak. Bence Sibel-Yılmaz olur. Yakışıyorlar da.. Yiğit çekimi basıp Sibel'i eve attı yine çuval gibi. Yılmaz kapıya geldi. Neriman yine paranın kokusunu alınca hoşafın yağı kesildi. Hemen Yiğit'in adını okudu. Şimdi Yılmaz düşünsün!

Şahin rolünü Sabahattin Yakut oynuyor

Kübra, Gül'ün aklına uyup kaçmaya niyetlendi. Gitti pansiyona yerleşti. Pansiyondaki kadın Emir'e haber verince Emir de gitti Yiğit'i karakola şikayet etti. O arada da Kübra bindi otobüse PIIIRRR!. (Bütün bunlar olurken bi zaman sıçraması oldu ama girmiyorum incesine) Artık Kübra'ya sağlam bi Cemşit lazım. Şehirler arası yolculuk ederken birine rastlar da hayatı kurtulur inşallah. Neyse.. Derya, ah benim tutarsızlıklar kraliçem, geçen akşam Kübra'ya, "Tatile gidecekleri günü mü buldun" diye ayar çeken tabakta muhallebim, bu bölüm de "Her ne olursa olsun yanındayım" dedi, Kübra'ya. Ertesi sabah da tam çocuk kaçırılırken ofise uğrayan Yiğit'e gaz verdi Sibel konusunda.. Ben de OHEY! dedim. Baydı beni Derya'nın bu tutarsızlıkları!

Tutarsızlıkları yetmezmiş gibi de bir önceki sabah işe gidecekken Nihat'la kır evine vurdu kendini. Hava kararana kadar da dönmedi.. Bir de Nihat konusunda uyaran delikanlılara atarlandı. Lan kızım onlar senin için ne risklere girdiler, delirdin mi sen? NABIYON? Kendine gel! Yiğit garibim de bu kıza ofis teslim ediyor. Derya demişken, Nihat, Derya'ya aşık olduysa da ilginç, Derya üzerinden Yiğit'e yürüyecekse daha da fazla ilginç bir adım atmış olacak. Çözemedim Nihat'ın niyetini. Ama arabada, "Ben Karaman'ın koyunuyum ulan!" dedikten sonra Derya'ya gitmesi bir kumpas peşinde olduğu hissi uyandırdı. Bir de Yılmaz'ı gözleyip korkutan Şahin ne ayak onu tam anlamadım. Sanırım olaylara ana akstan dokunacak bir hikayesi var ama henüz öğrenemedik. Umutluyum ben Şahin'den. Keşke önce Nihat'ın boynuzunu kırıp sonra da Yiğit'le yakın arkadaş olsa.. Bilmiyorum. Saf kötü bir karakter duygusu almadım Şahin'den. Kısmet..

Dizilerde bu tür panoları iki yerde görürüz: İstihbaratçıların ya da sapıkların duvarında..

Tam da "Geçen haftaya nazaran daha düşük bir bölüm izledim" diyecektim ki yazarlar bölüm finalini derste çok konuşuyorum diye işaret parmağını kapı çalarmışcasına kafama vuran Necla Öğretmenim gibi önüme attıverdiler. Asıl eğlence şimdi başlıyor demek ki.. Kim bu Hakkı'dan, Yiğit'e kadar herkesin izini süren Sakallı Amca? Neler oluyor? Vay Arkadaş!

Emeği geçen herkesin gönlüne bereket. Yarın listede şansı bol olsun!
Böyle işte..
R.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER