Filinta: Abdülhamid'den etkilenmek..

Polis çocuğuydum ben. Çok şükür ki babam öyle bir adam değildi ama geniş bir lojman çevresinde oturduğumuz için ara sıra "bilmem kim karısına silah çekmiş şöyle yapmış, böyle yapmış" falan diye duyardık. Kadınlar ve çocuklar zaten güç, kuvvet olarak baş edemeyeceği birini karşısına almışken bir de silahla tehdit edilirlerdi. Onlar adına üzülürdük ama bir şey de yapamazdık. 

Zira şimdi bana kızanlar çok olacaktır ama polisleri de o zamanın mantığı içerisinde anlardık. Terörün ayyuka çıktığı, şehirlerde her gün polislerin şehit verildiği zamanlardı. Doğal olarak her polis bu strese ve baskıya psikolojik olarak hazır değildi. O yüzden polis eşlerine büyük görev düşerdi. Evde yaşananları geçelim, dışarıda ne yaşanırsa yaşansın işe asla kocalar karıştırılmazdı. Zira hepsi barut gibiydi ve bellerinde silah vardı. Hep bu bilinç hakim olmuştu. 

İnsanın çocukluğu böyle bir ortam içinde geçince doğal olarak Mustafa evde silah çektiği zaman bir soğuyorsunuz. Sebep ne olursa olsun evinde silaha sarılan adam görüntüsü gerçekten pek de hoş değil. Bu sebeple bölüme Mustafa’dan biraz soğumuş şekilde başladım ama merak etmeyin yine bölüm içinde ısındım. Mustafa’dan soğumuşken bir de üstüne üstlük silahı Dadı’ya doğrultması resmen hayal kırıklığı oldu. Geçen bölümün yorumlarında Dadı’ya doğrultulduğu iddia edilmişti ama Mustafa’nın gözlerini bu kadar kapatacağını hiç düşünmemiştim. 

Dadı hain çıktı. Artık yemekleri sen yapacaksın Leyla. 

Dadıyı alıp zindana attı ya, insan "vay be!" diyor. Herkesin başına her an her şey gelebilir. Hele Mustafa gibi muhakemeden ve adalet duygusundan kaçmak isteyen biri olursa yandınız ki ne yandınız. Kendine sadece “bu kadın köpeği niye zehirlesin ki?” sorusunu sorsa tüm olay çözülecekken sırf inanmak istemediği için Filinta Mustafa kocca bölümü götürdü. Ne diyelim, canı sağ olsun…

"Mustafa evde, Şehzade Murat’ı kim kurtaracak?” diye sormuştuk. Bizim ki de halt yemekmiş yani aslan gibi Bıçak Ali’miz var daha ne olsun? Çerkes ile atmaca gibi tepelerine bindiler. Merak ettiğim konu Şerzan’a neden dokunmadılar? Halbuki şöyle bir düşünürsek hemen her şeyin anahtarı Şerzan. Sorguya falan da direnemez hemen dökülüverir. Bakalım Mustafalar bunu dizi boyunca anlayabilecekler mi?..

Miloş ile Akbar arasındaki davayla ilgili neler biliyoruz? Düşünüyorum, düşünüyorum aklıma bir şey gelmiyor ama bu ikisinin sağlam bir geçmişi olmalı. Zira birbirlerine her fırsatta vurmaktan inanılmaz keyif alıyorlar. Yüce Efendi de rezalet Şehzade kaçırma operasyonundan sonra olanca gücüyle Akbar’a yüklendi. Akbar’ı hala tam çözemedim zira kontrollü mü kontrolsüz mü nasıl biri bir türlü anlayamıyorum. Hakkında emin olduğum tek şey gerçekten zeki bir adam. Karşısına düşmanlarını dizmiş ve kendince en kolay lokmadan yemeye başlayacak. Yani Bıçak Ali… Kendince diyorum zira Bıçak Ali’deki inanmışlık Mustafa’da dahi olmayabilir. Yüce Efendi de uyardı "Ali’yi yaralı aslana çevirme” dedi ama ne fayda? Akbar planı kurmuş bile...

Şimdi bir şey yemiyorum ki Leyla'yı yerken çabuk doymayayım.

Valla ben şunu gördüm ki bizim tayfada Farah kadar aklı başında olan kimse yok. Mustafa dahil herkese belli bir mesafesi olduğu için hiçbir şey gözünden kaçmıyor. Doğal olarak Leyla’nın hainliğine ilk o aydı ama eline hiçbir şey geçmedi. Zira Mustafa duvar mübarek. Koca sezonda ilk defa soru sormaktan imtina ediyor. Nasıl etmesin ki? Sen yıllarca düşmanla savaş ama git düşmandan biriyle evlen. Modern dünyada bu olay kariyer bitirir. Neyse ki bizimkilerin işleri tamamen hatır gönül ve samimiyetle yürüyor da Mustafa’ya bir şey olmayacak ama o gözlerini kapattığı sürece herkese her şey olabilir. 

Bu bölümün sorgu sahneleri muazzamdı. Hiç bitmesin istedim. Öncelikle kadıya gelelim. Valla helal olmasın sağlam çalışmış. Ben Yüceler Meclisi’nin adamı sandım ama değilmiş. Keşke öyle olsaymış. Derdik ki, “adamlar fena saklanıyor olur böyle şeyler.” Böylesi daha yaralayıcı oldu. Osmanlı’da adaleti sağlayan kadıları atama makamına kadar çık ve mal mülk için hiç sorgulamadan herkesi, her değeri sat. Değer mi yahu? Osmanlı seni aç mı bıraktı Kadı efendi? Açıkta mı bıraktı? Çocukların macun istedi de paran mı yetmedi? Tabii ki bunlar da bahane sayılamaz ama ayağın kayması için zeminin de biraz kaygan olması gerekir. Bizim kadıya zemin bile gerekmemiş. Böylesi kadıların geçmişte gerçekten var olduklarını bildiğimiz için “dizi ya” deyip geçemiyor insan. İçi acıyor içi…

Ali sorguda tam formundaydı. Ortalığı yine yıktı geçti. Şimdi burada nelere güldüğümü yazsam iki paragraf yer tutar ama genel olarak Çerkes’e eş şakalarına ve işkence aletlerine verilen tepkilere ba-yıl-dım! Hele Ali’nin "ovvvv" çektiği işkence aleti koptuğum andı. Az değilsin Ali, hiç az değilsin. Sonunda adamları pardon madamları konuşturması da cabası oldu. Zaten başka bir sonuç beklenemezdi. Ne diyordu Ali? “Yemin ederim ben bile her şeyi anlatırım.” 

Sen bana Dadı'nın yerini söyle ben de ne yakışıklı adam falan diyeyim...

Leyla var ya, orduyu birbirine katar sonra tüm yaralıları tek tek tedavi edip ordunun iyilik meleği olur. Ondaki öyle bir psikopatlık. Bekri’ye baskı yaparak onu çözmesi gayet doğal bir durumdu. Adam zaten perişan oldu. Nasıl saygı duymuşsa Mustafa’nın da önüne geçemiyor ama bitti adam tükendi yahu! Leyla hanım, Bekri’yi üzmenin de hesabını vereceksin. 

Bekri’nin çözülmesinden sonra Leyla soluğu Dadı’nın yanında alınca aklıma gelen ilk şey öldürmesiydi ama bunu nasıl yapacağını, ne gibi bir zehir kullanacağını bilmiyordum. Öyle ya, Mustafa’nın gözünde suçlu dadıyken onu öldürüp cesediyle beraber tüm suçlamaları da mezara gömmüş olacaktı. Leyla ise manipüle yolunu seçti. Hem de ne manipüle! Vallahi ağzım açık izledim. Bu kadın milletinin şerrinden Allah hepimizi korusun. Amin. 

Dadı kaçınılmaz bir saflıkla Leyla’nın planına bodoslama atladı ama onu kim suçlayabilir ki? Dokuz yaşından beri elinde büyümüş bir kız çocuğuna güvenmeyecek de kime güvenecek? Bu arada yeri gelmişken belirtelim. Dadı karakterine hayat veren Birsen Dürülü gerçekten muazzam bir oyuncu. Her hareketi, her bakışı, sesinin tonu, kısaca her şeyiyle “ben oyuncu olmak için doğdum” diye bağırıyor. Yetenek denen şeyin her zaman hayranıyız. Es Film’i tebrik etmek lazım. Sadece sağlam senaristler değil, sağlam oyuncuları da bir araya getirmekte hiç zorlanmıyor. 

Allahım inşallah biraz daha evrakı bulamam hatta günlerce falan bulamayız inşallahhh!!

Leyla izleri kapatmaya çalışsın Farah ipin ucunu çok daha derinlerden tuttu bile.. Leyla’nın babası Mısırlı Ekrem Paşa'yı öğrendi ya, daha onu kim tutar? Doooğru kütüğe gitti. Kütükteki Fevzi bey gururumuzdur! Zira beni, seni, onu, bunu, kısaca çoğumuzu temsil etti. Tamam biraz fazla bayıldı Leyla'ya ama olur o kadar. Hatta iyi oldu, Farah’ın işini kolaylaştırdı. Gördük ki Ekrem Paşa malumatı kayıp. Tıpkı diğer benzer vakalardaki gibi bilgiler saklanıyor. 

Normal bir Mustafa sadece buradan yola çıkıp bütün olayı çözerdi ama Farah bu olayda ona yetmeyeceğini biliyordu. O yüzden Mustafa yerine Leyla ile yüzleşmeye gitti. Amaç yüzüne gerçekleri haykırmaktan ziyade vereceği tepkileri ve ağzından çıkabilecek yanlış bir şeyleri yakalamaktı ki amcasının adını alarak kurduğu tuzağın meyvelerini de topladı. Dizideki tek zeki kadın siz değilsiniz Leyla hanım. Farah da sizinle aynı suda büyüdü. Boşuna dememişler, "ya havasından ya suyundan…"

Yüce Efendi’nin bazen tweet atar gibi tespit dolu konuşmalarından sıkıldığım bir gerçek. Fakat bazı bazı da resmen aklımı alıyor. Feriha Nur’un gazetesi ile ilgili yaptığı tespitler gerçekten muazzamdı. “Konu bir fikir olduğunda baskı ve şiddet bir şey ifade etmez. Fikri yok edemezsin, ancak yolundan saptırırsın” repliğine bayıldım. Fakat Yüce Efendi sadece tespitleriyle Yüce Efendi olmadı. Eylemleriyle de bu mevkiyi ne kadar hakettiğini istemesek de bize sıkça kanıtladı. Şimdi de ölümünden sonrasının intikam planını yapıyor. Yahu bırak bari onun hesabını gütme. Hırs böyle bir şey işte. Etkilensem mi tırssam mı bilemedim.


Yazı devam ediyor..

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER