Senin annen kara bir gül!
Siz hiç anne oldunuz mu? Peki hiç anne gibi hissettiniz mi? Bunlardan birini bile yaşadıysanız, dünyada bir şeyler değişti demektir. Bir çocuğa dokundunuz ve o dünyayı değiştirdi. İyi ya da kötü. Çocukken anneliğin en zor meslek olduğunu düşünürdüm. Aslında hâlâ böyle. Anne olmak, abur cuburlara ve zararlı her şeye çelme takabilmek, derin dondurucuyu poşetlerce sebzeyle doldurabilmek demektir. Annelik, eline bulaşan kakaya ve yakana sinen kusmuk kokusuna çekilen eyvallahtır. Minicik bir mucizeye ortak olmaktır. Ha bir de... O mucizeyi sevebilmektir. Hiçbir kitabın yazmadığı uzunlukta ve hiçbir gözün alamayacağı derinlikte sevmek.

Bir sırrı dört koca sezon sürdürebilmek her yiğidin harcı değil, bunu not edelim. Karagül ilk günden bu zamana ya zirvede olarak ya da zirveyi zorlayarak geldi. Şaşırdık, ağladık, isyan ettik. Ama Karagül'ü hep kendimizden bildik. En çok da her evin Karagül'ü olan kadınlar bu güzel diziyi bağırlarına bastı. Veda konuşması gibi mi oldu? Eh izlediğimiz bölüm de vedadan farksız sayılmazdı. Göz pınarlarını dolduran, kalbimizi avcuna alıp sıkan eşsiz bir bölüm oldu. Herkesin emeğine, heyecanına sağlık.


Acı bin katmanlıdır...

Bu bölüm bütün gemilerin kıyıya ulaştığı bir liman gibiydi benim için. Sorular yanıtlarını buldu ve herkes kendi cehennemiyle tanıştı. Melek'in öyküsü yine ölümle, fakat bu kez ciddi bir kırılma yaratacak şekilde gelişti. Bu defa yıkılan değil yıkan taraf olacağını hissettik. Dilerim ki öyle olsun. Kaderi çiğnenen her kadını omuzlarından sarsıp ''Sen bedeninde bir dünya taşıyorsun, kendine gel ne olur!'' demek istiyorum çünkü.

Sibel ve Özlem'in kesişimi bize Narin'i anlatmak için yazılmıştı. Bir çocuğu sevmenin, ondan kopamamanın ne demek olduğunu gördük. Fakat Özlem, Narin'den daha cesur davranıp kucağındaki evladı anasına kavuşturdu. Gerçek sevginin sevilenin mutluluğunu düşünmek olduğunu bilen herkesle bir gün bir yerlerde buluşacağız.

Ebru sonuna adım adım yürürken paralelinde çocuklarının neşesine şahit olduk. Söz konusu Karagül ise yüzümüzde çiçek açan vakitlerin kıymetini bilelim. Zira gözyaşını yakamızdan eksik etmeyecek kadar başarılı bir senaryosu var. Diyaloglar mı? Tek kelimeyle enfesti. Öyle tadında işlenmişti ki her şey, bir an için o sahnelerin içine girip Ebru'ya sarılmak istedim. Ada ve Maya'yı teselli edebilmek istedim. Bu inandırıcılık çok özel, çok kıymetli.

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 70
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 38
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 35
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER