Şeref Meselesi'ne hazır mıyız?

Şeref Meselesi'ne hazır mıyız?
Yaklaşık bir aydır çekimleri devam eden Şeref Meselesi nihayet ilk fragmanıyla birlikte görücüye çıktı. Yönetmen Altan Dönmez'in televizyon ekranlarındaki ikinci dizisi olacak. Güneşi Beklerken'den beri onun hayranlığına nail olmuş sevenleri adına arayı uzatmadan dönmesi sevindirici. Üstelik kamera arkasında hemen hemen aynı ekibiyle çalışmakta. Kamera önünde ise Altan Dönmez & Kerem Bürsin birlikteliği aynen devam. Çok tatlı bir ikili olmadılar mı? Diziyle ilgili tek kusur yeşil fontlu Şeref Meselesi yazısının çok vasat olması. İtalyan esintileri taşıyan müziğe bayıldım, renkler, açılar, görüntüler buram buram kalite kokuyor lakin o ucuz font olmamış diyor, değiştirmelerini rica ediyorum. 


İstanbul için can atan hovarda genç, ortamı keserken. Temsili değil direkt.

Fragmanda ilk göze çarpan  canlı ve modern yüzlerden oluşan genç kadro. Karakterler arası aşk rüzgârlarının etkileşimi, bakışlarla ve karşılıklı dokundurmalarla; kim, kimin gönlüne girecek fazlasıyla ipuçları verir cinstendi. Genel bir bakış olarak "Amerika'yı yeniden kesfetmeye gerek yok. İşte tüm mesele güzel kızlar ve çekici erkekler. Hadi çiftlerimizi seçelim," intibası yaratsa da dizinin ilk etapta beğenilmeyen ve tartışılan ismi ağırlığını bu noktada koyuyor; bir büyük şeref meselesi. Herşey dedesini ve babasını arka arkaya kaybeden Yiğit & Emir Kılıç kardeşlerin İstanbul'un varoş semtlerinden Balat'a yerleşmesiyle başlıyor. Bu sadece hayat kavgası ya da bir büyük şehirde varolma mücadelesi değil, onun da ötesinde bir 'mesele' olacak hiç şüphesiz. Fakat şimdilik bu taraf muammalığını korumakta. Az çok bildiğimiz şey bir intikam hikayesi üzerinde yoğunlaşacağımız.


Yiğit Kılıç (Kerem Bürsin) kardeşi Emir Kılıç'tan (Şükrü Özyılmaz) üç yaş büyük.

Güneşi Beklerken'den sonra ne yapacağı merakla beklenen Kerem Bürsin huzurlarımızda. Yiğit Kılıç olarak arz-ı endam edip yine aklımızı başımızdan almaya baş koymuş görünüyor. Karakter hakkında Kanal D sitesinde yazan bilgilere bir göz atarsak eğer onun önceki karakterinden çok da uzaklaşmayacağız diyebiliriz. ''Kendine güveni kibir derecesinde. Dışa dönük, eğlenmeyi, gülmeyi seven bir yapısı var. Hovarda, içki ve kadınları seven bir tip. Şiddete, biraz da suça meyyal, karanlık bir yanı var.'' denmiş Yiğit karakteri için. Kerem Bürsin, yine uzaktan serseri, kötü çocuk gibi görünen; özünde iyi çocuk olan o 'dışı seni, içi beni yakar' arzu nesnelerinden biri daha olacak belli ki. Karanlık tarafıyla mücadelesi yine çetin olacakmış karakter künyesinde yazana göre. Anlaşılan bu defa Kerem Sayer'in de üstüne koyarak şekillenen bir adam var karşımızda. Belki daha parasız ama daha özgür, daha yerel ve daha cüretkâr. Bu kez okul formasıyla bile iki dirhem bir çekirdek görünmeyi becerebilen, jilet gibi giyinen, o metroseksüel liseli çocuk yok. Dağınık model saçları, sakalları ve salaş tarzıyla 'benim adım bela' diye bağıran yetişkin bir adam var. Henüz en başta, İstanbul'a adım atar atmaz bile kendisine abayı yakmış iki güzel genç hanımın cepte olduğunu da görüyoruz. 


Kızlar, şarkının ''...O endam, edâ nedir öyle hey yavrum.'' sözlerini Kılıç kardeşler için mırıldanıyor

Şükran Ovalı'nın canlandırdığı Derya karakteri mahalleye yeni taşınan Yiğit'in gıyabında o meşhur şarkıdaki sözler gibi "Sen bizim mahalleye geldin geleli canım, bizde ne akıl kaldı ne de fikir," güftesinin vücut bulmuş halini resmediyor adeta. Her varoş mahalleye bir hafifmeşrep 'kenarın dilberi' lazım zira birazcık şehvetten kimseye zarar gelmez. Derya karakterinden bu ışığı yeterince alamasam da daha soft bir 'varoşun gülü' olacağını kestirebiliriz. Şimdilik kızlar arasında favorim kendisi. Derya'nın arkadaşı ve aynı apartmanda oturduklarını öğrendiğimiz diğer kızımız Kübra. Ayağındaki bir engelinden dolayı özgüveni pek olmadığı ön bilgisini edindiğimiz bu güzelliğin çekingen biri olduğu belli. Utangaçlığıyla bezeli masumca attığı aşk kokan bakışıyla o da Yiğit'in cazibesine kapılanlar arasında gibi görünüyor. Burcu Biricik'in canlandırdığı bu karakteri çok seveceğimizi hissediyorum.


Şarkının ''Kaç yıllık dostlar birbirimizi sattık,'' bölümü gerçekleşmeden önceki mutlu günler tablosu

 Esas kız olduğu sinyallerini veren Sibel rolü ile Yasemin Allen'ı güzelliğiyle ağzımız açık izleyecek olmamız yine cepte banko olanlardan. Ayrıca hissedilen diğer şey Sibel ve Yiğit'in kuvvetle muhtemel fırtınalı aşk içine dalacakları gerçeği. Sibel, nişantaşı caddelerinde varolması gereken biri gibi görünmesine rağmen Balat'ın dar sokaklarında ne işi olabilir? Belki mankenlik kariyerinde yol almıştır da eski mahalle ahbaplarını ziyarete gelmiştir. Belki de henüz kopamamıştır oralardan. İzleyip göreceğiz.
 

Barbie'nin yanına Ken olmalık, Kılıç ailesinden yardım talep ediyoruz.
 
Şükrü Özyıldız'ın canlandırdığı Emir Kılıç karakterinin Yiğit'in kardeşi olması ve söz konusu fragmanda Sibel ile ahenkli salınmaları kafaları karıştırmasın. İki kardeş arasına girecek 'sarı kedi' belli. Aşk tanrısı Eros, Yiğit için oklarını kız tayfamıza üçer beşer kere saplamış orası kesin de esas mesele Yiğit kime abayı yakacak. Tabii ilk fragmandaki o umursamaz, o cool tavrın kalıcı olmasını da temenni etmiyor değilim hani. Bu kızlar üzer Yiğit'i. Onlar üzmese bile Yiğit onları zaten üzer. Çok canlar yanacak, çok.

 
Şükrü Özyılmaz tam da sahalarda görmek istediğimiz türden bir hareket. Öyle değil mi?

Emir ve Yiğit hem dış görünüş olarak, hem de kişilik olarak birbirlerine tezat olmaları akla Kuzey Güney çağrışımı yapsa da Emir'in Güney gibi sinsi ve fesat olmaması iki hikayeyi de birbirinden hemen ayıracaktır. Emir'in çizgisi iyilik timsali, dürüstlük abidesi, mantık adamı dolaylarında olacakmış yani bildiğiniz sıkıcı olan tarafta. Hukukçu kimliğiyle de intikam meselelerinde ağabeyi Yiğit'le ters düşeceğini tahmin edebiliriz. Aile içi dramalar her zaman ilgi çekicidir şimdilik en merak ettiğim ağabey-kardeş olarak hikayelerinin nasıl doldurulacağı. Zemini sağlam inşa ederlerse hikayeye inanmak ve bağlanmak çok daha keyifli olacaktır.

Duruşları bile bize kimin uslu, kimin yaramaz olduğunu gösteriyor.

Kadroda bulunan diğer isimler: Alma Terziç, Taner Turan, Uğur Uzunel, Baki Çiftçi, Kağan Uluca, Sezin Bozacı, Hakan Salınmış, Şebnem Doğruer, Ahmet Dizdaroğlu, Şerif Erol ve Tilbe Saran. 

Yapımını D Yapım, yapımcılığını E. Ayşe Durmaz’ın üstleniyor. Çekimlere Ayvalık’ta başlandı ve İstanbul’un Balat semtinde devam etmekte. Senaryo uyarlaması Seray Şahiner'e ait. Görüntü yönetmeni Orkun Çatak. Sanat yönetmeni Aynur Topalak

Hayırlı uğurlu olsun diyor ve bir an önce başlamasını diliyorum. 


BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER