Beşinci günün şafağında doğuya bakın*

Beşinci günün şafağında doğuya bakın*
-- Spoiler içerir, izlemediysen okuma!--

Siz benim bir hobbit olduğumu biliyor musunuz? Fantastik Kurgu Dünyası'nın bana göre ( Her fanatik Orta Dünyalı gibi) en kusursuz alemi olan Middle Earth'ün hatta doğrudan da Tolkien hayranıyım desem daha doğru olacak. Uzun zaman FRP'nin (Fantastic Role Playing) neferi olduğumu da bilmezsiniz, elbette. Öyleydim. Belki de bu sebeple sezonlar boyunca The Walking Dead ve diğer bazı dizileri izlerken aklımın bir köşesinde daima Orta Dünya vardır. Geçen sezon finalini Radikal'e yazarken de sırf bu sebeple bölümü Numenor'un Düşüşü olarak isimlendirmiştim. (Şimdi tıklama, bu yazı bittikten sonra gider okursun, link duruyor orada..) 'Pazartesi günü sekizinci bölüm yayınlanacak, bu saatten sonra İlk Bakış mı olur' diyeceksin, olur. Çünkü diziyi fırsat bulup ancak bu gece izleyebildim. İçimden yazmak geldi, yazmasa mıydım?

Aslında geçen sezon bu diziyle işimin bittiğini ama yarattıkları karakterlerin akıbetini merak ettiğim için devam ettiğimi söylemiştim. Yeni sezonun ilk bölümünü izlemeyi bu kadar öteleme sebebim de muhtemelen bu umutsuzluk oldu. Bir hikaye arsızı olari birak geçen sezon finalinde taş gibi sinyaller verdikleri beşinci sezonun izleğine şaşırmayacağımı, herhangi bir ters köşe yapmayacaklarına inandığımı, Terminus'un 'parlak' bir çatışma yaratacağını ama beni kesmeyeceğini düşünüyordum. Terminus'un, kahramanlarımız için bir kurtuluş imkanı değil, tıpkı Hansel ve Gretel'i tuzağa çeken o Kötü Cadı'nın imalatı, iştah açıcı Şeker Ev'in güncellenmiş bir versiyonu olacağını düşündüğümü de söylemiştim. Kabul, tanımı ve cümleyi çok şık kurmuşum ama, azıcık hikaye bilen herkes de zaten Terminus'un kahramanlarımızın başımıza ne tür dertler açacağını anlamıştı. Ancak itiraf etmeliyim, bu sezon yerli ekranda 'yeni panel istiyor' bahanesiyle o kadar acemi hikâyeye bakmak zorunda kaldım ki The Walking Dead kıratında zekâ ile yeniden bohçalanmış klişeleri izlemeyi özlemişim.

Keseyim mi topunuzu?

Bölümün hemen başında anladık ki bu sezon da 'Neyiz biz, kimiz' sorusuyla sık sık ve için için muhatap olacağız. Adamlar ana temayı hatırlatmak için sahne yazıyor. 'Bizim seyircimiz unutur' mottosuna tapınan senaristlerimiz olsa, hemen bir flashback koyar böylece sahne yazmaktan da kurtulurlardı. Neyse.. Bizimkilerin onca tecrübe ve yaşananlara rağmen kısıldıkları vagonda, "Düşman daima kapıdan gelir oraya odaklanın" stratejisini görünce bu adamların leblebi kadar strateji zekasıyla bilmem kaç sezondur hayatta kalmış olmalarına bir kez daha şaşırdım. Terminuslular bizimkileri vagondan gaz marifetiyle çıkarıp, Rick, Bob, Glenn ve Daryl'ı karpuz seçer gibi pat patlayıp (görmedik de öyle olsa iyiydi) mezbahaya aldılar. Mezbaha dememin sebebi Terminuslar, besin zincirini tepesini ısırarak hayatta kalmayı öğrenmişler. 'İnsan insanın kurdu'dur şakası yapılmıştır, girmeyeyim hiç o topa... Açıkçası bu sahnelerin gerilim dozunu sıradan, işlevini sıkıcı bulsam da tasarımını beğendim. Bölümü aslen Emmy de dahil olmak üzere pek çok ödül almış bir özel efekt makyaj uzmanı, yapımcı ve yönetmen olan Greg Nicotero çekmiş. The Walking Dead delileri adını duymadan çok önce Jaws filminde çalışmış. Her sezon gelip üç-beş TWD bölümü de çekiyor zaten. Neyse, konudan uzaklaşmayalım.

Terminus ile bu sezonu ne kadar ayakta tutacaklar bilmiyorum. Hapisane olayı gibi bizimkiler bu sefer de Terminus'a çöker mi? Rick ikna olur evvelce çiftçilik yaptığı gibi şimdi de hazır mezbaha var diye büyükbaş işine girer mi? Eugene' e takılıp birlikte tedavini uğruna yollara mı düşerler? Gerçi Rick'ten her şeyi beklerim. Ancak daha bölümün en başında içimden "Vali ölmeyeydi iyiydi" cümlesi geçti. Terminus zihniyetine en çok da Vali yakışırdı, ne yalan söyleyeyim tam 'YamYam' olacak adamdı. Gareth (Andrew J. West) biraz tıfıl kalıyor bütün bu organizasyonun idarecisi pozisyonu için bana göre. Sanki vekil müdür gibi bir havası var. Her an kapının arkasından biri çıkacak, soğancığına bi şaplak atacak o da ağlayarak kaçacakmış gibi.. 

Yönetmen özel efekt makyaj uzmanı olunca böyle cin fikirler kaçınılmaz oluyor.

Canıms bunun daha güzelini Lady Gaga yaptı ama?

Hemen jenerikten sonra ekibin seferi kısmına yani Carol, Tyreese ve Judith'e bağlandık. Asayiş berkemal. Carol, emanetleri (Judith ve Tyreese) güvenli bir yere -ki orasının şimdilik Terminus olduğunu sanıyor- ulaştırınca başını alıp uzaklara gideceğini deklare etti. Carol, kadınsı iç güdüleri sayesinde kıllandığı Terminus'a allem etti kallem etti ve yanaştı. Olanları yani Rick'in yakalandığını gördü. Terminus'un fitilini tutuşturdu. Karmaşadan yararlanan Rick ve takımı harekete geçtiler. O değil de asıl Carol içeri sızıp, Terminus'un derinlerine sızdıkça karşımıza çıkanlar can yakıcıydı. Carol, Terminusların yedikleri ya da yemek üzere hapsettikleri insanlara ait eşyaların olduğu bir depo buldu. Onlarca saat, giysi, oyuncak.. Bence bölümün en acıtıcı sahnesiydi. Ne alaka Ranini, demeyecekseniz, o sahneleri izlerken aklıma hep Toplama Kampları geldi. Ardından Cat Fight da başlayınca bölüm her tür seyirciye arzu ettiği çapta bir aksiyon vermiş oldu.

Judith'e uzanan eller çürüsün!

Ne kadar çok ağlattınız lan sabiyi, yether!

Seni bu sete verip çalıştıran ananın babanın aklına turp suyu sıkayım!

Terminus ahalisi, Carol ya da bizimkiler arasında bir fark göremiyorum. Her iki taraf da hayatta kalmak için meşrebince vicdansız, meşrebince acımasız. Misal Carol'un, Terminuslu Teyze'yi öldürmeyip Walkerlar'a yem etmesi alenen midemi bulandırdı. Tyreese'in sınavı da mide bulandırıcıydı. (Yazar burada Judith'i o kadar çok ağlatmış olmalarına kızıyor) Umarım hâlâ The Walking Dead'in altında 'incelikli bir felsefe' arayan kalmamış, gerçekten de eğlencelik bir iş olduğunu anlamışlardır. Sezon açılışı Amerika'da 17.29 milyon izleyici aldı ama gel sor 'Eugene ne anlattı' diye, tek kelime anlamadım. Çok karmaşıksa iyidir diyerek geçiştirdim. Mikro ve makro düzeyde genetik gibi kafamın hiç basmadığı konuları çok da hızlı anlatınca sen ben dumur! Özetle Eugene tehlikeli adam, isterse dünyada nefes alan tek bir canlı da bırakmayabilirmiş. İçki masasında öğrendiği 'gizli' bilgilerle Zombilerin ipini çekecekmiş.

El birliği ile Terminus'u aleve verdiler

Koskoca bir dünya kurup adına Terminus dedikten sonra sezonun ilk bölümünde terk etmek olmaz herhalde. O kadar masraf var, Terminus'ta birkaç bölüm daha geçmesi lazım. Rick tam ondan beklediğimiz gibi bir 'durumdan görev çıkarma' hırsı sergilendi ve "Hepsi ölmeden şurdan şuraya gitmem" dedi. Terminus yok edilmeli ki başka insanlar ölmesin... Ormana sakladıkları silahların başında tam da bir tartışma başlayacakken Carol geliverdi. O gelmese de Daryl ağlamaklıydı, kızı görünce saldı makaraları.. Rick bile sarıldı o kadar diyeyim..

The Walking Dead yayından kalkana kadar kendini izletecek tuhaf bir enerjiye sahip ya da bendeki etkisi tuhaf. Pek çok diziyi ilk bölümden ya da ilk sezondan bıraktığım halde hep söylediğim gibi bendeki merak unsurunu taze tutmayı başarıyor. Yine aynı şeyi yaptı ve finali iyi bağladı. Daha doğrusu ikinci bölümü izlemem için güzel bir çengel attı. Size de hâlâ izlemediyseniz, iyi bir sezon seyiri dilerim.
Böyle işte.
R.


*Gandalf'ın lafı, İlk Bakış için seçtiğim fotoğrafa da, sezona ve içeriğine de çok uydu bence..






BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 47
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 19
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 33
DİZİ-YORUM : SEZON 6 , Bölüm 10
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 15
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER