Kara Kutu, ön yargılarım ve ben..

Kara Kutu, ön yargılarım ve ben..
The Bourne Identity filminin detaylarını nasıl unutmuşum, bilemezsin. "Bismillahtan lafa The Bourne Identity ile neden başladın Ranini?" derseniz, izah edeyim. Kara Kutu yola çıkış teması itibariyle Hollywood'un devamını çekmelere doyamadığı (evvelce dizi dahi yaptığı) Matt Demon sandalına binmiş aksiyonlu casuslu filminin ikiz kardeşidir. "Bir ajan hafızasını kaybeder ve olaylar gelişir" Bu esinlenmenin bir mahsuru mu var? Yok. Elbette Behzat Ç. sayesinde alemi kendine hayran etmiş bir kalem olan Ercan Mehmet Erdem, iki tema arasındaki yürüyüş farkını çatışmalar bazında da koyacaktır. Hatta koymuş bile. İlk bakışta hikayede de, Mehmet ve Jason arasında da ajanlık yetenekleri dışında bir benzerlik göremedim, çok şükür.

Kara Kutu'yu henüz izlememiş olanlar için kanalın yolladığı ilk bölüm bültenini de şuraya iliştireyim: "Mehmet, canından çok sevdiği eşi Canan’ı doğumuna çok az kalmasına rağmen Irak’taki iş seyahati yüzünden yalnız bırakmak zorunda kalır. Mehmet, orada bilindik bir seyahattekinden farklı görüşmelerde bulunur. Birkaç gün sonra Mehmet’in yakın dostu ve iş arkadaşı Reşit kara bir haberle Canan’ı ziyaret eder. Mehmet, şantiyeyi basan köylülerin saldırısı sonucunda hayatını kaybetmiştir. Bu acı haberin arka planındaki kan donduran gerçek her şeyin başlangıcı olacaktır. Canan, eşi Mehmet’in öldüğünde asla inanmayacak ve onu bulacağına dair inancı hep sağlam kalacaktır. Mehmet ise bambaşka bir hayata yeni bir kimlikle başlayacaktır. Üstelik Mehmet’in yeni hayatı eskisinden çok daha karmaşık ve çok daha tehlikelidir."

Bu açıklamalar ve gerçekten de kötünün en kötüsü tanıtım fragmanları eşliğinde zihnimi diziye hazırlamaya çalıştım. Yayın günü bölümü canlı olarak izleyemedim çünkü aynı saatte Atv'de Racon vardı. Daha sonra netten, dün gece de Kanal D'de tekrarına denk gelerek izledim. Hemen söyleyeyim ilk bakışta reji için çok sağlam kulp takamayacak olsam da, iş görsel duygusu anlamında yer yer 80'lerde moda olan video filmlerden birini izliyorum hissini yarattı. Bana öyle geçti. Yer yer fazla karanlık ve boyutsuzdu.. Ayrıca bazı sahneleri izlerken "galiba önce çekip sonra da dublaja girmişler" duygusundan da kurtulamadım, bir türlü.. Bölümün tamamında değil ama çok yerinde bu hisse kapıldım. Serdar Akar'ı seviyorum. Onun reji konusunda donanımına laf etmek her yiğidin harcı değil, hele bana hiiiç laf düşmez, cümle kuramam. Amma ekrana iş çektiğinde -ve her seferinde-, o işin incesine baktığımda, yer yer, "çekelim de gidelim" tadında bir his yakalıyorum. Hikayeyi satacak olan dünyayı yaratan detaylara çok önem vermiyor gibi bir duyguya kapılıyorum.

Oysa tek bir sinema filmini izleseniz apışıp kalırsınız kurduğu/ kurabildiği dünyalara.. Serdar Akar, Kanal D için Cinayet adındaki uyarlama diziyi çekerken de benzer şeylerden bahsetmiştim; kadrajdan çıkan oyuncu tekrar girmek için boşa düşüp sıra beklerken eğer o oyuncuların yansımasını (hem de kabak gibi) sahnedeki kapının camında görüyorsam bende işin rengi değişiyor. Detayları pek de önemsememekten kastım budur. O zaman isterse teknik donanım olarak reji ağzıyla kuş tutsun, kurduğu dünyadan kopuyorum ve bunun da suçlusu zinhar ben değilim. Üstelik artık izlediğim her işinde de hikayeyi seyretmek yerine kadrajın sağını solunu, "Serdar Hoca yine neleri es geçmiş" duygusuyla gözleyerek konsantrasyonumu kaybediyorsam da, suç benim değil. Bu anlamda Kara Kutu, Serdar Akar'ın son yıllarda izlediğim en bütünlüklü ekran işi olmuştu. İlk bölüm hassasiyetidir diyerek ilerleyen bölümlerden korkuyor muyum? Yalan yok, evet.. Hocam hassaten ve kalben saygılar!

Ön yargı demişken bahsetmesem olmaz. Bölümü izlemeye; yakın- uzak çevremden duyduğum ve Twitter'dan okuduğum, "Pana parayı boca etmiş, masraftan kaçmamış" yorumlarıyla beklentim tavanda girdim. Ekstradan bir "boca etme hali" görmedim. Adamlar zaten her işlerinde taş gibi prodüksiyon yapıyorlar, ya hiç işlerini izlemediniz ya da "Aman bir çift güzel laf edersek Pana'yı ve Vadi'yi olumlamış oluruz" korkusundan muzdaripsiniz.. Temiz bir iş çıkarmanın ederi ne ise onu harcamışlar. Ha, iş pahalı mı? Evet. Bunu da dedikten sonra gözüme batanları sıralamaya başlıyorum. Samimiyetle söylüyorum başım ağrıdı o korkunç derece de ayarsız döşenmiş "ranga da ranga da ranga da" temalı müzikten. Tema şık ama uygulama öl-dü-rü-cü.. Jenerik de hoşuma gitti. Yapanın ellerine sağlık.

Oyuncu kadrosuna gelince Sümeyra Koç (Zeynep) fena halde ilgimi çekti. Kızın sahnelerinden gözümü ayıramadım. Ekran tutkunları Sana Bir Sır Vereceğim, Kurt Seyit ve Şura gibi dizilerden yüzüne aşinadır. (Umarım bu bilgiler doğrudur sektörün data kalitesi ortada) Ben ilk kez görüyorum, ayıbı boynuma olsun. Bu günden sonra gözüm üzerinde olacak. Orhan Kılıç (Mehmet), Deniz Uğur (Canan) ve Hazım Körmükçü (Reşit) işlerini doğru yapan ama benim kolay kolay ısınamadığım, anlattıkları hikayeye inanmakta her zaman zorlandığım ekran yüzleridir. Yine de bütünün içinde bakınca, "olur" dedim. Özellikle Deniz Uğur biraz daha inandırıcı replikler söyleseymiş hikayesine de çok ve hiç yargılamadan inanacakmışım. Zaten de bazı sahneler çok mizansen kokuyordu. Mesela Mehmet normal insan gibi konuşurken aniden karısına dönüp şairane bir tonlamayla sanki epik bir tirad atacakmış gibi "Pekala o napıyor?" dediği ve karısının karnını okşadığı an nasıl daha doğal olurdu inanın bir fikrim yok ama çok suni durduğuna yemin edebilirim. Daha da sayacağım böyle çok sahne var ama kafa şişirmek istemem.

Özetle; Kara Kutu iştigal alanı sebebiyle ilgimi çekecek bir hikaye değil. Haşa gelip Harvey çekse, ajandır majandır, derindir sığdır türü  işlere ısınamıyorum. Homeland'i bile sevemiyorum özel bir ilgisizlik bendeki, kimse alınmasın.. Yayın günü itibariyle Kanal ve yapımcı firma direnirse; hemen değilse de zamanla kendine panelde yer açmayı becerebilir gibi duruyor. En azından kanal Şeref Meselesi ile yakalamayı hedeflediği kitleyi bu diziye aktarıp, o hikayeyi alengirli aksiyonlardan sıyırıp rahat bırakır belki, belli mi olur?

Emeği geçen herkesin ellerine sağlık, ekran yolu uzun ve bereketli olsun.


BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER