Mucize Doktor: Mucizelere inanırsan, gerçek olur

Uyuz(!) Kıvılcım’ın sözde Ali’ye yardımcı olmak bahanesiyle ona söylediği “Hasta yakınları seni istemiyor, aslında kimse seni burada istemiyor” yorumlarına hep birlikte sinir olduk, değil mi? Ali’nin ruhunda fırtınalar koparan, “insanlar beni istemez” algısı, toplumsal hayatta maalesef bir çok otizmliye, özellikle de çocuklara küçük yaştan itibaren hissettiriliyor. Nâzım Özgün, okullarda yaşadığı sorunları; “Beni sınıfta istemediler. Öğretmenim karşı çıkmasa belki okuldan atarlardı. Çoğu zaman şiddet gördüğümü, eşyalarıma zarar verildiğini, hep dalga geçtiklerini, hiç arkadaşım olmadığını, benimle konuşan çocuk varsa diğerlerinin onu uyardığını hatırlıyorum, ama bunu çocuklara anneleri öğretiyor. İnsan küçük yaşta istenmediği zaman, o ayrımcılığı hiç unutmuyor.” diye anlattı son röportajımızda. O yüzden Kıvılcım’a kızarken bir yandan düşünmenizi de isterim, acaba siz de benzer bir davranışta bulunmuş olabilir misiniz? 

 

***

Tüm ekibi ama özellikle de Dr. Ferman’ı epey yoran anne adayı Burcu’nun ameliyatı için gereken tıbbi çözümü Dr. Ali’nin bulmasıyla birlikte şekillenen Dr. Ferman & DR. Ali işbirliği pek şahaneydi! Özellikle Burcu’nun babası karakterinin bölümün başından itibaren sinir bozucu ve yanlış tavırlarının, kızının hayatını o hiç beğenmediği, doktoru olarak istemediği, “sakat” dediği Dr. Ali’nin fikriyle kurtulduğunu öğrenince değişmesini izlemek pek can rahatlatıcıydı doğrusu, hepimiz bir “helal olsun, oh be!” demişizdir herhalde. Kalbimin bir parçasını, kendisine uzanan hasta yakını elini sıkmak için Dr. Ferman’a bakan Ali’de, diğer bir parçasını da ona gözleriyle onay veren Dr. Ferman’da bıraktım. (Ve evet, Onur Tuna’nın role ısınmaya başladığını düşünüyorum, ayrıca sosyal medyadaki konuyla ilgili yorumlarını da pek sevdim!) 


Sahnenin sonunda Dr. Ferman’ın Ali’ye hak verişi, “ben yanılmışım, sen haklıydın, mucizelere inanmaya devam edeceksin bu hayatta!" deyişi kadar, Ali’nin kendisine dokunmasına izin vermesi ve Ferman’ın ona “iyi şeyler” söylemiş olmasına inanamayıp teyit istemesi çok tatlıydı doğrusu! 

"Ferman Hocanın bana dediğini duydunuz mu?"

***

Bölümün sonlarına doğru aslında hikayenin dördüncü bölümden itibaren evrileceği sürecin ipuçlarını, Ali ve Nazlı’ın ev sahnelerinde görüyoruz. Dr. Adil’in Ali’ye göz kulak olmasını istediği Nazlı aslında iyi niyetli, fakat tam olarak ne yapması gerektiğini haliyle bilemiyor ve önce çok iyi başlayan etkileşim, sonunda çuvallamaya dönüşüyor. 


Otizmli bireyler hissetmedikleri ve düşünmedikleri şekilde sırf birisi öyle dediği için veya durum gerektirdiği için “-mış gibi” yapamazlar. Dolayısıyla kendilerine de böyle davranılmasından, onlara “oyun oynanmasından” hiç hoşlanmazlar. (Hangimiz hoşlanırız ki?) 

Ali’nin  "Beni evine davet ettiğin için teşekkür ederim Nazlı. İnsanlar normalde beni istemezler." demesine karşılık, "Halt etmiş o insanlar!" yorumuyla gönlümüzü fetheden Nazlı’nın bir sonraki sahnede Ali’ye aslında arkadaşlık açısından değil, Dr. Adil ona göz kulak olmasını istediği için yakınlaştığını Nazlı fark etmeden Ali’nin duyması, hiç de iyi olmadı, çünkü Ali tabii ki bu duruma takacak ve sert şekilde sorgulayacak. 

Yeni fragmandan da anladığımız üzere Ali’nin Nazlı’ya kızacağı ve arkadaşlıklarını sorgulayacağı bir yeni bölüme bakacağız, "Otizmliyim ben, aptal değilim!" yorumuyla otizmin iç dünyasına dair daha sağlam, daha net mesajlar gelecek.
 
“Mucize Doktor” 4. Bölüm fragmanı: 


İki haftadır ağırlıklı oyuncular ile ilgili yorumlarımı iletiyorum, bu hafta senaryo ekibiyle ilgili düşüncelerimi aktarayım. Her ne kadar orijinal değil, uyarlama senaryo yazılıyor olsa da- “zaten orijinal bile yazamamışlar” gibi sosyal medyadan gelen negatif yorumlara kulaklarımızı kapatarak- gerek diyaloglar, gerekse hızlı akış açısından gayet orantılı bir uyarlamaya baktığımızı düşünüyorum. Öte yandan medikal drama olması nedeniyle özellikle ameliyathane sahnelerinde hijyene yönelik tıp insanlarından gelen eleştirileri de not edelim. Senaryonun içinde saklanan irili ufaklı farkındalık ve otizmlilerle ilgili doğru bilgi mesajları için ise senaryo ekibine teşekkür etmek isterim. Bu bölümde sadece “okul sahnesi” ile verdikleri farkındalık ve otizmli çocukların zor geçen gündelik hayatından çok gerçekçi kesit ile bence takdiri hak ediyorlar. Bu mesajların artarak akılda kalıcı olmasını ümit ediyorum.  

***

15 yıldır otizm dünyasında yaşayan bir anne olarak, bir otizmli bireyin hayatınızı nasıl etkileyeceğini, eğer siz doğru bakış açısını geliştirirseniz sizi de birey olarak ne kadar ilerletebileceğini iyi biliyorum. Hayatınızda bir kez otizmli bir insan ile doğru iletişim kurmayı başarmışsanız, bir daha otizmlilerden pek uzak durmanız mümkün olmaz. Artık bilmem şeytan tüyü müdür, yoksa sihirli değnek mi, bizimkiler sizi etkisi altına alıverir… Otizmli bir insanın size insani değerler açısından, saflık, dürüstlük ve çıkarsız sevgi bağlamında anlatabileceği, öğretebileceği çok şey vardır. Ne mutlu öğrenmek, anlamak, birlikte yaşamak isteyene! 

13 yaşındaki otizmli Naoki Higashida’nın ağzından otizmin iç dünyasını anlatan “The Reason I Jump-Atlayış Nedenim: Bir Çocuğun Otizm Sessizliğinden Sesi” kitabında Naoki, “Otizm hakkında ne düşünüyorsun?” sorusuna şöyle yanıt veriyor:  “Otizmli insanların medeniyet rejiminin dışında doğduğunu düşünüyorum. Elbette bu sadece benim kendi kuramımdır, ama sanırım dünyadaki tüm cinayetler ve insanlığın işlediği bencil gezegen yıkımlarının bir sonucu olarak, derin bir kriz duygusu varolduğu bir gerçek. Otizm bir şekilde bundan bağımsız ortaya çıkıyor. Otizmi olan insanlar fiziksel olarak diğer insanlara benzese de, biz aslında birçok olguda birbirimizden çok farklıyız. Bizler daha çok uzak geçmişten gelen gezginler gibiyiz. Ve eğer burada olursak, dünyadaki insanların Dünya için gerçekte neyin önemli olduğunu hatırlamasına yardımcı olabilirsek, bu bize sessiz bir zevk verir.” 



****

3. bölüm yazımın finali, şampiyonluk kutlaması ile gelsin: İlk günden beri “Mucize Doktor”un Türkiye’deki otizm algısı açısından önemini düşünerek diziyi eleştirilerimizle birlikte desteklememiz gerektiğine inanıyorum. Hayatımızda ilk kez bir dizide ana karakter otizmli bir insan ve milyonlarca insan belki de otizmin daha “O”unu bilmiyorken, onu izliyor, ön yargıları değişiyor. 

TNS reyting ölçme sistemine geçilen 2012 yılından bugüne Türkiye’de yayınlanan tüm TV dizileri arasında geçtiğimiz Perşembe akşamı yayınlanan 3. bölümü ile dev bir rekora imza atarak tüm dizilerden daha çok izlenme payı “share” alarak izlenen Mucize Doktor, şimdiden Türkiye televizyon tarihine kocaman harflerle adını yazdırdı. 



Sadece reytingleri altüst etme başarısı değil elbette önemli olan, diğer yandan farkındalık: Dr. Ali Vefa’yı hayatımıza bu kadar gerçekçi katan Taner Ölmez’in Hürriyet’ten Hakan Gence’ye verdiği röportajdaki tespitine yürekten katılıyorum: “Zengin çocuk, fakir kız yok. Polisiye değil, mafyatik konuları anlatmıyor. E bir konakta geçmiyor. Kadına şiddeti, kurşunu, silahı göstermiyor. Aynı şeyleri izlemekten artık sıkıldık. Sizi bilmem ama ben naifliği özledim. Bu iş de alışılmışın dışında naif bir hikâye anlatıyor. İnsanlar farkındalığın farkına vardı. İzlediğimiz şey bize bir şeyler düşündürmeli, fark ettirmeli. Mesela bazı dizilerde kadına şiddeti izliyorsunuz, eğer bundan etkilenen varsa bizim diziyi izleyip naiflikten etkilensin. Hayatta güzel şeyler de olmalı.

Başta “Doğru projeyle izleyiciye, “Bu çocuk oyuncudur” dedirtmek istedim. Çünkü bu işe ciddi bakıyorum. Ben 100 metre koşucusu değil, maraton koşucusuyum.” diyerek oyunculuğa bakış açısını özetleyen Taner Ölmez olmak üzere, tüm oyunculara ve dizi ekibinin tamamına, bize aktardıkları “güzel şeyler” için teşekkürler… 

Haftaya görüşmek üzere, “içim üzülüyor” dediğiniz günleriniz az olsun!
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER