Ufak Tefek Cinayetler: Arzular şelale
Ne biçim geldim di mi, aferin bana..
Sarmaşık sakinleri bu hafta da parlak ambalajlarıyla ekranlarımızdaydı. Finalde kol düğmeleri üzerinden öyle güzel bir feyk yedik ki tadı hala damağımda. Biz yedik Allah arttırsın, sofrayı Günseli kaldırsın diyor ve hikayemizin dünyasına balıklama dalıyorum.

Bu haftayı sevgilisinden tekme yemişçesine buruk vedalarla kahrolan Sarmaşık kadınlarıyla açtık. Geçen toplantıda aldığı darbeyi misliyle iade eden Merve, yine Pelin'in de dahil olduğu bir ordu kadını karşısında el pençe divan etmeyi başardı. Prensip denen şey rahatına düşkün insanlarda pek barınamadığı için herkes söylediğini yutup oturdu. Merve zaferinin keyfini çıkaradursun hayatının golünü yediğinden habersizdi.

Ustam sodalar iki oldu..Biri Merve'ye eheh

Sarmaşık'a düşen ilk metres tanesi olmayı aklına koyan Burcu bu hafta da boş durmayıp türlü ataklar yaptı. Bu kadının duygu sömürülerini izledikçe üstümü başımı yırtasım geliyor dostlar. Her saniye daha da yükselen arsızlığıyla büyüleniyorum. Evi vermesine karşılık para musluğunu kesen Mehmet bu hafta da arsızlar top 5 listesindeki yerini korudu. Bu ikili kendine acilen şeref nakli yaptırmalı, bu şekilde çok yaşamazlar çünkü. 

Libido fırtınası Taylan bu hafta yine Oya'yla şansını denemek istedi. Tabii ne bilsin evrenin bu hafta sırf Oya ve Serhan'a fantastikli çalıştığını... Diğer tarafta ise çiftimiz Pelin'in magazin kameralarına takılmayı başardı. İki kadının da Oya'yı kimle gördüğünü birbirinden saklamasına o kadar güldüm ki. Çünkü gerçek kötülük tam da bunu gerektirir. Resmen dosyayı doğru zamanda daha verimli bir biçimde kullanmak üzere heybelerine attılar. 

Tavşanı fermuarlı göze mi koymuşum?

Tüm engellere rağmen kendini yeniden var etmeye çabalayan Arzu'ya Oya'nın kardelen hediye etmesi çok anlamlı ve zarifti. Yaptıkları sıcak, samimi sohbet ikisine de çok iyi geldi. Arzu'nun 96 olayının yarattığı depremden habersiz günah çıkarmasını izledik. Fakat sohbetlerinden "Bundan sonra tek kankim Oya." diyerek ayrılan Arzu'nun gardını parasızlık ne yazık ki ışık hızıyla düşürdü. Açıkçası ben Arzu'nun şirkete girmesinden memnunum, hem kendini güçlü hissetmesine yardımcı olacak hem de şirket içindeki pis hesapları fark edecek fazladan bir göz fikri bana iyi geldi. Zaten Enver Paşa'nın devirdiği çamları cemiyet hayatı tecrübesini kullanarak tek eliyle kaldırırken ilk günden bu işi kıvıracağının sinyallerini verdi. Fakat Arzu'nun manipülasyonlara direnç gösteren birine evrilmesi belli ki zaman alacak, ne yapalım sabırla bekleriz biz de.

Yok bu limon hiç Serhan'a layık olmadı..

Serhan ve Oya özlemden kurudular bu hafta. Ölümüne bastırdığımız duyguların rüyalarla bilinç düzeyine taşınmasını bize zihnimizin bir armağanı olarak görmüşümdür hep. Patlamak üzere olan aklımızın gazını alır. Bilmeden kaçtığımız, üstünü örttüğümüz şeyleri alır çat diye yüzümüze vurur. Arzularımızla yaşadıklarımız arasındaki uçurum büyüdükçe imdadımıza yetişir. Oya da Serhan'la kurmayı hayal ettiği sıcak yuvayı rüyasında full HD izleyince kapıldığı bu rüzgardan korktu. Hissettikleri artık reddedemeyeceği bir noktaya gelince de çözümü adamdan kaçmakta buldu. Aynı anda havuza girerlerse eriyip suya karışacağını tahmin etmiş olacak ki ordan bile kaçtı. Bu arada Edip'in gece evine döndüğünü öğrenince Serhan'ın suratına yayılan memnuniyeti evime tablo diye asarım. Serhan medeni haline bakmadan Oya'yı kıskanmaya tam gaz devam ediyor. Oya da adamı her gördüğünde uçuştuğunun farkında olduğundan çareyi aklını tamamen işiyle meşgul etmekte buldu. Fakat Serhan'ın ancak özlemden ölmek üzere olan adamların yapacağı bir hareketle sarhoş haliyle kapıya dayanacağını tahmin etmemişti. Gecenin bir vakti kapılara gelmiş hala kadının gözlükle tatlılığına şaşırıyor vallahi bu adam beni bitirdi komşular. Dünya umrunda değil, öyle bir savrulmak.. İçeri girip eşyalarına mucizeye bakar gibi dokunması, battaniyesini koklamasına hiç girmiyorum zira oradan sağ çıkamam. Tabi Serhan bunları yaparken içerde de eli ayağına dolanmış, kestiği limonu beğenmeyen bir Oya vardı. Aralarındaki seksüel gerilim öldürmeyen ama süründüren cinstendi; tabii finalde feyk üstüne feyk yemediysek.

Şu dünya üzerinde en savunmasız insanlar kimlerdir diye sorsalar gözümü kırpmadan çocukluğunda ihmal/istismar edilenler derim ve çocuğunu duygusal olarak reddetmek de oldukça sağlam bir ihmal türüdür. Bu durumda Serhan'ın vaktinde Merve'ye neden teslim olduğunu daha net anlıyoruz. Ortamlarda kod adı "adam gibi adam" olan Serhan bu kötü ruh Merve'yle nasıl eşleşti sorusuna cevap niteliğinde ipuçları aldık bu bölümde. Artık emin olduk ki Merve, Serhan'ın yıllarca doyuramadığı sevgi ihtiyacını görüp "mış gibi" yaparak elde etmiş adamı, hatta daha doğru bir ifadeyle kandırmış. Elde edip yerini sağlama alınca da ilişki bu tatsız tuzsuz halini almış. Serhan bu kadar ilgisizliğe nasıl dayanıyor diye merak edenler için sıkıntılı geçmişi yeterince açıklayıcı olmuştur sanırım: Adam hayatında başka bir şey görmemiş ki... Geçmiş yükleri büyüyünce atacağız zannederken sonraki ilişkilerinde de kendini aynı sıkıntının içinde bulanlar el kaldırsın! Evet, elimi indirdiğime göre devam edebilirim. Kötü ilişkiler adeta DNA'mıza işleniyor ve hayatımız boyunca kendini tekrarlayan bir paterne dönüşüyor maalesef. Artık bu bilgiler ışığında Serhan-Merve evliliğinin "kutsallığına" da başka bir gözle bakılabilir sanırım. 

Bir yanda hep iyilik ve güzellikle var etmek düzleminde buluştuğun, şefkatiyle kalbini ısıtan bir kadın; diğer yandaysa işine yarayacaklar dışındaki her şeyi yok etmeye programlanmış buz gibi kontrol delisi... Kim olsa ilkine gönlü kayar, kimse Serhan'ı kınamasın. Çünkü Serhan'ı zamanında işine yarayacağı için seçip kandırarak sadece güç sahibi olmak için kullanan bir kadından bahsediyoruz. Bu sebeple Arzu-Mehmet eksenindeki aldatmayla Oya-Serhan yakınlaşmasını aynı kefeye koyarak değerlendiremiyorum. Evlilik elbette kutsal bir kurum, birbirine adanmışlık sözü verdiğin bir anlaşma. Fakat bu anlaşma en başından dürüst niyetlerle yapılmadığında buna hala kutsal bir birlik diyebilir miyiz? Bunu biraz düşünmek isterim. Bir olayı ahlak süzgecinden geçirirken hemen kesin yargılara varmadan bütün şartları hesaba katarak değerlendirmeyi kendi adıma daha adil buluyorum. Daha doğrusu böyle durumların suçlu-suçsuz diye iki uçlu bir cevabın yetmeyeceği, çok daha karmaşık bir yelpazede olduğunu düşünüyorum. Bu hafta Oya da Edip'le olan konuşmasında ilk defa açık açık dile getirdi bu ahlaki kaygısını. Elbette harekete geçmeyen hiçbir düşüncenin cezası olmaz fakat rahatsız olmadan da duramıyor insan. Bakalım ikili birbirinin aklını şimdiden bu kadar işgal etmişken kendilerine koydukları kurallara ne kadar sadık kalabilecek?

Bu hafta izlediğimiz finalle artık dananın kuyruğu kopacak gibi görünüyor. İki güç delisi kadının içine aynı anda kor yangınlar düşüren kol düğmesi, adım adım büyüyen gerilim çıtasını alıp tavana çaktı. Salı gününe kadar tüm zamanımızı havada asılı geçireceğiz yine. Neyse, beklemekten korksak Ufak Tefek Cinayetler izlemezdik diyor ve hepimize sabırlar diliyorum. Haftaya görüşmek dileğiyle...
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER