İyi ki doğmuşsun be Nihat, iyi ki yaşadın Sümer Tilmaç!

İyi ki doğmuşsun be Nihat, iyi ki yaşadın Sümer Tilmaç!
Erenköy’de yıllanmış dört katlı apartmanlar yerini kentsel dönüşen, 17 katlı, ebeveyn banyolu, kat otoparklı binalara bırakırken Sümer Tilmaç  bazı şeylerin hiç değişmeyeceğinin garantisi gibi otururdu her gün Dibek Pastanesi’nde.
 
Oğlumla okuldan dönerken onun gür sesini duyar, her şeyin yolunda olduğu duygusuyla yürürdüm. Herkesin uzaktan akrabası gibi bir adamdı, sanki rahmetli babamın ‘artist’ büyük amcası gibi. Öyle bir duygu geçirirdi insana, tanımadan sevmek aşırı kolaydı.
 
Gizli jön, gizli komik ve gizli yakışıklı olarak sürdürdü kariyerini. Unutulmaz roller oynadı ama en çok hatırlanacak olan hep Süper Baba’daki Nihat’tı. Nihat öyle gerçek bir adamdı ki, sanki gerçekten o kahvenin sahibiydi de o diziye monte edilmişti. Koca cüssesine rağmen çocuk gibiydi. Saftı, iyi kalpliydi, dürüsttü. Nihat gibi kan kardeşi olanın sırtı yere gelmezdi, zaten Fiko da her seferinde ayağa kalkmayı bildi.
 
Süper baba nasıl bir masal anlatıysa, üzerinden kaç yıl geçerse geçsin, ona inanmaya devam ediyorum. Sitelerin, otoparkların, özel okulların ve inşaat gürültüsünün dokunamadığı bir mahallede; ağlarken gülen, gülerken ağlayan bir çocuk-adam Nihat’ın varlığına inanıyorum.
 
Nihat’ın Fiko’yla ağız dolusu atışmaları, yumruk yumruğa kavgaları, katıla katıla gülmeleri kendi anılarımdan daha gerçek belleğimde. O hayata ve o duyguya inanmayı seçiyorum, hala.
 
O yüzden Erenköy Dibek Pastanesi’nde her zaman oturduğu yerde şimdi ‘başımız sağ olsun’ yazısının asılı olduğunu görünce, yanından geçtiğimiz bilmemkaçbin dairelik yeni bina inşaatının gürültüsü daha bir oyuyor beynimi. Belki de masallara inanan son nesiliz, çocuklarımız bizi ‘naiflikle’ suçlayacak ama, iyi ki doğmuşsun be Nihat, iyi ki yaşadın Sümer Tilmaç!
 
 

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER