Hatırla Gönül ya da hatırlama ama yaşa be gönül!

Hatırla Gönül ya da hatırlama ama yaşa be gönül!
Hayat böyle işte.. Sür-git devam ediyoruz. Hiçbir acının içinde boğularak kavrulmanıza izin vermiyor doğanın ve sistemin düzeni ya da düzensizliği mi demeliyim, bilmiyorum.. Babamı kaybettiğim gece 48 saattir uykusuzdum. 15 yıl sonra bulup, 15 gün içinde kaybediyordum hayatımın kahramanını.. (Bu girişi yazdığımda da Gönül'ün babasına sarf edeceği sözleri duymamıştım. Daima girişi izlemeden hazırlarım; bilen bilir..) Her şeyi hatırlamak o gece için bir armağandı. Bu gün annemin hastalığı ile uğraşırken onun hafızasızlığının ise hediye olduğunu düşünüyorum. Geldiği noktayı, kendi başına hayatını idame edemeyişini, taammüden hatırlasa, bambaşka bir insan olmasa, kalbinin kırıklığını kim, nasıl ve kaça tamir edebilirdi?

Tekinsiz Tekin şakası yapıldı mı?

Niye bunları anlattım? Çünkü bu akşam yayına giren, Star Tv'nin yeni dizisi Hatırla Gönül benim için bir anlamda unutuşun da hikayesi. Hafıza kaybını vicdansızlar için "armağan" olarak gördüğüm bir zamanda yayına çıktı üstelik. Keşke hiç unutamasalar! Kızmayın. Bazı vicdanlar için sahici bir kurtuluştur unutmak, hatırlamamak.. Bu gün durduğum yerden bakınca böyle düşünüyorum. Peki unutmak Gönül için bir armağan mı? Bu akşam bence bu sorunun cevabını aradık. Bir süre daha da aramaya devam edeceğiz. Hemen ve unutmadan önce Onur Saylak'ı aşırılı beğendiğimi, çok sağlam bir karakter kurduğunu (hatta o kadar iyi bir performans gösterdi ki hasta oldum!) karakterine ölümüne inanıp, her gördüğümde gerildiğimi söyleyebilirim. Tekin'i her gördüğümde kendimi sıkmaktan boyun kaslarım acıdı.

Genelde ilk bölümleri dinlememeye, mutlaka izlemeye çalışırım ama bir noktadan sonra beni yormayan hikaye akışlarına az rastlıyorum. Bu sefer Hatırla Gönül'ü sonuna kadar izledim. Beni en rahatsız eden şey darbe izlerini blurlamak için Gökçe Bahadır'ın bütün yüzünü efektlemiş olmalarıydı. Bu durum dikkatimi dağıttı ve en önemli sahnelerde kadının oyununa konsantre olmamı engelledi. Madem olmuyor, o zaman oyuncunun yüzüne darbe izi yapmayın, ne kaybedersiniz ki? Yüzünde yara olunca mı inanacağız gördüğü şiddete? Zaten parmağını kırdın, çok lazımsa koluna bacağına çizik at değil mi ama? Nazar boncuğu olsun bu da.. Neyse...

Bu fotoğraf bana, Julia Roberts'in oynadığı "Yatağımdaki Düşman" filmini hatırlattı

Hikaye Jülide'nin kafasında dillendirdiği kaygılarıyla başlayıp dört ay öncesine savruldu. Jülide'nin aslında Gönül olduğu izleyenin kafasını karıştırmadan anlatıldı. Dört ay geri gidince Gönül'ün "neden hatırlamıyorum" sorularının sebebini öğrendik. Tekin ve Gönül'ün arızalı ilişkisi, Tekin ve babasının ilişkisi, Gönül'ün Yusuf'a denk gelişi, Yusuf'un da Gönül'ün öz babasıyla olan kan davası, İlknur'un ortaya çıkışı gayet organik gelişti. Klasik ve alışık olduğumuz yerli dizi ilk bölümü gibi davranıp, "Şimdi de uzun uzun ve hamasi diyaloglarla karakterlerimizi tanıyalım" kurgusu boca ermedi üzerimize..

İzlediklerime inanmakta hiç zorlanmadım. Bu hikayenin omurgasını oluşturan sıradan tesadüfler zincirinden de rahatsız olmadan bölümü izlemeye devam etmemin bir sebebi kaliteli oyunculuk performansları ise diğeri kesinlikle rejinin kurduğu sağlam dünya oldu. Ayrıca Yusuf'un atölyesi dışında sanat grubundan da bir şikayetim yok. O mekan bütünün içinde fazla masalsı olmuş. Olsun.. Bir ara, çok kısa bir ara (15 dakika kadar yetimhane annesinin evine gittiği ve sohbetleştiği sahneler de dahil) tempo durdu ama onun dışında olaylar o kadar doğru bir hızda verildi ki bölümü iki saat boyunca izlediğime inanamadım. Demem o ki Hatırla Gönül sağlam bir açılış bölümüyle başladı. Güzel yerde final yaptı. Hemen peşinden o fragmanı vermeselerdi de acaba Tekin ve Gönül arasında neler olacak diye biraz daha mı meraklansaydım; keşke?

5-8 Ekim'de Cannes'da dünyanın en büyük içerik fuarı olan MIPCOM'a katıldım. Orada hazırlanan 2016-17 sezonunun taze ve trend işleri listesi gösteriminin yarısı "hafıza kaybı" ve "suç-cinayet- bilinmeyen olaylar" üçlemeli hikayeleriyle doluydu. Yurt dışı pazarına Gonul adıyla hazırlanan dizinin bu anlamda satış gücü (bence) yüksek olacak. Hatırla Gönül, yerli seyircinin de ilgisine mazhar olacak kadar iyi bir hikaye aslında, Pazar'ın karmaşası ve dram ağırlıklı kemik seyircisi olan işlerinin arasında kendine yer açabilecek mi, göreceğiz. 

Bu sefer olsun isterim..

Most, incelikli bir kadro kurmuş. Neredeyse hiç boş yoktu. Gökçe Bahadır çok beğendiğim bir ekran figürü. İçine dahil olduğu her karakteri ciddiye alıyor ve izleyenin ruhunu uçuşturmayı beceriyor. Burada da izlediğim her anda beni ikna etmeyi başardı. Gönlüne bereket.. Hikayeye eşlik eden bütün oyunculara inandım. Engin Öztürk'e bile.. Bile dedim çünkü kişisel olarak bu kadro içinde performansına en az inandığım oyuncu Engin Öztürk..

Ancak Gül Oğuz'un Mehmet Akif Alakurt'tan bile izlenebilir bir ekran figürü yaratmış olması burada da Öztürk için avantaja dönmüş. Mesela Engin Öztürk'ün plastik malzemesine yapılan renk müdahalesi doğru bir atak olmuş. Gül Oğuz rejiyi devredince Öztürk'ten aynı oyunu alacak mıyız, göreceğiz. Yanlış anlaşılmasın, Öztürk'e kafadan "jön" yüklemesi yapıldığı için bu güne kadar oyun kabiliyetinin altını çizmek zorunda kalmamasından bahsediyorum. Varsa bir yeteneği bunu gösterecek uygun zemin bulamadı diyorum. Aslında Onur Saylak da "lokomotif başrol" ceketiyle ekran işlerinde pek de şanslı deneyimler yaşamadı ve bu zinciri ancak bu kadar ters köşe bir karakterle kırmayı deneyebilirdi. Cesareti için ayrıca kutluyorum. Bu hikaye izlense de, izlenmese de Saylak kalbime taht kurdu, ferah feza yolları olsun.

Özetle, hikayenin kadın- erkek ilişkisine, şiddet ve dahi suç meselesine bakışını, yazanın bu konulara drama üzerinden getireceği öznel yorumu (varsa yeni bir söz ve bakışını) ve önümüze atacağı tartışmaları merak ettim; izlerim. Hepimizin canının derinden yandığı çok sancılı, acılı bir günde yayına çıkarak zor bir işi başarmaya çalışan bütün ekibe can-ı gönülden başarılar diliyorum. Umarım Hatırla Gönül, vandal bir öğütücü gibi çalışan reyting sisteminde kendine iyi bir yer bulur ve hikayesini tamamlayacak kadar zaman çalar..

Böyle işte..
R.
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER