Büyük Sürpriz!!
Evlilik teklifinden sonra ben temalı. Hep ŞebSel koymayalım kapak fotosuna değil mi?
Bu bölüm yorumuna başlamadan önce, bölüm hakkındaki duygularımdan bahsetmek istiyorum sizlere. Bölümü hem çok sevdim, hem sevmedim. Hem çok güldüm, hem de gülmedim. Böyle kararsızım çok, bölüm bittiğinden beri düşünüyorum nasıl başlasam diye. Herhalde, Kaçak Gelinler yazmaya başladığımdan beri en kararsız kaldığım bölüm buydu. Bakalım ortaya neler çıkacak, ben de çok merak ediyorum. Hazırsanız başlayalım.


Bunun gerçeğini de görürüz inşallah.

Genelde bölüm başından sonuna doğru giderim yazarken ama bu kez değişiklik yapıp sondan başlayacağım. Yazmazsam olmaz çünkü. Evlilik teklifiyle şok olduğumu söyleyebilirim, herhalde bu konuda yalnız değilimdir değil mi? Tamam, fragman ve servis edilen fotoğraflardan bir yanlış anlaşılma bekliyordum ama bu kadarını hiç tahmin edememiştim. Kavgayla sevgili olup, kavgayla evlilik teklif eden çiftin bir sonraki aşaması kavga anında çocuk yapmak mı olacak? Vallahi ben beklerim artık her şeyi bu çiftten. Ha kavga etmenin bu kadar yakıştığı başka çift var mı? Yok. Orası ayrı konu tabii. İkisi de istemeden saçma bir yola girdiler, bakalım haftaya neler olacak deyip sabırsızlıkla bekliyorum. Zira kendi düğünlerinden kaçan ilk gelin ve damat onlar olursa çok süper olur sanki. Tabii o bir türlü aşamadıkları gururlarını aşıp, aslında evlenmek istemediklerini birbirlerine itiraf edebilirlerse. Yoksa bu gidişle evli, mutlu, çocuklu olma yolunda hızla ilerlerler benden söylemesi.


Aynı montu giyen çiftlere bayılırım.

İtiraf demişken bölümün başına, yani benim en sevdiğim sahnelerin olduğu bölüme gitmezsek olmaz. Aylardır beklediğimiz sevgili ŞebSel'in bu kadar tatlı olduğunu görmek, yüzümde aptal bir gülümsemeyle izlememe sebep oldu diziyi. Çok çok tatlılardı ama en sevdiğim sahne kesinlikle Şebnem'in Selim'in elini öptüğü yerdi. O ne kadar naif ve güzel bir sahneydi öyle. Şebnem'den beklenmeyecek ilk üç hareketten biri ne desen bunu sayardım herhalde. Selim'de şok oldu benim gibi saf saf baktı garibim Şebnem'e ne oldu diye.
Tabii her güzel şeyin çabuk bittiği gibi, bu güzel sahnelerin de sonu hemencecik geldi. Birde dayamışlar alttan alttan müziği. Ne oluyor yani o müzik olunca? O soğukta, karda kışta oyuncular donmuş sahneleri çekebilmek için. Ağızlarından dumanlar çıkıyor konuşurken, siz n'apıyorsunuz? Müziği koyup tüm sahnenin büyüsünü bozuyorsunuz. Bu bir değil, iki değil hep unutuyordum yazmayı. Dudak okuma kursuna mı gidelim yani? 22 bölüm beklemişiz acaba nasıl sevgili olacaklar, ne konuşacaklar diye sonuç? Neyse, sahneler o kadar güzeldi ki, daha fazla bir şey söylemeyeceğim. Hele o bankta olan ve yukarıda fotoğrafı olan sahnede neler konuşulduğunu deli gibi merak ediyorum.


Tablo gibiler 41,5 kere maşallah.

Şebnem'in canı Arda konusunda o kadar çok yanmış ki, kendi söylemese bile hâl ve hareketleriyle her şeyi fazlasıyla belli ediyor. Sevgililik sözleşmesi, evlilik teklifinin yanlış anlaşılması falan bunlar hep bunun sonuçları. Tabii birde Seniha-Müfit olayı var. Her ne kadar Selim'e güvenmek istese de, hep bir acaba beni bırakır mı? Terk edilir miyim? korkusu taşıyor üzerinde. Bir şeylere tutunmaya çalışıyor ama kendi de farkında değil durumun. Burada, yani bölümde en masum taraf Selim kesinlikle. Bölüm boyunca Şebnem'i mutlu etmek için didindi durdu. Bu evlilik olayı olmasa bence Şebnem'de keyif alırdı bu sahnelerden ama hep bir beklenti içinde olduğundan ne o ne de biz keyif alamadık. Yanlış anlaşılmaların ortadan kalktığı ve mutlu mesut ŞebSel izleyeceğimiz zamanda bu bar sahnesinin tekrarını istiyorum ben. Özellikle de Selin Şekerci'nin sesinin bu kadar güzel olduğunu bilirken, bir karoeke sahnesi hiç mi olmaz? Pki.


Çok seviyorum Matmazel, çok..

Özgür'den bahsetmesem olur mu? Olmaz. Şüphesiz erkekler içinde en aşık olan ve en ilişkisine en emek veren de o söylediği gibi. Çocuk adını, soyadını değiştirdi yahu, daha ne olsun. Onu ne kadar çok sevdiğimi izleyen bilir. Bu bölümde yaptıklarını başkası yapmış olsa muhtemelen nefret ederdim ama o yapınca kızamadım bile. Sen gel aylardır beklediğimiz çifti ayırmaya kalk. Oldu mu bu Özgür'cüğüm ya da Akif'ciğim ha? Tamam, çok aşıksın, çok seviyorsun, diğer çiftlerin üzerinde emeğin büyük ama arkadaşlığa yakışmadı sanki bu. Neyse ki çok üzerinde durulmadan tatlıya bağlandı olay. O içtiğin iksir gibi şey sana ders olsun. Âlmillâ ve ikisi tam tencere kapak gibiler ama. Biri ayrılmayalım diye görüşmez, diğeri kardeşim dediğim insanları bile aşkı için satar. Ben boşuna özenmiyorum onların aşkına. Allah bozmasın diyorum ve gelecek fragmandan yola çıkarak kesinlikle örnek olacak kişiler sizsiniz diyorum.


Can'ım sana ne oldu böyle???

Can ve Kâinat ilişkisine gelirsek eğer. Onların bu mükemmel aşklarını pek samimi bulmadığımı geçen haftalarda yazmıştım zaten. Bu bölüm Can'ın kahvaltıda kendinden emin halleri beni biraz şüphelendirdi açıkçası. Bu üçlüden önce kim ayrılır diye bir bahis açılsa oyum bu çifte giderdi kesinlikle. O kadar iyi ve mükemmel iki karakterler ki, sürekli bir iyilik yapma peşindeler. İyilik yapayım da yalan söylesem de olur mantığı nerede görülmüş? Onları biraz daha insan olmaya davet edip yorumumu bu haftalık noktalıyorum.

Haftaya yayınlanacak olan bölümün fragmanına bakılırsa bizi yine eğlenceli sahneler bekliyor. Bu bölümde emeği geçen herkesin emeğine sağlık. Tekrar görüşmek üzere.

Kitapkurdu

Kaçak Gelinler 24. Bölüm Fragmanı;





BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER