Acil Servis: Arz çok, talep?

Acil Servis: Arz çok, talep?
Son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim, yapımcıların ve kanal yöneticilerinin 'Hastane' temalı dizi çekmek için neden bu kadar ısrarlı olduklarını ve bu yolda kendilerini parçaladıklarını anlayamıyorum. Sanırım bilmediğimiz özel bir anlamı var bu işin, yoksa daha bir ay önce aynı temaya sahip olan Hayat Yolunda yayından kaldırılmışken koşa koşa gidip tekrar aynı işe para yatırmanın hangi iktisadi karşılığı olabilir?

Konuya dönecek olursak, Acil Servis Amerika'da 15 sene boyunca yayınlanan ve rekordan rekora koşan ER (Emergency Room) isimli dizinin telif hakkı alınarak ülkemize uyarlanan yerli versiyonu. Peki bu uyarlama başarılı olmuş mu? İlk izlenimlerimi paylaşayım..

Dizi ilk 20-25 dakikasında hızlı bir giriş yaparak seyirciyi selamladı. Bu süre içinde dizi, hem acil serviste yaşanan yoğunluğu ve can pazarını gösterdi hem de karakterleri tanıttı. Karakterler demişken, özellikle Serhat Teoman'ın haşarı, vurdum duymaz, çapkın ama aynı zamanda başarılı bir doktor rolüne yakışmış olduğunu söyleyebilirim. Lâkin ilk yarım saatin ardından tempo anlaşılmaz bir şekilde inanılmaz yavaşladı. Ülkemiz için artık bir klasik haline gelen ve zaman doldurmak için gereksiz diyaloglarla uzatılan sahneler, hiç durmadan çalan bir şarkı üstüne eklenen görüntüler o andan sonra karşımıza çıkmaya başladı. 

Misal vermek gerekirse, hastanedeki ilk günü kötü geçen ve mesleği bırakmayı düşünen stajyer doktoru motive etmek için yapılan konuşma tam dört buçuk dakika sürdü! Daha kötüsü, akciğer kanseri şüphesi olan hastanın doktorla olan konuşması ise beş dakikadan fazla sürdü. 

Türk Dizi Sektörü'ndeki senaristlerin ve yönetmenlerin bir kısmının nedense anlamak istemedikleri bir durum var. Bir dizinin pilot yani ilk bölümünü normal bir dizi bölümüymüş gibi çekemezsiniz. Bütün Dünya'da olduğu gibi siz de dizinin ilk bölümünü sanki bir sinema filmi çekiyormuşçasına hazırlamalısınız. Yani ilk bölümün kendi içinde bir giriş-gelişme-sonuç bütünlüğü olmalıdır ve izleyeni kendine bağlamalıdır. Buna Türkiye'de verilebilecek en güzel örneklerden biri Suskunlar'ın ilk bölümüdür mesela. Toplamda 15-20 dakika sürecek birkaç sahne eklemesiyle o bölüm sinemada yayınlayabilecek seviyeye gelebiliyorsa, işte o zaman dizinizin gündeme bomba gibi düşeceğine emin olabilirsiniz. Peki Acil Servis bu seviyede bir bölüm mü yayınladı? Bence hayır.

Senaristler ileride nasıl bir yol izleyecek bilmiyorum ama en azından dizinin ilk bölümü orijinal diziyle benzerlikler taşıyordu, olay akışı ve replikler bakımından. Gel gör ki senaristlerin yaptıkları bir takım değişiklikler -bence- yarardan çok zarar getirmiş dizinin işleyişine. Örneğin orijinal dizinin ilk bölümünde belki 20 tane vaka izliyoruz acil servise gelen. Sürekli bir heyecan, sürekli bir sirkülasyon var bu sayede. Ama nedendir bilinmez yerli versiyonda bu sahneler kırpılmış. En fazla bir dakika süren yirmi tane farklı sahne izlemek yerine, beşer dakika süren dört sahne izliyoruz ne yazık ki, haliyle bu da dizinin temposunu düşürüyor. Hayır madem bu tarz bir yol izleyeceksiniz, o zaman çok daha etkileyici yaralanmalar-hastalıklar içeren vakalar göstermelisiniz ki seyirci "Ne oluyor!" desin. Sonuçta günümüzün efekt teknolojisi orijinal serinin ilk bölümünün yayınlandığı 1994'ün çok ötesinde..

Sözün özü Acil Servis -bence- saydığım bir takım eksikliklere rağmen temposunu biraz daha yükseltirse izlenilebilecek bir seri olabilir. Ancak en başından da dediğim gibi, -bence- izleyicinin şu anda bir hastane dizisi izlemeye hevesi yok. Çünkü seyirci buna doymuş vaziyette. En azından 4-5 sene boyunca bu temaya ara verilmeliydi. 

Unutulmamalı ki günde 8-9 saat tekrarları yayınlandığı sırada aldığı yüksek reytinglere bakarak yeniden başlatılan Doktorlar dizisi, yeni yayınlanan bölümleri eski bölümlerin tekrarları kadar reyting alamadığı için yayından kaldırılmıştı..

Valandil..

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER