Kıskanırım seni ben...
Bu ikilinin arasındaki elektrik Keban Barajında bile yok!

1 haftalık aranın ardından yeni gününde tekrar karşımızdaydı Kaçak Gelinler. Kanal dizinin özetini erken başlattığında, rakiplerinden önce girecek diye düşünürken saat tam 19:50 sularında yeni bölüme başladı. E haliyle özet falandı 20:30’da başlar yeni bölüm diye oyalananlar bölümün başını kaçırdı tabi. Bu hareketin amacını pek anlamasam da, kanalın diziyi tv8’e satmasının bunda büyük etkisi var sanırım. Nasıl olsa benden gitti ben elimdeki işe bakayım deyip diziden sonra ki işine vakit ayırmak istedi herhalde Star Tv, bize sadece diziyi izlemek ve yorumlamak düşüyor.

Ne Selim Hülya'yı mı öpmüş???

Dizi Şebnem’in Selim ve Hülya’nın öpüşmesini gördüğü yerden başladı. Kendimi Şebnem yerine koyuyorum da, şu görüntüyü unutmak aralarında güven problemi olan çiftimiz için çok zor. Buda demek oluyor ki; ŞebSel için daha uzun bir yolumuz var. Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar diye bir film vardır izleyenler bilir. İsminden de belli olacağı gibi filmde kadın erkek ilişkilerine iki tarafın gözünden bakılır ve nelerin yanlış anlaşıldığı, hangi hareketin ne anlama geldiği anlatılır. Ben Selim’e bu filmi izlemesini tavsiye ediyorum çünkü kendisi bence yaptıklarının nereye varacağını tam anlamıyla kestiremiyor. Sen bir kızla 7/24 vakit geçirip gece yarısı piknikleri düzenlersen, teknede mum ışığı yemeklere çıkarsan kız yanlış anlar seni şap diye öper. 2+2=4. Sonra hiç biz arkadaşız, sen ne yapıyorsun kuzum ayaklarına girme, yemezler. Bu konuda Hülya ne kadar haklı olsa da, hala 404 gibi Selim’in peşinden gezmesi o cool kadın tavırlarına yakışmıyor. Neyse kendi düşen ağlamaz.



But let me take a selfie!! Can ve Şebnem sizce de çok yakışmadı mı? Bir Lily- Ted/Barney arkadaşlığı görürüz bu ikili arasında umarım.

Selim derdine yanadursun asıl başı belada olan kişiler babaya yakalanan Can ve Kainat ikilisiydi. Tamda aşk itirafının sonunda olacak şey miydi bu demeyin Şebnem’in de dediği gibi; Söz konusu aile dramasıysa reytingden başka her şey teferruattır. Senaristler burada taşı atmış, artık anlayan anlamıştır herhalde. Herkesin derdine hızır gibi yetişen Can’ın yardımına Şebnem yetişti tabi, Can benim sevgilim diyerek bir taşla iki kuş vurdu. Bunu planladı mı bilmiyorum ama böyle bir olaydan bu kadar yararlanmak Şebnem Gürsoy olmayı gerektiriyor tabi.Hem Selim'i kıskandırdı, hemde Kainat'ın duygularının netleşmesini sağladı. Dozunda kıskançlık yerinde kullanıldığında baya fayda sağlıyormuş.

Can at hırsızı bu iyi huylu aile çocuğu? Babanın acilen göz doktoruna gitmesi şart oğlu şart.

Bu bölüm en az Şebnem kadar atakta olan diğer bir isimse kuşkusuz Ege’ydi. Kaleyi içten fethedip baba Gencer’in onayını aldı ama kızının kalbi çoktan başkasına ait oldu bile. Baba-Ege ikilimiz bu çifte ileride baya engel olacak gibi, bekleyip göreceğiz. Diğer bir engelimizse benim Erol Taş’ın kadın versiyonu dediğim Nermin. Fotoğraflarda ve bölümde Ege’nin elindeki senaryoyu görür görmez aklıma Nermin’in buna nasıl izin verdiği gelmişti ama bunun oyun olduğunu düşünememiştim. Ciğerci önündeki kedi gibi önce yemeği gösterip sonra şartlarını sunmak akıllıcaydı, yol yakınken sen bu teklifi kabul et bence Ege. Kainat’ın yolu Ege Bölgesine düşecek gibi değil çünkü. Önümüz kış haftada 2 bin lira iyi para. Konu dışı belki ama burada haftada 2 bin, Güneşi Beklerken’de başrolün 50 bin lirayı denkleştirememesi falan, bu oyuncular asgari ücretten hallice kazanıyorlar yahu, ilginç.

Özgür ben bu hallere düşecek insan mıydım bakışı atmıyormu? Biraz ara vermeli bu gönül işlerine kaçan kovalanır nede olsa.

İlişkilerinde haftalardır bir gram ilerleme gösteremeyen tek çiftimiz Almila ve Özgür'dür herhalde. Filmlerdeki gibi tesadüfi karşılaşmalar, ilk bakışta aşık olmak falan izleyenlerin sempatisini kazanmışken haklı bir sebeple yaşanan ayrılık fazlaca uzatılarak kazanılan sempatinin yerini antipatiye bırakmak üzere haberleri olsun. Özgür’ün haftalardır yaptıkları isminin Ali ya da Veli olmasının bir önemi olmadığını, tek gerçek olanın Almila’ya duyduğu aşk olduğunu çoktan kanıtladı bence. Araya saçma sapan bir oyunla Önder’in girmesi ve geçen hafta kıskanılması bardağı taşıran son damlaydı bence. Her kız ilgiden, peşinden koşulmasından hoşlanır ama hem yüz vermeyip hemde istemem yan cebime koy tavrı insanları karakterden uzaklaştırıyor aman dikkat. Zaten kim ne derse onun tarafını tutan, etliye sütlüye karışmayan biri haline geldi en yakın zamanlarda o ilk bölümlerdeki sevimli hayalperest kızı görmek umuduyla diyorum.


Savaş mı istiyorsun come on!!!

Antipatik karakter demişken aklımıza Hülya’dan başkası gelen var mı? Benim yok. Geçen bölümün sonunda Şebnem’e gelen mesajın mimarının o olduğunu tahmin ediyordum ama bunu Şebnem’in anlaması ve dersini vermesi kuşkusuz bölümde en sevdiğim anlardandı. Şebnem’in bu kadar çok sevilmesinin asıl sebebi bu bence, diğer esas kızlar gibi her şeyi yanlış anlayıp gurur altında saçmalamıyor. Evet görüntü kötü, evet yanlış anlaşılmaya çok müsait ama o Şebnem Gürsoy. En yakın zamanda bu ikiliyi sahalarda görmek isteyen tek insan ben değilimdir herhalde, diğer esas kızların ondan öğreneceği çok şey var.

Üzerinden Şebnem Gürsoy geçmiş bir Selim İnan. Daha çok düşüneceksin sen böyle Küçük Bey!!

Şebnem ne kadar hayallerdeki esas kızsa, Selim bir o kadar esas oğlandan uzak. Yakışıklılık tamam, zenginlik desen oda var, eh günümüzün olmazsa olması kaslarda yerinde ama o kendine olan müthiş özgüveni işi bozuyor. Eskiler yumurta gibi çocuk derler ya, hah işte Selim tam öyle ama bizimki sürpriz yumurta. Paket müthiş güzel ama içini bir açıyorsun oyuncak koymayı unutmuşlar, tam bir hayal kırıklığı anlayacağınız. Can’la biraz takılıp acilen ders alması şart. Kızı ayağına getirip patron koltuğunda sende beni seviyorsun demekle olmuyor bu işler Küçük Bey. Neyse en azından asıl istediğinin Şebnem olduğuna karar verdin buda bir şeydir deyip, önümüzdeki haftalarda onun peşinden koşmanı merakla bekliyorum. Odunların prensinden beyaz atlı prense dönüşecek kapasite sende mevcut bence, sadece biraz uğraşmak gerekiyor.

Bunu ben ve benim gibi Can'ın (FıratAltunmeşe) gülüşünü sevenler için ekledim. Üzmeyin şu çocuğu piliz.

Ortada bir silah varsa patlar, mesaj varsa okunur, gizli görüşmeyi mutlaka 3. bir kişi duyar klişesinden yola çıkılarak Can’ın Kainat’a ilan-ı aşk ettiği o güzelim cdnin baba tarafından izlenmesiyle bitti. Bu aile dramından daha çok ekmek yeneceğini düşündüğümden bu olaya çok yorum yapmıyorum, 2 haftalık aranın ardından keyifli ve güzel bir bölümdü, özlemişiz herkesi.

Emeği geçen herkesin emeğine sağlık. 

Hafta içi bu güzel iş için emek harcayan ve yaşamını yitiren Engin Küçüktopuz’a Allah’dan rahmet, sevenlerine baş sağlığı diliyorum.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER