Ne kadar da, sevip de kavuşamayan bir çift!

Ne kadar da, sevip de kavuşamayan bir çift!
Sezen Aksu usulca hep en doğru yerde, en doğru şeyleri söylemeyi nasıl da başarıyor. Nesillerin gelmiş geçmiş en romantik şansı Sezen Aksu’dur, net. İzlemelere doyamadığımız Ömer’in halüsinasyonunu da bu kadar çekici kılan sebeplerden biri, Sezen Hanım’ın yine taşı gediğine oturtmayı başarmış olmasıdır.

“Vurgun yemiş misali gönlüm, tutuldu aşka.
Ciğerimden yanıyorum ben, bu defa başka..”

Defne, Ömer’in ilk heyecanı değil elbette. İz gibi bir faktör varken bunu söylemek ne mümkün zaten. Ama Defne’yi bir başka seviyor be. Adam resmen cayır cayır yanıyor ve bunu bize geçirmeyi de çok iyi başarıyor.

Bu bölümü izleyince nedense Aşık Veysel’in aşk için söyledikleri geldi aklıma. Üstada sormuşlar “Aşk nedir?” diye. Gülümsemiş, “Seversin, kavuşamazsın aşk olur..”

Defne ve Ömer’in aşkını çekici kılan da işte aynı bu sebep. Sevdiler, ama kavuşamıyorlar. Kavuşsalar bile biliyoruz ki arada sırdan bir duvar var. İzleyiciyi tetikte tutan da tam olarak bu.

Nedense toplum olarak aşkı, bu engellerle dolu parkurda koşturmaya bayılıyoruz. Çok dramatik bir alt yapımız var. Romantik komedi adı altında dahi o dramı görmezsek orta yerimizden çatlıyoruz. Ne sebeptendir o da bilinmez erkek tarafını da acı içinde kıvranırken görmeye bayılıyoruz. Aynı bu bölümde Ömer’in asansörde kıvrım kıvrım kıvrandığını gördüğümüzde olduğu gibi. Doğruya doğru acı çekmek öyle her erkeğe de yakışmaz. Yakışsa da yansıtamaz. Maşşallah Barış Arduç bu konuda da bizi hiç eksik bırakmadı. Ne yaşıyorsa, aynısını çok şükür biz de yaşadık.

İtiraz eden mutlaka olacaktır ama her erkeğin arkasını toplayan bir kadın mutlaka -yani en azından bence-, olmalı. Arkasını toplamak da demeyelim de, daha çok hayatını kolaylaştıran. Bardağının altına peçetesini koyan, kahvesini içtikten sonra bir yudum suyunu hazır eden, imzayı atacağı yanlış kalemi doğrusuyla değiştiren, telefonuyla ne yaptığını çözemedim ama her ne yapıyorsa onu yapan… Bu senkronizasyonu yakalayabilmek bence çok önemli. Seyirciye geçirdiği his olarak on numara bir sahneydi bence. İz ne de doğru söyledi, adeta hayallerimize tercüman oldu. Ne kadar da karı koca olmaya layık bir çift..

Geçen bölüm Ömer’e çok kızdık. Bizi hayal kırıklığına uğrattı yalan yok. Hele o kitabı, teslim olurcasına İz’e verdiği sahnede sinirden bayıldık. Bayıldık bayılmasına da, yani bir konu ancak bu kadar güzel halledilir. Bir kadına verilen değer, bu kadar güzel hissettirilir. O sahnedeki Ömer’in bakışları, seksen altı öpüşme sahnesine bedeldi bence. Şefkat bir erkeğe bu kadar mı yakışır?
Gelelim Sinan Efendi’ye..

Açık konuşmak gerekirse Sinan Defne’ye kapıldığından beri beni bir itiyordu. Yani ısınamadım bir türlü. Sonra Ömer için Defne’den vazgeçişi, kardeşini yarı yolda bırakmak istemeyişi bende baya bir artı puana dönüşmüştü acısına da saygı duyuyorum lakin, yurduna ihanet en ağır suç. Ömer senin yerin yurdun, çocuk gibi triplere girip düşmanla el sıkışmak ne bileyim fazla toy bir hareket. Umarım Deniz’i denemek için yanlış koleksiyonu vermişsindir Sinan. Yoksa Ömer seni bu saatten sonra biraz zor affeder. Sinan için kırılma noktalarıyla dolu bir bölümdü.

Herkesin Sinan’dan öğreneceği bir şey olduğuna ben de inanıyorum. Doğru noktaları örnek aldığımız müddetçe tabi. Sude ile olan ilişkisine de ben bu bölüm farklı bir yerden bakmaya başladım. Sude bildiğiniz üzere Necmi’nin kızı. Necmi de Sinan’ın dert ortağı. Eğer ileride Sinan, Sude ile bir şey yaşamaya kalkarsa Necmi’nin tavrı ne olur çok merak ediyorum. Sonuçta Sinan’ın Defne’ye yanık olduğunu biliyor. Bunu bile bile kendi kızının yanında, yamacında Sinan’ı özel bir sıfatla tutar mı bilinmez.

Neriman, birkaç bölümdür depresyondaydı. Bu depresyonun o hoyratlığa ve hırçınlığa çok iyi geleceğini düşünüyorum. Necmi’nin yokluğu, Neriman’ın uyanışı oldu. Bence bundan sonra çok farklı bir Neriman izleyeceğiz.

Koray, ah Koray. Neden Koray’sın sen? Dizinin enerjisini en çok yükselten kişi Koray, net. Bir insan girdiği ortamın aurasını nasıl bu kadar çabuk değiştirebilir? İz ile olan kankalığı yine biz DefÖm’cülere yaradı. İz’i ortamdan alıp götürmesi, çiftimizi birbirlerine bırakması en çok bizim işimize geldi. Sen çok yaşa e mi Koray!

İsmail ve Yasemin cephesinin tansiyonu da oldukça yüksek. Yasemin’in bir türlü elalem ne der diye düşünmeyi bırakamaması, İsmail’i kaybetmesine neden oldu. Doğrusu zengin kız fakir oğlan ilişkisi beni pek cezbetmiyor ama İso bizim oğlan be. Üzülmesine dayanamadım ne yalan söyleyeyim. Yasemin, İsmail’in elini tutsaydı üzüldüğüm kişi Derya olurdu. Esas kız ile esas oğlanın arasında harcanıp gitmiş olacaktı. Gerçi o saflıkla Derya da bunun üstünde çok durur muydu bilemiyorum ama, ilerleyen zamanda Yasemin ve İso bir araya gelirse Derya illa ki harcanır gibime geliyor.

Deniz’e gelecek olursak, sanki hırsıyla çok aceleci davranıyor ve emin adımlar atmıyormuş gibi geldi bize. Aksine, bastığı yerleri çok dikkatli seçti. A planı Yasemin’di ki, Yasemin’i çok takdir ettim. İsmail’in onda değiştirdiği güzel şeylerden biri oldu, sadakati. A olmasa da, B planı maalesef amacına ulaştı gibi görünüyor. O kış gelir mi bilinmez ama havada bir elektriklenme var. Ömer’in gökyüzünde fırtınalar kopması yakın gibi.

Ve Serdar..
Nihan, her şeyi anlattı mı bilmiyoruz ama umarım anlatmaz. Aslında neden anlatmasını istemediğimi de bilmiyorum. Serdar öğrense ne olur, kestirmek güç. Öyle höt hötleyen bir insan değil çünkü. Aslında tam da bir abinin, bir kardeşin olması gereken kişi. Bu yalanı dolanı öğrenince hikayenin gidişatında bir kavşak mı olur, bir tümsek mi yoksa bir U dönüşü mü bilemiyoruz. Bakalım Serdar bu sefer de doğru şeyi yapıp takdirimizi kazanabilecek mi? Hoş, yapmasını istediğimiz şey ne, ben onu da bilmiyorum ya neyse.

İz, bu hikayenin elektronlarından sadece biri. Merkezde değil, ancak yörüngede. Ömer’i buralardan alıp götürmeye gücü yeter mi bilinmez. Tabi denk gelen olaylara göre de değişebilir. Şu an için en çok korktuğum şey Defne’nin sırlarını öğrenmesi ile birlikte planlanan bir gidiş olması. Yani şöyle ki; İz gidecekken, Ömer Defne’nin aslında kim olduğunu öğrenir de bu diyarlardan İz ile beraber gitmeye kalkarsa işte o zaman ülkede toplu intiharlar başlar gibime geliyor. Düşüncesi bile korkunç, ay ağzımdan yel alsın! Amaaan zaten öyle bir şey olursa dizi biter, olmaz. Olmaz değil mi?

En çok sevdiğim sahnelerden biri de İz-Ömer dertleşmesiydi. Tam olarak bir dertleşme değildi tabi ama olsun. En azından bir adım atıldı. İz ile Ömer dost olabilirler. Gerçi İz, Türkiye’de yaşamış, görmüş, geçirmiş bir kız olsaydı asla böyle bir muhabbete girmezdi. Bizim adetlerimizde eski sevgilinin yeni sevgilisi bizim düşmanımızdır. Eski sevgili ile dost olmak şöyle dursun, bir de onu böyle yıkan kadını ondan dinleyeceğiz ha! İz’in bu Avrupai havası gene bize yaradı. Bence Ömer bir dert ortağı buldu. Defne’den yara olarak değil de, sevdiği izler olarak bahsetmesi beni çok duygulandırdı. İşte aşk budur dedim. Yazarken dahi gözlerim doldu. Bir insanın sevdiği iz olmak nasıl bir duygudur acaba?

Son sahnede eve İz ile beraber girecekler diye ödüm koptu. Allah’tan korktuğum başıma gelmedi. Ömer o öfkesiyle İz ile bir şey yaşasa çok üzülürdüm. Defne’nin bitti demesi çok da bir şey ifade etmemeliydi bence. Dudakları git, gözleri kal diyordu çünkü. İkisi sanki bir mıknatısın zıt kutupları gibi birbirlerini kuvvetle çekiyorlar ama bir yandan da itiyorlar. Defne’nin haykırışları Ömer için patlama anıydı. Eeeh yeter senin aşkına da ıstırabına da dedi ve itmekten vazgeçti, çekiverdi kendine sevdiği kadını. Elçin Hanım’a hiç değinmiyorum bile. Rolünü yaşamak bu olsa gerek. Ne de güzel kaptırıyor kendini. Başını fena çarptı ama duvara, inşallah bir şey olmamıştır..

Uzun lafın kısası insanın ruhunu doyuran bir bölümdü. Tansiyon hep çok yüksekti. Yaşanılan duygu geçişlerinin mükemmelliğine de yeterince değindiğimi düşünüyorum. Tartışmasız bu sezonun en başarılı yapımlarından biri, Kiralık Aşk. E sonuçlara bakınca da hak ettiğini aldığını görüyoruz. Ekip uyumu harika. Emeği geçen herkese teşekkürler. Bundan sonraki bölümler, bir öncekinden hep daha iyi olur umarım. Şimdiye kadar hep öyleydi, standartların hep üstündeydi. Bundan sonra da hep öyle olur inşallah.
Sevgiyle kalın..

NOT: Defne ne zaman bütün bölüm boyunca üstünü değiştirmese sonuç hep çok güzel oluyor kıskıskıs :)))))

                 
 
 
 
 
 
 

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER