asıl işaret kalbinin sesi
Almilla'nın arkasından su da döktük... 

Her hafta Ulan İstanbul izleyeceğim diye oturuyorum televizyon karşısına fakat nedenini bilmediğim bir şekilde Kaçak Gelinler izlerken buluyorum kendimi. Bu hafta da öyle oldu ve bölümün final sahnesini izledikten sonra kararımdan pişmanlık duymadım. Ulan İstanbul'u da izlemiyor değilim, tekrarlardan takip ediyorum tabii ki. 
Bölüm Almilla'nın kendini inandırdığı, uğrunda her şeyi göze aldığı işaretlerinin, yaşam tarzının onu yıkmasıyla başladı. Özgür'le beklenen yüzleşmenin ardından Almilla İzmir'e gitme kararı aldı. Almilla'nın bu kadar yıkılmasını bir yere kadar anlıyorum fakat bunu dizide çok abartmayıp bölümü Almilla'nın üzerine yığmadan işlemişler ve bence böylesi daha iyi oldu. Yine de zaman zaman uykum gelmedi değil, ilk bölümdeki hareketliliği yakalayamadılar bir daha. Bunu dizinin yayın süresini iki buçuk saat yapmalarına bağlıyorum bakalım nasıl yansıyacak reytinglere.
Kainat-Can-Ege üçlüsü ne yaptı bir bakalım...

İlk bölümde Can için hiç ümidim yoktu fakat Ege'nin kararsız, amaçsız davranışları Can'ın yüzünün bir anda gülmesine neden oldu. Ama ben hala Ege'ciyim. Değişik bir çekiciliği var. Hep böyle tipleri bulurum zaten. Öhm öhöm neyse konumuza dönelim. Can ve Kainat aslında birbirlerine çok uyumlular hem kafa yapısı hem de dış görünüş olarak. Can'ın Kainat'ın kolyesini arayıp bulması gerçekten çok ince bir düşünceydi. Ama insanın aklı diğer hikayede Romeo-Juliet'de kalıyor ve Ege'nin neyin peşinde olduğunu merak ediyor... Ege'nin kararsızlıkları ve 'herşey aynı anda olsun' hayat felsefesi de yedi bitirdi beni. Yavrum gayet yakışıklısın, halin vaktin yerinde, aç açıkta değilsin oyuncusun sen, kaşen ne kadar senin? Neden Nermin'in oyuncağısın hala? Nermin de tam anlamıyla 'delikanlı' çıktı, çirkeflik yapmadan Kainat'a işin aslını öğrenmeye gitti ve ardından kendini Ege'nin kollarında buldu. Ege fena etkilemiş anlaşılan. Şaşırdık mı hayır!
Aşk hariç Kainat'ın hayatında her şey yoluna girmeye başladı bu bölüm. Hikayede en sevdiğim karakter olmayı sürdürüyor. Genelde Şebnem abartılı bir biçimde tuttuğunu koparan gibi gözükse de aslında tuttuğunu koparan olgunluğuyla, kararlılığıyla Kainat. Diğer iki kaçak gelinimiz kafayı sıyırmak üzereyken Kainat oldukça sağlam adımlarla devam ediyor yoluna. Bu bölüm benden aldığı bir başka artı puan da; Ege ve Şebnem'i parkta gizlice konuşurlarken görüp yanlarına gidip olay çıkarmamasıydı. Gerçekten sağlam kız. Müfit Abi ile de aralarındaki dostluk çok tatlı bir hale geldi. Müfit Abi demişken yahu Ege Aydan hiç mi yakışıklılığından bir şey kaybetmezsin? Partneri Şenay Gürler ile uyumları harika. Onların hikayelerini deli gibi merak ediyorum ve sahnelerinin daha da artmasını diliyorum.

Gelelim deli kızımız Şebnem'e;
Selin Şekerci tatlığıyla, bıcır bıcır konuşmasıyla bu karaktere çok güzel hayat veriyor ve bıktırmıyor. Bu bölüm tam 'ne halt ediyor bu yine' dediğim anda finalde mantıklı bir sebebe bağladılar da rahatladım. Saçma sapan sevgili-kıskançlık-intikam teorilerine gömülmedi. Ege ile güzel bir sürpriz doğumgünü planlamışlar. Artık bu sürprizden sonra Kainat, Ege'ye daha yakın davranır sanıyorum. Tabii Ege'nin araba mı yoksa Kainat mı bir karar vermesi gerekiyor! 
Son olarak, dizinin şarkı seçimleri harika gidiyor. Gülüm Çahan sadece jenerik müziğiyle kalmayacak gibi. Özel şarkılar hazırlıyor diye duydum. 
Mekanlar bir Kadıköylü olarak içimi açıyor. Sıkılmıştım artık Sarıyer'de boğaza nazır yalı görmekten. Azcık Moda Sahil, Yoğurtçu Parkı görelim değil mi ama?
Ve mutluluklar Almilla-Özgür çifti! 
Bu sefer doğayı değil de kalbini dinle Almilla.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER