Nolan'ın en duygusal filmi: Interstellar

Nolan'ın en duygusal filmi: Interstellar
Interstellar, 7 Kasım'da vizyona girdi.
-- Dikkat spoiler içerir--

Christopher Nolan, Dark Knight serisi ile adından sıkça söz ettiren, Inception ile bilim-kurgu türünde çığır açan, sinemanın anlatma tekniklerini ters düz ederek kara film üzerine kurulan altyapıyı bellek-kurgu denkleminde ele alan başarılı bir genç yönetmen.Her filmi ile kendini daha da aşan Nolan'ın yeni filmi 'Interstellar (Yıldızlararası) içinse kendi açımdan aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Konu olarak, küresel ısınmanın etkisiyle yıllardır işlenen bir çıkış noktasından hareket ediyoruz. Çıkış noktamızsa insan-doğa ilişkisinden çıkan felaket. Bir nevi post-apokaliptik bir çizgide seyreden Interstellar'ın göstermek istediği, uzayın derinliklerine ulaşmada bir amaç oluşturmak iken anlatmak istediği de ''sevgi teması'' Ancak şu var ki, filmin gelişme bölümünde Nolan'ın aşina olduğumuz 'insanın içindeki gizil karanlık yanlar' biraz daha ağır basıyor.''Bencillik'' bunlardan biri. Matt Damon'ın canlandırdığı 'Dr.Mann' karakterinde bunu en ana hatlarıyla görmek mümkün. Zira
Dr.Mann, kendi hayatı için başkalarını harcamaktan çekinmiyor.İnsan modelinin en bariz tezahürü yani.Sonra gelen ''açgözlülük'' , ''kibir'' gibi yine insani duygulara mensup olmakla birlikte yaşadığımız gezegene neden bu kadar hoyratça,canice davrandığımızla ilgili. Yani kendi sonumuzu kendimizin getireceğinin bir sinyali. Tüm bunlar esasında dediğimiz gibi insanın karanlık yanlarını oluşturuyor.Ama Nolan, ''sevgi'' temasına da bunlarla beraber bir varsayım eklemek istediği için durum ister istemez tutarsızlaşıyor.

Filmin en büyük handikabı bu aslında. İnsanın karanlık yanları irdelenirken, sevgi gibi masum ve o duygularla beraber yapay gelen bir duygunun bu şekilde ele alınması. Tabi filmin olumlu yanları da göz ardı edilemez. 'Gargantua' (Rabelais'ın meşhur devi ile bağlantı kuran) adlı derin uçurumun tasarımı çok iyi düşünülmüş.Onun dışında her ne kadar yine ''sevgi'' temasıyla beraber ele alınsa da kütüphanelerin mahiyetinden oluşan beşinci boyut görseli muazzamdı. Ama benim en çok mest olduğum ayrıntıysa, Nolan'ın uzay boşluğundaki ses yalıtım potansiyelini avantaja çevirerek zarif dokunuşlarını göstermesi oldu. Boşlukta süzülen ''Ranger'' adlı santrüfüj. farklı kamera açılarıyla bize görsel bir şölen sunarken aynı zamanda da ses efektleri yerine Hans Zimmer'ın duygusal müziklerinin tercih edilmesi takdiri hak ediyor açıkçası.

Teknolojiyi, görsellik ile güzel bir şekilde harmanlamışlar.

Bilim-kurgu türünü en kıyıda köşede kalmış örneklerine kadar takip eden sinemaseverler, bu filmde de aşina olduğu kalıpları görecektir. Zaman aşımı,yerçekimi,paralel evren,yeni gezegen arayışları yıllardır bilim-kurgu filmlerinde gördüğümüz kalıplardan. (Beşinci boyutu dışarıda tutarsak) Tabi Einstein'ın izafiyet teorisi, Quantum fiziği gibi fizik kitaplarından serpiştirilmiş formüller de filme katkı sağlamıyor değil. Oyunculukları da es geçmeyelim. True Detective dizisindeki ''Rust Cohle'' karakteriyle olağanüstü bir performans sergileyen Oscar'lı oyuncu Matthew McConaughey, filmdeki performansıyla kendini bir kez daha aştığının sinyallerini veriyor.Jessica Chastain'in sinerjisi tartışılamaz zaten. Anne Hathaway'i yeniden perdede görmek güzel olsa da performansı gayet normal.Nolan'ın kemik kadrosunun vazgeçilmezlerinden Michael Caine ise
az ama öz performansıyla döktürüyor.

Son tahlilde kurgusu,yönetmenliği,görüntü yönetmenliği ve müzikleriyle 2015 Akademi Ödülleri'nde (Oscar) adından sıkça söz ettirecek, tabir-i caizse senenin Gravity'si (Yerçekimi) olmaya aday Interstellar, bütün dramatik yapısını tıpkı Contact (Mesaj) filminde olduğu gibi baba-kız ilişkisinden alıyor. Dünya'nın sonu geldiği için yeni gezegenler keşfi ise bu dramatik yapı için daha çok referans konumunda. Asla ve asla Kubrick'in 2001: A Space Odyssey (2001: Bir Uzay Macerası) adlı başyapıtıyla kıyaslanamayacak (aynı cümlede geçmeleri bile gereksiz) lakin kullandığı görsellik ve teknoloji açısından Gravity ile belli başlı benzerlikleri olan Interstellar, beyazperde Nolan izlemeyi özleyenler için ideal,bilim-kurgu tutkunları içinse keyifli bir seyirlik olacaktır. Şahsen bir başyapıt değil ama sevilmeyecek gibi de değil. İyi seyirler...

Filmin Notu: 5/3  



BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER