Büyük star, büyük star hikâyen nerede?

Büyük star, büyük star hikâyen nerede?
Güne bir cevap yazısıyla uyandım. Birkaç hafta önce StarTv için hazırlanan Unutamadım adlı diziden vazgeçtiğini açıklayan yapımcı Faruk Turgut'a, projenin başrol oyuncusu Emrah ve menajeri Engin Esen'in verdiği resmi cevap yazısından bahsediyorum. İlgili yazıda, "Bana kimse patronluk yapamaz!" başlığını seçip manşete atan medyamız bu günü de kurtardı, çok şükür. Konuyu merak edenler için özetleyeyim ama bu yazının iştigal alanı olmayacağını da söyleyeyim.

Aylar önce StarTv, Emrah ile anlaşma imzalamıştı. Emrah'ın bu sezon Star Tv ekranında olması için anlaşma imzalayan kanal, daha sonra bir yapımcı arayışına girişti. Piyango Gold Film'e çıktı. Temmuz ortası gibi yayına çıkması planlanan dizi Faruk Turgut'un yaptığı basın açıklamasıyla rafa kalktı. Daha doğrusu Gold Film'in hazırladığı proje rafa kalktı. Emrah hâlâ Star Tv ile anlaşmalı ve sanırım yeni bir yapımcı arayışındalar.. Detaylar, envai çeşit magazin sosuyla sunuluyor, çok meraklanan okusun. Benim derdim başka..

Emrah- Star Tv anlaşmasından yola çıkarak ama onları konumuz dışı tutarak sektörde kemikleşmeye başlayan bir gelenekten ve gözüme batanlardan bahsetmek istiyorum. Amerikan sineması ve televizyonunun kurulum ve gelişim yıllarında öncülük ettiği bu, rekabet odaklı "Stüdyoya bağlı starlar" geleneği zaman içinde yaratımı kısıtladığı, kârdan çok zarar sağladığı deneyimlenince başka şekillere evrilmişti. Daha doğrusu gelenek kurumsallaşarak, temellendirildi; yararlı hale getirildi. Yeşilçam da bir vakitler bu yöntemi denemiş, gişesi olan star oyuncularla beş hatta 10 film üzerinden sözleşmeler yapmışlardı. Pratikte iyi fikir gibi görünen bu hâl, sahada pek çok dert çıkardı. Sektör duayenleri Yeşilçam'ın çanına ot tıkan unsurlar listesi yapsalar bu konu kafadan ilk üçe girer. O derece..

Kanalların oyuncularla sözleşme yapıp, uygulama için yapımcı araması konusu bizde de bir süredir gündemde. Hatta halen bazı yapımcılar kanallarla "Bunu al, ben de sana x'li proje yaparım" diyerek anlaşma yapıyorlar. Ya da kanal buna benzer tekliflerde bulunuyor. Şimdi diyeceksiniz ki, ne var bunda? Elin oğlu da böyle yapıyor? Yok. Elin oğlu böyle yapmıyor. Siz hiç HBO'nun basın daveti organize edip, "Brad Pitt bu sene bizde. Hangi projeyle mi? Bir kadın ve bir adamın arasında yaşanacak aşk hikayesi. Şimdilik başka açıklama yok eki eki.." dediğini duydunuz mu? Oysa biz, ülkemiz yapımcılarından bu tür açıklamaları çok duyduk. Mesela en taze örnek O3 Medya. Meryem Uzerli için basın yemeği düzenlediğinde ellerinde onaylanmış kaç bölüm senaryo vardı, hadi ondan da geçtim kaç sayfa onaylanmış hikaye vardı acaba? Çok merak ediyorum bu sorunun cevabını ve duymak da isterdim açıkçası.

Star oyuncularla iş yapmak isteyen kanal ya da yapımcının "Bekle beni anacım" mealinde önden sözleşme yapması, para ödemesi de dünyanın EN DOĞAL ve ETİK uygulamasıyken neden bizde bu tür bilgiler duyulduğunda oyuncular ısrarla karşı çıkıp inkar ediyorlar sizce? Sistem tersinden işlediği için açıklama yapmak onlara da "abuk" geliyor çünkü. Şimdi X yapımcı alsa eline taş gibi bir proje gelse kapınıza "Balım olay bu. Sevdiysen, al paranı bekle. Ben de gideyim yazdırayım şunu" dese, bunu neden inkar edesiniz? Bilakis göğsünüzü gere gere duyurursunuz. Ama ortada fol yok, yumurta yoksa insan yarım ağız açıklama yapıyor doğal olarak. Aynen böyle devam bence. Adamı bağla, kadın oyuncu ara. Kadını bağla, erkek oyuncu ara. Kadro kurama. Sonra da iki oyuncun ekranda buz kesilsin. Hikaye mi? O TAŞ yesin! Hikaye bu kadar arka plana atılır ve küçümsenir hatta yok sayılır, önemsemezse sözde "garantili" oyuncuların, su içinde reyting alır denilenlerin başına neler geldiğini defalarca gördük ama ders aldık mı? Hayır. Alacak mıyız? Sanmam. At cebe...

Aksayan kısım sadece star oyuncuya önden ödenen paralar konusu da değil. Mesela elin oğlu hikayesindeki bütün karakterlerin yedi sülalesinin gideceği yolu bildiği için sözleşme yaparken diyor ki, "Tatlım, şimdi senin karakter ilk 13'ten sonra alır yürür.." O zaman sen de oyuncu olarak kendine kaşe biçerken bu bilgiye göre bir hesap yapıyorsun.. Ama bizde kervan hep yolda düzüldüğü için bit kadar role, beş liraya imza atıyorsun. Sonra o rol oluyor mu sana dev! Haydi Abbas, üç liraya oyna yine.. İş günü çoğalmış, çektiğin sahneler iki katına çıkmış, 48 saat uykusuz kalmışsın, ezber yapacağın kelimeler fizana bayrak olmuş, kime ne? Zam mı istedin? Al sana, 39'dan sonra Tefe Tüfe! İtiraz edersen de adı, "Ay bu da çok havaya girdi oynadığı karakter iki övgü aldı diye" olur.

Şimdi diyeceksin ki neremiz doğru? Çalışma şartları, telif hakları, ödeme yapmayan basiretsizlerin ısrarla proje yapması ve sektörün yakasından düşmemesi mi dedin? Haklısın. Dramanın derdi bitmiyor ki bu memlekette. Şimdi küflü kanaat önderlerimizin cıvık gündeminde "Ekranda sevişemeyen karakterlerin modern hayatımıza verdiği zararlar" meselesi var, Hele o işi bi halletsinler de ondan sonra belki sektörün gerçek sorunlarına da sıra gelir günün birinde.. Şimdilik tek hayırlı gelişme Star oyuncularımızın sözleşmelerine "tatlım 10 saat bilemedin12 saat çalışırım" maddesini koydurma mücadelesi. Senden sonra tufan neticede!

Böyle işte!
R.

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 70
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 38
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 35
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER