Hangimiz daha çok seviyoruz?
Yaptığı organizasyondan mutlu olan tek kişi: İREM :/
En güzel duygulardan biridir sevmek. Peki onun kıstası da olur mu? Boşuna cevap aramayın. Elbette sevginin de boyutu vardır. Kimisi çok, kimisi daha çok, kimisi de az sever. Herkes birbirini çok sevdiğini haykırır. Ben daha çok severim diye üste çıkmaya çalışır. Böyle bir şey değildir ki sevgi. Emek ister, zaman ister. Göz görülebilen bir şey değildir ki ölçesin. Kiloyla tartılmaz ki iki kilo fazla alasın. Hediyelere boğmak da değildir sevgi, durmadan sarılmak da. İçten gelen his yoğunudur aşk. Ötesidir sevgini göstermek. Koskocaman William Shakespeare boşuna mı demiş: “Olmak ya olmamak, işte bütün mesele bu.” şaka şaka onu değil tabii ki canım. “Aşk gözle değil, ruhla görülür.” diye. ^^


Sevdiğine aşkla bakan gözleri siz de görüyor musunuz?
 
Gözle görülene duyulsaydı salt aşk, Yiğit aklından asistanı geçirmezdi bile. İrem’e bile itiraf edemedi. Kendi içindeki sesleri duydu biz, şahit olduk kalbinden geçenlere. Patron olarak çalışanını düşünüyorsun öyle mi? Yedik mi bunu? Elbette hayır. Tuna da çalışanın. Üstelik sen sevgilisi olan, evlenme yoluna girmiş bir erkeksin. Aklının ucundan geçemez Deniz, geçmemeli. Oysa sürekli düşüncelerinde Aslan Deniz. İlk aşkın olduğunu bilmeden seviyorsun. Nedeni çok basit Balcı. Yanındayken kendini rahat hissediyorsun. İçinden geçenleri huzurla söyleyip, mutlu oluyorsun. Aşk tam da böyle bir şey değil mi?

Birini sevmek, ona bağlanmak da sevdiğinin yanında keyif almak değil mi? Tuna’yı kıskanman, Tuna’dan gerçekleri öğrenmen nasıl aklını karıştırdı? Bir anda düşüncelerin buğulandı. Beğenilmek değildi hissettiğin. Medeniyet hiç değildi.^^ Tarifsiz mutluluğun yanıtıydı Deniz’in varlığı. Düello yeri eğlence merkeziydi. Sevdiğin kadın yanındaysa kendini kime, neden ispatlarsın? Amacın? Evet, evet ilk başta Deniz’in sana karşı hislerini bilmiyordun; ama sen işte tam da bu noktada kıskandın. Tuna’yı, Tuna’nın rahatlığını, Tuna’nın bakışlarını. Tüm kadınlar seni mi beğenmeliydi Balcı? Yoksa Tuna haklı mıydı takım elbise konusunda?
 
Yiğit Balcı, kalbiyle aklı arasında gidip geliyordu. Sensiz Olmuyor şarkısını söylerken, Deniz Aslan’a haykırıyordu. Tuna’dan gerçekleri öğrendiğindeyse kaçma yolu nişanlanmasıydı. Peki nişanlanmak ile her şey bitiyor mu? Asıl olay şimdi başlıyor Balcıların Yiğit’i.


Gölgelerin gücü adına She-Ra ^^
 
Yıkılmadı, tek ayak üstünde Deniz Aslan^^

Aslanların Deniz’i sen ne durumdasın?
 
Deniz, İrem’den Teoman amca olayını sakladığı için ne kadar pişmansa İrem bir o kadar mutlu. Sözde özrünü kabul etmesi için saçma sapan çöpçatanlık yapmak. Ne kadar eskide kalmışsın İrem. Şimdi bunlar için televizyon programları var. Aç bilgisayarını, ver bilgileri. Hopppp bulsunlar kendilerini ekranda. Ayyy yok, İrem’den gelecek hayır varsa da uzak dursun. Selam verip, ne mal olduğunu anladığımız insan türüne en iyi örnek oldu kendisi. Deniz’e döneyim, İrem’in yalanları başını yaksın inşallah. (Farklı temennisi olan yok herhalde.)
 
Deniz çok masum değil mi? Minnak bedeniyle barışık olması da cabası. Bakın bu çok önemlidir. Çünkü insanlar önce kendileriyle dalga geçebiliyorsa, buna katlanabiliyorsa diğer başka bir şey onları yaralamaz. Ego out, özgüven in cınım.^^
 
Yazı devam ediyor...

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER