Mutsuz sonlar hep mutsuz mudur?
"Asıl olan hikaye midirsonu mu?"
Geçtiğimiz hafta küçük turuncu penceremden sorduğum sorular adeta bu hafta tek tek cevaplandı sevgili okur. Ufak bir hatırlatma yapayım o zaman. Hepimizin merak ettiği ancak cevabı hakkında farklı beklentilerinin olduğu sorum şuydu: Peki, her şeyin sonunda Poyraz'ın hastalıklı bünyesi mutlu sonları kaldırabilir mi?

Soru sormayı severim. Ama bazen de korkarım. Tahmin edersiniz ki en çok da cevabını bildiğim sorulardan. Poyrazcım sağ olsun, pek de uzak olmadığımızı hatırlatırcasına cevapladı beni. Kendi sonunu söylemen ya da gizlemen bir şey değiştirmez. Dediğin gibi dünyadaki bütün filmlerin sonu aynı. Hepimiz farklı salonlarda, farklı koltuklarda, farklı kişilerle aynı filmi izliyoruz. Hem de en heyecanlı yerini, sonunu bile bile. Ve yine haklısın bu sıkıcı sona doğru giderken aşık bile oluyoruz.

Ve Poyrazcım..

"Bir kızla adam var. Birbirlerini çok seviyorlar. Sonra biri ölüyor, diğeri dayanamıyor. Akıl hastanesine kapatıyorlar."

Teşekkürler Poyrazcım, mutlu sonlardan hiç hazzetmem.

Hal böyle olunca, bir soru daha sormam gerekiyor. "Asıl olan hikaye midir, sonu mudur?" Bu soruyu yanıtlarken bazen çok emin oluyorum bazense kendi nedenlerimden bile emin olamıyorum. Neyse...

"Şeytan'ın benden öğrenecek çok şeyi var." diyen Nevra Hanım eminim hepimizi mest etti. İsmail Karayel gibi sonradan diziye dahil olan en başarılı karakter benim için kendisi. Soğukkanlı tavırları, ne yapacağını bildiği her halinden belli olan soğukluğu ve kontrolünü kaybettirecek kadar kontrol manyaklığı. Uzun zamandır beklediğimiz "karanlık tarafını" bizlere sonunda tanıtan Nevra Hanım daha hangi işlerin altından çıkacak, göreceğiz.

Sezonun ilk bölümünden beri Orhan Solmaz'ı arayan kadın ve kurbanlarını görüyoruz. Şu zamana kadar öldürdükleri ya da kim olduğu ile ilgili bir bilgi almadık. Hikayenin hangi noktasına bağlanacağı konusunda emin olamıyorum. Ancak girişimin tetikçisi olmasından çok girişim ya da maden yüzünden ölmüş birinin, kontrolünü kaybeden yakını olması ihtimalini sevdim sanırım.

Yıllardır çektiği vicdan azabı ile çok sağlıklı uykular çekmediğini öğrendiğimiz Çınar sanırım uzun zaman sonra deliksiz uyudu. İsa'ya yardım ederek vicdanın tozunu aldı fakat bu sakatlık Çınar için tam anlamı ile bir bahar temizliği oldu! "Yaptıklarımın bedelini ödüyorum." kafası ile ayağını aslında çok da önemsemediğini düşünüyorum, ileride tek derdi işlere yetişememek olur ki bu kadar uzun bir sakatlık süreci olacağını dahi düşünmüyorum.

Ayşegül ise minnet duygusu altında "evlilik hapsine" devam. Yaşamanın özellikle onlara pek bir kolay olmadığını da öğrenmiş olsa gerek ki, Poyraz'ı sakinleştirme sırası bu kez ondaydı. Ve uzun zamandır şahit olduğum en naif teselliyi en keskin cümleler ile kurdu Ayşegül... Evet, Poyrazcım Karayel sen çok değerli bir adamsın. En az o tozlarla kaplı ama dövüldükçe kıymeti ortaya çıkan halılar kadar hem de. Üzgünüm ama seni Poyraz yapan da mutsuzluğun. İlahi bir gücün seni kıskanması, herkesten sakınıp kendine saklaması da bundan. Çok sevdiğim o ilahi güç, zannediyorum ki, mutlu olmanın yarattığı "her an bozulacak" korkusundan sakınıyor seni. Mutluluk sarhoşu olmaktan gerçekleri, hayatı ıskalayanlardan da kıskanıyor olsa gerek. Ve son olarak da yaşanmış bir hikayeye saklıyor seni. Mutsuz olması önemli değil.

Asıl olan hikayen ve dinlemeye değer olup olmaması değil midir zaten?

Sevgili Erdal Abi ile bu kez farklı düştük Poyrazcım. "Hüzünlüsün ve biliyorum mizacın böyle..."

Saygı ve sevgi ile.

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 47
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 33
DİZİ-YORUM : SEZON 6 , Bölüm 10
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 15
DİZİ-YORUM : SEZON 6 , Bölüm 9
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER