Bundan iyisi Şam'da kayısı!
Aşk Yeniden bugüne kadar ki en güzel, en şahane, en başarılı, en yaratıcı, en en en muhteşem bölümlerinin başında gelen bir yayınla dün gece karşımızdaydı..

"Al başardınız!" "Biz hiç küsmedik ki.."
Daha düne kadar Selin ve Orhan'dan bile fellik fellik ilişkilerini saklayan Zeynep ile Fatih ikilisinin, akşamdan sabaha hiçbir şey değişmediği halde birden kendilerini açık etmesi, bence de son derece yerinde ve mantıklı bir hareket. Sonuçta, maksat gönüller bir olsun değil mi? Günlerce, haftalarca yok yere insanlara kan kusturmuş olabilirler, ama ne önemi var? Çok takdir ettim ikisini de, ben olsam ben de aynı şekilde davranırdım.. Özellikle Selin neden en başından bize anlatmadığınız gibisinden sorguladığında verdikleri o cevap yok mu.. Hani biz iyi oyuncularız siz açık ederdiniz şeklinde karşılık vermişlerdi. İşte orayı ayrıca beğendim! Ne de olsa hepimiz biliyoruz, Selim ve Ertan gerçeğini aylarca herkesten saklamak yerine yok yere açık eden; Orhan - Selin - Fadik - Mete ve hatta Mustafa'ydı! Bunlara güven olur mu?

"Fatih'e teklif yapıldı mı?"
Meryem'in, Fatih'e iş bulmak için haftalar önce başlattığı, naylondan şirket kurdurtma işine hala devam etmesi, ne kadar da güzel bir davranış öyle. Fatih zavallım taksi köşelerinde sürünüyordu. Meryem tam bir anne gerçekten. Yavrusu mutlu olsun diye her şeyi yapmaya razı. Gerçi önemsiz bir detay var, Meryem'in nedense unuttuğu.. Zaten bu aralar çok fazla şey unutuyor, ama kadın da haklı, Şevket insanda kafa mı bırakır? Konuya dönelim; Zeynep ile çoktan ayrılmış ve kendi şirketlerinin başına geçecek olan Fatih, neden gidip de alakasız bir şirkette işe başlasın? Lâkin telaşa mahal yok, eminim Birol güvenlik kamera kayıtlarını şak diye ortaya çıkardığı gibi, bu soruna da bir çözüm bulacaktır..

"N'apsın çıplak mı gezsin!"
Ayfer'im tatlı kadınım.. Ne kadar naif, ne kadar da ince ruhlu bir insan. Özellikle onun o içten gelen tepkilerine bayılıyorum, hele de öfke patlamalarına. O bağırıyor ben mutlu oluyorum, o çığlık atıyor ben televizyonun sesini daha çok açıyorum.. Adeta bir senfoni orkestrası, Allah ses tellerine zeval vermesin..

"Nerdesin yeğenim? Gözlerimiz yollarda kaldı.."
Çok şükür Vahit ve Ertan o ıssız adada ölmemiş.. Gerçi benimki de hüsn-i kuruntu, keza Vahit'in olta ya da mızrak gibi şeylere ihtiyaç duymadan ve dahi ıslanmadan beyin gücüyle balık tutabildiğini biliyoruz. Aslında Vahit'in bu yetenekle şirket hisselerinin peşinden koşmasına da gerek yok. Biraz üstüne eğilse yeminle kumkapı piyasasını siler atar.. Lâkin neden günlerdir aynı kayanın altında duruyorlar, orasını çözemedim. Sanırım benim göremediğim bazı metaforlar mevcut..


BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER