Karahanlılar için imtihan vakti!

Karahanlılar’ın hayatında hüküm süren huzur ve sükut Ayşenler’in İzmir’den dönmesi ve Kenan’ın aniden ortaya çıkması ile yerini endişeli ve gergin bir ortama bıraktı. Daha büyük ve daha mutlu bir aile olmaya çalışırken kendilerini umulmadık hesapların ortasında bulan Karahanlılar için yaşadıkları büyük bir imtihan vesilesi. Bakalım bu fırtınada alabora mı olacaklar, yoksa birbirlerine sıkı sıkı tutunup bu kuvvetli rüzgara galip mi gelecekler?

''sen bir tek gül ey yar, tamam olur''

Murat babasını ve ailesini üzmemek için yangın masrafını sigortanın karşılayacağı yalanını söylemişti geçen bölüm. Bu bölüm Murat’ın omuzlarındaki bu yükün ağırlığıyla perişan olmuş haline tanıklık ettik. Yüzünde ve davranışlarında yalan söylemenin beraberinde getirdiği gerginlik ve huzursuzluk vardı. İyi ki karısı Filiz durumu öğrendi. Aksi halde Murat bölüm bitene kadar kalbi kırılmadık tek aile ferdi bırakmayacaktı sanıyorum.

Filiz, Ayşen’in tavırlarını haklı çıkaracak kadar sinir bozucu olabiliyor bazen. Herşeyi kontrol altında tutma isteği, aşırı düzenli oluşu ve bitmek bilmeyen kuralları… Evet kırmıyor, dökmüyor, sessiz ve tatlı tatlı yapıyor uyarılarını. Ama hiç gerek yok. Bir insanın herkese aynı iyilik ve güzellikle yaklaşmasına yani. Ya da biz ‘‘kusurlu’’ insanlar ‘‘mükemmel’’ birini görünce deli gibi kıskanıyoruz. Durum bu. Sanırım Ayşen’in durumu da böyle. Filiz’in mutlu ve sorunsuz bir aileye sahip olması, güven veren hali, her şeyi biliyor ve doğru yapıyor oluşu ve üstelik bütün bunları Ayşen’in baba evinde yaşaması onun fevkalade ağırına gidiyor. Kendi hayatıyla kıyaslayınca ortaya çıkan tablo canını yakıyor olmalı ki acısını, gördüğü ilk ‘mükemmel’ karakterden çıkarıyor. Filiz’in Ayşen’e tavırları zaman zaman can sıksa da Murat’a olan vefası, sabrı ve inceliği hayranlık uyandırıyor. Çağımızın gözü de, gönlü de bir türlü doymayan genç hanımlarına ev ödevi gibi ezberletilmesi gereken tavırlarıyla Filiz tam bir asalet abidesi. Murat’ın bankadan kredi çekmek istediğini ve bunu başaramadığını duyar duymaz kendi evini ipotek ettirip hemen çekti krediyi. Yıllardır oturmaya kıyamadığı baba yadigarı evini ve bir bakıma hayallerini kocasının yalanına ipotek ettirdi! Ve gülümseyerek yaptı bunu. Parmak uçlarında, sessizce... Kimse duymadan aldı kocasının sırtından o dağ gibi yükü. Murat’ın Filiz’e bir tatlı sözü, bir gülüşü Filiz’i dünyanın en mutlu ve fedakar kadını yapmaya yetiyor. Filiz’in bu fedakarlıklarını yalnız eşi değil, kayınpederi, kayınvalidesi de takdir ediyorlar. Ülkemizde bu çok sık görülen bir durum değildir. Gelin saçını süpürge etse, bin yıl o kapıda köle olsa da bunun bir ‘doğal süreç’ olduğunu savunup kadını insan yerine koymayan zihniyet ne yazık bu coğrafyanın büyük kısmında hala hüküm sürmekte. Bu açıdan bu tarz aile dizilerinde kadının el üstünde tutulması, takdir edilmesi gibi örneklerin yer almasını son derece önemsiyorum.

 Kenan'ın bir Umut'a ihtiyacı var.

‘‘Bazı adamlar incitmeden sevemezdi’’

‘‘Kırardı, dökerdi, yangınlar bırakırdı arkalarında’’ diye devam eder bir Cemal Süreya şiiri. Kenan gibi. Karahanlılar’a her koldan saldırıp onları yok etmeye and içmiş bir adamın aynı ailenin kızına deli gibi aşık olması nasıl bir deliliktir? Kırıp döküyor Kenan, arkasında yangınlar bırakıyor görüyoruz. Ama Umut’a nasıl baktığını da görüyoruz. ‘‘Kömür gözlüm’’ derkenki o umutlu, aşık aşık bakan gözbebekleri Kenan’ın ‘iyi’leşmesi adına ümitlendirdi bizi. İçinde ‘yetimhane’ geçen çocuk hikayeleri seyirciyi hem yakalıyor, hem de yaralıyor. Kenan’ın geçmişte ne yaşayıp bunca nefret biriktirdiğini eminim herkes merak ediyor. Kendi adıma, öğrendiğimde Kenan’a hak vereceğim nedenler bekliyorum. Gerçi ben şimdiden tamamım Kenan’a. Çünkü Tolga Güleç hikayesinin sırrına ermemiş bile olsak Kenan’ın geçmişte yaşadığı korkunç acıları hissettirdi bize. Kenan’ın nedensiz kötü olmadığına hepimiz eminiz artık. Sert bakan gözlerinin arkasında savunmasız, küçük bir çocuğun yaşadığını biliyoruz. Geçmişte her ne yaşandıysa, diliyorum hikayenin seyrini Kenan’ın iyi biri olup o aileye damat olması şeklinde değiştirir. Senarist bu dileklerimize kızar mı bilmem ama hikayenin öyle içinde hissediyorum ki kendimi gönlümden geçenlerin kağıda düşmesine engel olamıyorum.

Bazı kadınlar sadece inanmak istedikleri için inanırlar sevdikleri adama. 

Cengiz’in bankadan alınan yüz bin tl’yi çalıp çalmadığını bu hafta öğrenemedik. Fakat içimden bir ses, bu Cengiz o parayı çalar, Umut da reklam kampanyasının yüzü olup o eksikliği telafi eder diyor. Cengiz parayı çalar, Ayşen de bunu duyarsa işte o zaman neler olur hakikaten kestiremiyorum. Gerçi olayı Birce anlar, Ayşen anlamaz sanırım. Ayşen bu kadar Ali Cengiz oyunlarıyla hayatını örümcek ağı gibi örmüş bir adama hala nasıl inanabiliyor pes doğrusu. Birce annesinin gören gözü gibi. Çünkü Ayşen hala kocasına aşık. Yorgun, bıkkın ama hala Cengiz’e aşık ve ne olursa olsun ona inanmaktan yana kullanıyor tercihini. Bakalım gelecek bölümlerde neler olacak?

Emek veren herkesin gönlüne sağlık.

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER