Kerem Bürsin: Rüzgar gibi geçti mi?

Kerem Bürsin: Rüzgar gibi geçti mi?
Hepimizin ilgi alanına Kanal D ekranında bir yaz projesi olarak başlayan Güneşi Beklerken dizisindeki "Anti-Kahraman" tiplemesiyle girdi. Drama tarihimiz o güne kadar "kahraman sadece iyilerden çıkar" şiarı ile evrilir, asla ana karakterinde kötülük çağrıştıracak haraketlere yönelmez, tek bir leke dahi bırakmazlardı. Sütte leke var, bizim kahramanlar sakızlı dondurma! Behzat Ç. bu tür arızalı ana kahraman olayının öncüsüdür. Amirim çok sevilmiş, sayılmış, seyircinin sancılı bağrına antik bir broş olarak ilişmiş ama o oranda 'çok' izlenmemiştir.

Senaristlerimiz ise halen başrol için arıza, hastalık, kötü bir huy- alışkanlık gibi anti kahraman öğeleri eklemek konusunda tedirgindir. Birinin aklına gelip yazsa bile yetkili kurumlar tarafından itinayla bu arızalar ANA karakterden cımbızlanır. Örneğin başrol erkek asla sevdiği kızı satmaz. Satıyorsa o kız zaten sevilesi değildir. İşte uyarlandığı formatın matematiğini kırmayarak karakteri olduğu gibi ekrana taşıyan (Sonradan "iyi çocuk" kıvamına evirdiler ve gerçek düşüş de tam o anda başladı)  Kerem Sayer adını Türk Dizi Tarihi'nin altın sayfalarına yazdı. Yaratıcılarının gönlüne bereket. Özetle Kerem Sayer, ilk 20 bölümlük hikayesiyle şahane bir anti kahramandır.

Kerem Sayer rolü için Amerika'dan ana vatanına dönmüş, aylardır bir ajans katalogunda rol almayı bekleyen, birkaç seçmeden de geçmiş Kerem Bürsin'i seçtiler. Rivayetlere göre MedCezir ve birkaç sezon dizisi için de Kerem Bürsin önerilmiş ama rolü alamamıştı. Sonunda projenin Cast Direktörü, D Yapım ve Altan Dönmez, ellerine gelen gençlik hikayesindeki kahramanın yansımasını Kerem Bürsin'de gördüler, güvendiler ve rolü teslim ettiler. Elbette bu arızalı genç karakteri canlandıran oyuncu da televizyon seyircisinin hemen dikkatini çekti. Bir yaz projesi olarak düşünülmüş, "Eylül'de yayından düşer, hikayesi küçük" denilen Güneşi Beklerken reyting listesinde kayda değer sonuçlar almaya başladı. Ona inananlar doğru yatırım yapmıştı; Kerem Bürsin kısa zamanda hayran kitlesini büyüttü ve zirveye oynamaya başladı.

Güneşi Beklerken hemen TT listelerinin vazgeçilmezi, okul kantinlerinin, beş çaylarının ortak sohbet konusu haline geldi. Hande Doğandemir ile Kerem Bürsin'in yakaladıkları muhteşem uyum ve Altan Dönmez'in kurduğu dünya karakteri parlattıkça parlattı. Kerem Bürsin ilk günden son güne kadar aynı tevazu içinde, tam bir Amerikalı gibi yaptığının bir "iş" olduğunun bilincine vararak röportajlar verdi. Şöhreti gittikçe çoğaldı. Tevazu dolu tavırları, utangaç halleri ve tüm samimiyetiyle haftada bir gün evlerimize, her gün dilimize konuk oldu. 13-65 yaş grubunda her kadının kalbinde taht kuracak potansiyele sahip "aranan jön" nihayet bulunmuştu. Seyirci onu sevgili, evlat, ağabey, kardeş, rakip ya da torun yerine koyuyor ama mutlaka etkileniyor, seviyordu. Fikrimce de son zamanlarda rastladığım en parlak "ekran ışığı" olan oyuncu adayıdır.

Şeref Meselesi'nde canlandırdığı Yiğit Kılıç karakteri...

Bilinen sebeplerle Güneşi Beklerken ekrana veda ettiğinde Bürsin hız kesmeden ikinci bir projeye başladı. Şeref Meselesi.. Kısa zamanda girişilen hikaye/karakter ekrana çıktığında Bürsin'in koşulsuz seven hayran kitlesi dışında kalanları pek memnun etmedi. Ekranda izlediğimiz karakter aslında plastik malzemesiyle oynamış, şahane saçlarına ucubik ekler yapılmış; yüzünün bütün cazibesini yok eden ve gittikçe uzayan, uzadıkça vicdan azabına dönen kıl yumağına mahkum edilmiş bir Kerem Sayer idi.

Kerem Bürsin, Yiğit Kılıç'ı oynamak için Ağustos sıcağında babasının kışlık paltosunu giymiş, isilik dökmeyi göze almış vefalı bir evlat gibiydi. Bütün iyi niyetiyle karakteri canlandırmaya çalıştı."Kirli ve çarpıcı bakışı" ile ortaya çıktığı her karede Twitter kızlarına ölümüne Meksika Dalgası yaptıran Kerem Bürsin'in Yiğit Kılıç yorumunu, 26 hafta boyunca bazı sahnelerden tek tek cımbızla ayıkladık. Oysa karakter yaratmak bir istikrar ve bütünleme ve dahi elbette EKİP işidir. Bürsin'in adı tam "aranan kan bulundu" listesinde ilk 5'ten düşecekti ki imdadımıza Mavi reklamı yetişti. Kerem ve imajı olması gerektiği gibi genç, dinamik, yakışıklı, neşeli görüntüsüne kavuştu da rahat bir nefes aldık. Reklamda oynama kararını destekleyenlerin ellerinden öperim.

Şeref Meselesi'nin son bölümü vesilesiyle basına konuşan Bürsin, yeni projelerinden bahsetti. Cengiz Semercioğlu ile mini bir röportaj yaptı. "Yeni dizi, film hepsi muallak önce 27 Mayıs'ta Amerika'ya gidip bazı projeler için önemli görüşmeler yapmam lazım. Evet, o görüşmelerden biri de HBO" dedi. Kerem Bürsin, Güneşi Beklerken final yaptığında yani geçen Kasım'da aralarında Claire Danes gibi Hollywood yıldızlarının da bulunduğu bir menajerlik şirketi ile sözleşme imzalamaya hazırlanıyordu. Bürsin, ingilizce avantajını kullanarak rahatlıkla yabancı dizilerde rol alabilir. Her sohbetinde, uyum sağlamakta zorlandığı hissini buram buram verdiği "yerli piyasa" da göz önüne alınırsa yeniden globale oynama kararı buradan bakınca mantıklı görünüyor.

Kerem Bürsin hayatımızdan rüzgar gibi geçti mi dersiniz? Artık onun ingilizceden tercüme edilmiş röportajlarını okuyup, ingilizce tweetlerine mi bakacağız? Hangi Hollywood yıldızı ile aşk yaşadığının mı haberini yapacağız? Kerem gidecek mi, kalacak mı? Kariyerine Türkiye'de devam kararı alırsa ne olacak? Survivor gibi (Hastaları kusura bakmasın ama) aldığı rekor izlenme oranlarına ve bütün cilasına rağmen imajının "B sınıf iş" etiketinden kurtulamadığı bir projenin parçası mı olacak? Gözyaşı garantili, gişeye oynayan bir sinema filmi mi yapacak? Eylül'de koşa koşa ve yine yeterince hazırlanmadan yeni bir dizinin içine mi dalacak? Bürsin son zamanlarda sektöre girmiş en parlak isimlerden biri. Hatta üzerine proje yapılacak lokomotif isimlerden biri. Piyasa da durumun farkında ve akarken küpü doldurmacılar kuyruk olmuş bekleşiyor...

İşbu halde Bürsin'in önünde iki seçenek var. Ya akarken "o da küpünü dolduracak" ya da biraz kenara çekilip akışı izleyecek. Her iki durumda da yapılması gerekenler malum. Önce potansiyelini tartmalı, limitlerini doğru anlamalı ve sınırlarını genişletmenin yoluna bakmalıdır. Ardından "Neden olmadı" sorusunun gerçek cevabını bulmalı ve bu cevapla koşulsuz barışmalı. Bu günden sonra da kariyeri hakkında karar verirken bütün önerileri dinlemeli ama önce ve mutlaka iç güdülerine güvenmeli, kalbinin sesini dinlemelidir. Kulağını, "Yaparsın.. yaparsın!" telkinlerine tıkamalı ve "Evet bunu yaparım!" demeden de yeni bir projeye imza atmamalı.. Ömrü uzun, keyfi daim, yolu bereketli olsun..


Böyle işte..
R.
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER