Tam balayının keyfini çıkarmaya başlamışken Ertan'ın döndüğü haberiyle sarsılmıştık geçen hafta. Tabii ki bu sarsıntının artçılarının gelmemesi beklenemezdi. Fatih her zamanki özverisi ve duyarlılığıyla olabildiğince sakin karşıladı Zeynep'in Ertan'la görüşme kararını, bir takım çekinceleri olmasına karşın. Lâkin sonuçta Fatih de bir yere kadar dayanabilirdi..

"Aaa bir şey hissetmiyorum"
Zeynep'in Ertan'ı gördüğünde ağzından dökülen ilk cümle ne kadar da sahici.. Zeynep o ana kadar Ertan'dan nefret ettiğine dair kendini ne kadar şartlamış olursa olsun, hep bir şüphesi vardı. Acaba onu gördüğünde içinde bir şeyler yine kırılacak mıydı? Sonuçta Ertan onun hayatının erkeği, çocuğunun babası, geçmişindeki yara.. Ancak bunların hiçbiri olmadı. Zaten Zeynep'in asıl şaşırdığı nokta da buydu, Ertan'a dair nefretinin bile kalmamış olması. Zeynep hayatını kaydıran adama ne kızdı, ne bağırdı, ne hakaretler savurdu. Sanki alelade biriyle basit bir tartışma yapıyormuş gibi rahattı. Çünkü Fatih bütün duygularını öyle bir ele geçirmişti ki -her ne kadar kendi kabul etmese de- başkasına yer kalmamıştı.

Artık seninle biz, düşman bile değiliz..

Aslında bu hissi hayatımızın bir döneminde hepimiz tatmışızdır. Eski bir fotoğraf tesadüfen elimize geçtiğinde, alakasız bir dosyanın içinden eski bir video çıktığında ya da anılar bir şekilde gözümüzde canlandığında. Ne kadar garip.. İki sene önce onun için ölebilirdim, şimdi ise karşımda bir yabancı var..

Zeynep'in yurda dönüşü tam bir kaybediş hikayesiydi defalarca kendi de dile getirdiği gibi. Fatih sayesinde her ne kadar Derin Şevket'in bu mağlubiyetleri görmesi engellenmiş olsa da sonuçta Zeynep hala kaybeden olduğunu biliyor ve bunun altında eziliyordu. Herkesi kandırmıştı ama kendini kandıramıyordu, ta ki Ertan ile yüzleştiği ve kendini son derece güçlü hissettiği ana kadar. Tam gazı almış bir şekilde Ertan'a 'böcek muamelesi' yaparken Fatih'in kıskançlık yapıp ortaya çıkmasına işte bu yüzden bozuldu. Zeynep o anda Ertan'ı tek başına yeniyordu, Fatih'e ihtiyacı yoktu. Geçmişin intikamını tek kalemde alabilecekken Fatih istemeden de olsa Zeynep'den rol çalmış oldu. 

"Rahatsız.. Rahatsız!"
Duruma Fatih'in tarafından bakalım biraz da.. Evet Fatih duyarlı, evet Fatih fedakar, evet Fatih melek gibi biri.. Ama o da bir insan sonuçta, yani sevdiği kadını kıskanmasından doğal bir şey yok. Bunu Zeynep'in anlayışla karşılamamasına ve anlamamazlığa gelmesine de deli oluyor haliyle. Zeynep ve Fatih'in Ertan yüzünden ettiği bu tartışmalarda ben her iki tarafa da hak veriyorum açıkçası. Zaten bu ilişkide sevdiğim taraflardan biri de bu, hiçbir zaman %100 haklı olan bir cephe bulunmuyor.

O eli alır..

Derin Şevket vs Kara Meryem
Hikayenin bu kısmında hâlâ neyin ne olduğu belli değil, karşılıklı giydirmelerle yuvarlanıp gidiyoruz. Ama bu noktada beğenmediğim bir şeyi de söylemezsem olmaz. Tamam belli ki Şevket'in Meryem'le arasında büyük bir aşk-nefret ilişkisi var ya da bir şekilde ona karşı olan zaafları halen mevcut. Ancak ne olursa olsun dizinin başından beri çizilen portresine uygun hareket etmiyor Derin Şevket. Fatih'i öldürmeye kalkan, Mukaddes'i denize atan, Selin'i kaçırtan, önüne geleni korkutmak için silaha sarılan Şevket'in, kendisine sürekli posta koyan Meryem karşısında bu kadar pasif durması mantıklı değil bence. En azından bir yakasına yapışmalıydı bugüne kadar..

"Hiç çaba sarf etmiyorsun, onu anlamak için"
Her ne kadar Zeynep'in 'benim kararım' tavrı zaman zaman karşısındakini çatlatacak seviyelere çıksa da, ki sonunda artık Fatih de isyan bayrağını açtı bu yüzden. Allah'dan Fadik var. Yeminle duygularıma tercüman oldu. Zaten ben bu Fadik'i gördüğüm ilk andan beri seviyorum. İsviçre çakısı gibi kız, hem küçük hem portatif. Gerçi Zeynep Fadik'i 'atom karınca' olarak betimledi ama olsun, o da olur.

"Muazzam bir boynuz yemek üzere!"
Bu nasıl bir tabirdir arkadaş? Mete'nin Fatih'e verdiği akıl anca bu kadar olur zaten, adamın yüreğine indiriyordu. Gerçi Mete gerçekleri öğrendikten sonra -ki bence o gerçekleri elbet günün birinde İrem'e anlatacaktır- Fatih'e gazı verdikçe verdi verdikçe verdi. Ben de sandım ki Fatih buradan aldığı gazla Zeynep'i bayağı bir süründürecek biz de keyifle izleyeceğiz. Eee bugüne kadar hep Fatih süründü sonuçta.. Haftalardır bugünün gelmesini ve Zeynep'in de burnunun sürtmesini ve Fatih'in değerini anlamasını bekliyoruz. Ama ne mümkün? Bu en üstüne düşülmesi gereken ve en komik olması gereken sahneleri iki dakika görebildik sadece. Böyle bir fırsatı nasıl değerlendiremediler hala inanamıyorum. Sizce de bu tarz sahneler daha sık olsa çok daha güzel olmaz mıydı?

Zaten bu bölümün kurgusuna yönelik de bir takım eleştirilerim var. Biz neden dizinin neredeyse beşte biri boyunca Ayfer'in (Fadik'in annesi) ya da kızlara zorla temizlik yaptıran Cavidan'ın hiçbir amaca hizmet etmeyen söylenmelerini izledik ki? Vallahi anlamadım..

Allahhhhhhhhhhhhhhhhhh!

Orhan her ne kadar alttan alta 'o kız bana bakmaz' triplerinde olsa da Selin hummalı çalışmasının sonucunu sonunda aldı. Zaten bu ikilinin hikayesinin işleniş biçimini de beğeniyorum. Tam anlamıyla gençlik aşkı işte, sadece karşılıklı etkileşim ve duyulan büyük heyecan.. İkisinin de sevinme şekilleri ne kadar deli doluydu. Gerçi ben Orhan'ın yerinde olsam sırf üstlerine atlamakla kalmaz Cevat ve Kamil'i o sevinçle denize atardım herhalde. Ayrıca Selin'in bir anlık öpücüğü sonrası Orhan'ın suratının aldığı ifade yok mu.. Bir kız seni sevdiğini sadece kelimelere dökerek açıklamaz her zaman Orhan, öğren bunları..

Hiç tutmadığım İrem ve Mukaddes tarafının bu hafta sahneleri son derece azdı, bence iyi de oldu. Mukaddes Fatih'in düştüğü boşluktan faydalanması için İrem'in şuh ve seksi giyinmesini istedi. Güya adamı baştan çıkaracaklardı, hadi bir nebze buraya kadar yapılanları anladım da İrem Fatih'i baştan çıkarmaya gelmişken neden birden "benim param hepimize yeter" muhabbeti açtı anlamadım. Fatih'i kendinden özellikle tiksindirtmeye çalışsa bu kadar başarılı olamazdı valla..

"Fatih! Benimle çıkar mısın?"
Ve geldik beklenen ana. Her ne kadar buraya uzanan süreçte Zeynep'in biraz daha fazla sürünmesini beklemiş olsam da yine de son sahneleri çok beğendim. Öyle ki Fatih'in yüzündeki ebleh ifade aynen bende de mevcuttu Zeynep itirafta bulunurken. Aynı şapşallık, aynı sırıtış.. 

Güzel insanlar..

Belli ki haftaya roller değişecek ve bu sefer de Zeynep'in ne kadar iyi ve romantik bir sevgili olabileceğini izleyeceğiz. Fatih'in notu zaten belli, bakalım Zeynep de geçer not alabilecek mi?




BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER