Bütün bir hafta boyunca Urfalıyam Ezelden'in dördüncü bölüm fragmanı döndü durdu. Kanalda değil, kafamın içinde.. Hafta boyunca Çetin'in gözünden akan yaş gözümün önünden, Yanık'ın "Sen hiç evlat gömdün mü?" sorusu kulağımdan gitmedi.. Urfa'da bir otoparkta gözümüzün önünde kahraman olan Cemal, Ceylan ve Çetin'i arabanın terkisine atıp İstanbul'a getirdi. Yanık Memed de raconu kesti. Can paresini kanunun netameli ellerine teslim etti. Çetin'in başına kimbilir neler gelecek... İntikam hissi, güdüsel ve islah edilmemiş bir kalbin ürünüdür nazarımda. Hele de Duran'da olduğu gibi öfkeden değil de, korkudan besleneni en tehlikelisi... Öfke dinebilir. Korku bitimsizdir. Azalır zaman zaman ama, asla yok olmaz.Kendimden biliyorum...

İstemem,yan cebime koy!
 
Ceylan, bu 'değişik' adama abayı yaktı. Orası net. Cemal de.. Onun dışında herkesin farkında olduğu bir aşka düştü. Çarşı çoktan karıştı anlayacağınız. Hoş, Cemal'in 'aşk'tan ne anladığından da emin değilim. Kıyıda çay içerlerken, garsona el edip çay isteyen Ceylan'ın frenini basıp, "Ben söylerim" diyen tırnak içinde maço Cemal ile Ceylan'ın aşk ile didişmesini izlemek çok zevkli olacak bu zalım panel izin verirse elbette... Ceylan, Cemal'in koluna değil hepimizin eksikli bir anına dokunuyor sanki. Belki de sadece bana bu kadar işliyor o dokunuş bilemiyorum ama dün akşam kapı önünde Ceylan ve Cemal sarılınca hepimiz sarılmış gibi hissetmedik mi? Kimseyi kırıp dökmek istemem ama bu işi Faruk Teber'den başka bu kadar iyi çekecek adam sayısı üçü beşi geçmez.. Dediydi, demezsiniz inşallah..

Şimdilik şu aşkı kenara koyup biraz Selva'ya odaklanmak istiyorum. Selva'nın içinden cin çıktı. Çoktandır beklediğim Selva'yı dün akşamki bölümde gördüm. Saygı ile öne eğdiği başına rağmen gözünden nefret ve kırgınlık akıyor. Haksız mı? Değil. Selva'yı o aileye bağlayan hiçbir şey yok gibi.. Babam dediği, nenem dediği insanlar bile acısına bu kadar kayıtsızken, Selva makinalı ile o eve girip toplu katliam yapsa, haksızdır demem. Hoş, Recep gözünü açınca ben de sadece Çetin için sevindim. Gerisini sen düşün... Selva'nın kırgınlığı derin. Sağaltmaya çalıştığı acısını çimdikleyerek çoğaltanlardan ve hak gördüğü kocasını elinden almaya yeltenenlerden alacağı intikam büyük olacak. Onun da intikamı korkudan besleniyor. Kaybetme korkusundan... Selva'nın yerinde olsam alır çocuğumu ailemin yanına Adana'ya dönerim. Bu aileden sana bir cacık olmaz. Üstelik Selva bu gün bohçasını toplayıp gitmeye kalksa tek itirazları küçük Halil olur. Cürmün mercimek tanesi kadar bile değil Selva.. Senin ahvalin ve sana bakışımız bize sınavdır; Yanık Memed için de sırat olacaktır. Çok üzgünüm..

Fermuar kapandı da,
Cemal'in kalp gözü açıldı. Haydi hayırlısı..


Dokunma yakar!



Cemal mutlu mes'ud Ceylan'ı dinlerken, sen ben bi ağla..


Şimdi aşık olsam, şarkımız "Kınıfır bedreng olur" olacak, artık omuriliğime kadar işledi melodi!

Tırşık, bir işe kalkıştı. Ceylan'a büyük bir bayi toplantısında ekstra bağladı. Elbette kendi menfaati uğruna ama bu atak bizimkilere yani Ceylan ve Cemal'e yaradı. Başbaşa saatler geçirdiler, bedelini kötü ödeyecek olsalar da.. Cemal, kızın o ekstraya, şehir dışına yalnız gitmesine izin veremezdi. Takıldı peşine gitti. Cemal omzunu duvara dayayıp da "Büklüm büklüm" dinlerken nedense çok hüzünlendim. Cemal'in içi ışıldadıkça benimki karardı gitti.. Galiba bizi o ana taşıyan sahnelerin de hüzünlü olmasından karardım bu kadar ya da bir yanım Ceylan'a kapı açmasını istese de diğer yanımın Selva'yı düşünüyor olmasından... Cemal'in dokunamadığı fermuarın önüme koyduğu örtük duygulara, ikileme hüzünlendim. İnsan istiyor coşa koşa bir aşk yaşasınlar ama diğer yandan da Ceylan, Cemal'e ne kadar katlanabilir? Kaç ay sürer o aşkın heyecanı? İlk heves geçip, büyüsü dağıldığında, başını yerden kaldırdı ya da bir adamla göz göze geldi diye ilk tokatı yediğinde ne olacak? Şimdi, "etme böyle laflar" diye geçiştirdiği durum, duvara dayanıp sırıtarak izlediği o şarkıcı Ceylan'ı kolundan çekip, "otur evinde!" dediğinde ne olacak? Aşka düşen deng olur mu? Bok olur! Neyse..

Bir de Ceylan'ın, Türlü Türkan ve İnci ile ilişkili hayatı hala çok yavan gidiyor. İstediğim keyfi alamıyorum o üçlü hayattan.. Oysa çok yüksek potansiyeli var o yakanın ve Ceylan'ın karakterine ait ipuçları alacağımız tek oyun alanı o ev ve o iki insan.. İnci 'düşkün' bir kız arkadaştan çok 'aşık' gibi davranıyor mesela Ceylan'a. Bana öyle geçiyor o sahneler ne yalan söyleyeyim. Türkan'ın öğütlerini de anlamıyorum. Bazen tutarsız gibi geliyor. Oturmadı o aks benim kafamda, kurcalamadan geçeyim en iyisi.. Sebebini de çok net biliyorum ama yazasım yok...

Mekana ve kurulan atmosfere bayıldım!

Yanık Memed, evladı Çetin'i polise teslim etti ama dert bitti mi? Hayır. Çetin tutuklu yargılanacak. İsmiyle na-mütenasip Duran Ağa (adı batasıca!) ve faydasız yancısı Çetin'i içeride harcamayı planlıyorlar. Çetin hücreye mi girdi, yerin yedi kat dibine mi bilemedim. Çetin'in hücresi kadar etkili bir resimdi ki rahat koltuğumda izlerken daralıp, yakamı bağrımı açtım. Adam vurdun, adam ölmedi sanırsın Çetin karalar bağladı. Hayır, senin akıllanman için ne gerek çocuk? Babana "bana yüzünü dönme" diye avazlanırken iyiydi de, sen bu Recep'i vurma işini bir gurur madalyası gibi göğsünde taşımaya mı niyetlisin? Bilmiyor musun ne külfetlere, dertlere sebep olduğunu? Çetin'in hakkı temiz bir kötek, adım adım da yaklaşıyor o ana! Utanmasam ben döveceğim, Allah yarattı demeden..

Dert boğaza kadar ama ekmek beklemez. Yanık, hayata devam kararı aldı bile. Dükkan açılacak, sünnet neyim varsa gidilecek. Durmaması, olanları düşünmemesi lazım Yanık'ın, en iyi çare de çalışmak. Çok gerilince sakinleşmek için evi şartlayıp şurtlayan kadınlar gibi Yanık da enerjisini işe verecek elbette. Makul... Bütün o karmaşa içinde küçük Halil de okula başladı. Allah zihin açıklığı versin. Oyuncakçı olacakmış büyüyünce. Hatırlı kişilerin kestiği racon kan parası için 250 bin lira.. (Bu kısmı anlamadım. O zaman Halil bedavaya mı öldü?) Elde avuçta olmadığı için Hatırlıların Memed'e sıraya gelmeleri onu dert sahibi eder, imanıma. Adam o kadar üzüldü ki, o kadar olur.

Selva'dan korkmayan taş olsun!

Yetmedi, onca derdinin arasında bir de Cemal ile Selva'nın derdine düştü. Yanık eski memur. Bir bakışta anladı Cemal'in zaafını. Kim bilir kaç benzer zaafla yandı başı, kim bilir 'hal böyle' diyerek ardında bıraktığı hangi al topuklu tazeyi görüyor rüyasında? Aşka uzak, 'olmaz'a uzak bir adam değil Yanık. Başa çıkamayacağını anlayınca Ceylan'ı eve davet etti. Yanık bu atağı Selva'yı düşünerek yapmadı bence. Düzen bozulmasın adamı.. Öyle büyütülmüş.. Asıl merak ettiğim Ceylan o üçlü karşılaşmadan sonra Cemal'e neyin hesabını, nasıl soracak? Ne diyecek? Neden bana türkü söyledin? Neden fermuarımı çektin? Neden benimle ekstraya geldi? Neden bana evli olduğunu söylemedin? Ne soracak çok merak ediyorum. Sessizce oturup, geceyi bitirip sonra da çekip gitmesi gerekir. Cemal asıl yüzleşmeyi Selva ile yaşadı. Çünkü Selva Cemal'in açığa vuramadığı, Ceylan'ın yüksek sesle söyleyemediği ateşi gördü.

Böyle işte..
R





*Başlık: Orhan Seyfi Orhon'un güftesi, Hayri Yenigün bestesi bir segah eser.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER