Legends of Tomorrow: Uzay Savaşları!
Saçım böyle daha cool oluyo di mi?
Geçiş hikayesi özelliği taşıyan bölüm karakterlerin gelişimi üzerine odaklıydı. Özellikle Rip Hunter odaklı bir bölüm izledik. Çok hareketli ve karmaşık olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Bazı yerlerde olayları yakalamam zor oldu. Gerçi bana da öyle gelmiş olabilir. Bölümü izlediğim sıralarda epey bir rahatsızdım.

Nihayet Rip Hunter’ı bütün bunları yapmaya iten sebepleri bizlere gösterdiler. Flashback sahneleri oldukça iyiydi. Sezonun başından beri ‘’Vandal Savage, karımı ve çocuğumu öldürdü.’’ diyerek gezinip duruyordu fakat olay sadece burada takılıp kalıyordu. Korumaya yemin ettiği zaman çizgisini bozacak kadar gözünü karartmasına anlam veremiyordum. Bu bölümde ise flashback sahneleriyle bunu çok iyi anladım. Rip’in yerinde olsam bende aynı şeyleri yapardım. Zaman çizgisi de neymiş?!


O duvarda ki ne öyle?

Ray ilk kez bir bölümde hak ettiği ilgiyi gördü. Star Trek ve Star Wars göndermelerinin başkahramanı da oydu. Picard kısmında çok güldüm itiraf ediyorum. Her şey iyiydi, güzeldi fakat Kendra’yla olan aşk hikâyesi saçmalığın daniskasıydı. The CW bunu her dizisinde yapıyor. Yapmayın kardeşim! Ne gerek var şöyle gereksiz ilişkilere. Ne güzel kardeş kardeş takılıyorlardı işte.

Bu bölümün görünmez kahramanı ise Stein’dı. O adamı nasıl halletti hala merak ediyorum. Yakıştı da elinde tabancayla oradan oraya gezmek. Birkaç yerde Jax ve Stein’ın yan yana gelmelerine rağmen Firestorm’a dönüşmemelerini eleştiren yorumlar gördüm. Uzayın ortasında her yerinde oksijen tankları olan bir geminin içinde hareket eden bir alev topu? Yok, ben almayayım. Öyle bir durum söz konusu olsaydı gemi herhalde patlardı.


Sana buradan bir çakarım, galaksinin taaaaa diğer tarafına uçarsın ha!

Bölümün ana olaylarından birisi ise geçen bölüm yaşanan Mick ve Snart gerilimin devamıydı. Mick’e bazı konularda katılıyorum fakat ekibi öylece satması hiç hoş olmadı. Öncelikle kesinlikle o gemiden bende bunaldım. Kutunun içinde geçti resmen koca bölüm. Hapishane, işkence odası artık her ne demek isterseniz öyle deyin. Mick’in oradan çıkmak istemesini gayet doğal buluyorum. İnsan bunalır. Onun birçok açıdan düşünmeyen bir kas gücü olarak görülmesi bana oldukça gerçekçi geliyor. Geçen bölüm bıraksalar Star City’de kalacaktı yahu! Bu ikilinin en başta ekibe zamanla hasarlar vereceği kanısındaydım. Snart beni haksız çıkarırcasına iyilik timsali bir insana dönüştü. Mick de ise durum tamamen farklı. Zıt tarafa gittikçe gidiyor. Ekipten ayrı olması ekibin yararına olacaktır. Son sahnede öldü mü, yoksa yaşıyor mu bilemiyorum. Snart gözünü karartıp vurmuş olabilir. IMDb’de 16 bölümlük sözleşmesi var diyerek sizleri de yanıltmak istemiyorum. Carter’ı canlandıran aktörün de en başta 16 bölüm olarak gözüküyordu fakat artık 3 bölüme düşürüldüğü gibi adı dahi geçmiyor. 

Geçen hafta beni epey hayal kırıklığına uğratan Legends of Tomorow, bu hafta çok daha iyi bir bölümle geri döndü. Bölüm harika değildi o noktada sizleri uyarayım. Yine de geçen haftaya nazaran katbekat iyiydi. 





BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER