Zehra’nın tapesi çıktı!

Zehra Kertenkele'nin kendisine aşık olup olmadığını anlamak için 20 maddelik bir test uyguluyor. Buna göre düşerken erkek onu aniden tutup kurtarıyorsa, kesin aşıktır!

Survivor neymiş öyle arkadaş? Darma duman etti reytingleri. Yine de Kertenkele geçen haftaki yerine tutundu ve 19. bölümünde de reytinglerde üçüncü olmayı başardı.

Son iki haftadır diziden mutluyum. Bu bölüm de kahkahalı sahneler izledik, geçen hafta minimize olan gam yükünden eser görmedik. Kısır döngülere, kısır senaryolara son verilmiş, güzel dokunuşlarla hikâye renklendirilmişti. Uzun zamandır beklediğim bir tarzda bir bölüm izledim, o yüzden bu hafta benden çok fazla negatif eleştiri duyamayacaksınız.

Bölümle ilgili sevdiğim şeylerin arasında uzun zamandır ilk defa mantıklı ve güzel, mizahi bir şekilde ele alınmış uyku canlandırmaları vardı. Zehra’nın Kertenkele’yi yatağına kadar kovalayıp “beni sevmeyin” demesi çok iyiydi. Ayrıca Şevket’in uykudayken daha mantıklı konuşması da. Bu noktada yapılan Yüzüklerin Efendisi göndermesi (kıyymetlimiss) de yine yüzümü güldürdü. Ayrıca inanamazsınız, Azmi Bulut’a uzun süredir ilk defa cenaze arabası çarpmadı. Azmi bey bu sefer muz kabuğuna basarak kayıp düştü!

Şevket’in uyku sekansında komutanına hitap ettiği sahneler adeta Kenan komutanın Fatih’in askerlerine hitap ettiği videoya bir göndermeydi. Kenan komutan kim diyorsanız, şu videoyu izlemenizi öneririm. Yalnız dikkat edin, biraz küfürlü!


Bu göndermenin bir benzeri de Ferruh - Tülin cephesinde yaşandı! Ferruh’un Tülin’in peşinde yerlerde süründüğü kısım tam olarak Flash TV’deki Son Çare programında Muhsin beyin eşi Tülay hanıma yaktığı ağıta benziyordu.


Tülin demişken, uzun zamandır aklımda olan bir caps vardı, paylaşmak istedim. Tülin özellikle makyaj itibariyle bazı sahnelerde Michael Jackson’a benzemiyor mu sizce de?

Artık Tülin'in MJ makyajına ve süper mini eteğine bir son verilmeli :)


Bölümde ayrıca pek çok yabancı film klişesini de gördük. Örneğin Kertenkele malikaneye doğru koşmaya başladığında milletin ne olduğuna bakmadan peşinden koşması uzun yıllardır çokça kullanılan bir temaydı. Yine aynı şekilde Kertenkele Melis ve Semih’i kapı dinlerken yakaladığı vakit ikisinin de dönüp Kertenkele’ye “şş” demesi başka bir klişeydi. Bunun dışında bir de Notre-Dame’nin Kamburu göndermesi mevcuttu. Bunu hem bir gönderme hem bir klişe sayabiliriz; Selin’in Levent’e su vermesinden sonra Levent’in “bana su verdi” diye dolaşmasından bahsediyorum şüphesiz. Levent ile Quasimodo ne kadar uyuyorlar birbirlerine! Sonları benzemese bari! Benzer klişelere daha önce de yer verilmişti ama bu seferkiler çok daha usturuplu yapıldığından içten ve samimi geldi bana. Bu şekilde işlendiği sürece severek izleyeceğimi düşünüyorum.

Bu arada bölümün havada kalan kısımlarından biri Tülin’in eve dönüş sahnesiydi. Burada bir kısım sahneler son montajda atılmış gibi duruyor. Ayrıca dövüş sahnesinde Kertenkele’nin tişörtünün sıyrılması için bir bahane bulunsa iyi olurdu. Devamlılık hatası içerisinde bir sahne öncesinde omuz gayet yerinde duruyorken bir sahne sonrasında sıyrık olması anlamlı gelmedi.

Bakınız ilk sahnede (ve uzunca bir süre) kol sıyrık değil.


Dizideki pek çok karakter altın renkli iPhone 6 kullanıyor. Buna rağmen Melis Kertenkele’ye mesaj atarken giden mesajların Apple’ın Whatsapp benzeri mesajlaşma uygulaması iMessage şeklinde değil de normal SMS olarak gidiyor olması biraz saçmaydı. Bunlar ufak hatalar fakat dikkatli izleyicilerin gözünden kaçmıyor.

Şevket hangarın orada “kimse bana kiraz dudaklı diyemez” diye gaza gelip herkesi vurduğunda ne kadar sevindim anlatamam. İşte dedim, gerçek Kenan komutan bu! Yıllardır bu anı bekliyordum çünkü; ama sanırım Şevket başa bela olmaktan başka bir işe yaramayacak. Dolayısıyla kullanmayı pek sevdiğim kalıbı burada kullanabilirim; hayaller Chuck Norris gibi herkesi vurduğu sahne, gerçekler figüran gibi dayak yediği sahne.

Son olarak, Semih’in tam kurtulduk dediğim anda arabada Zehra’yı tavlamaya yönelik lafları yaka silkmeme sebep oldu. Zehra da saf saf inanmıyor mu, Ekrem bey gibi tüfeği alıp Semih’i vurasım geliyor. İşi gücü yalan dolan olan bir adama nasıl inanabiliyor Zehra anlamak çok güç.

Bu sahne de çok iyiydi! "Cüppe ve sarıkla dolaşan kendisi!"


Daha değinilebilecek fazla sahne olsa da, genel olarak bu bölümün iyi kotarıldığını söyleyeyim yetsin. Önümüzdeki bölümde açıkçası Tülin’in ses kaydını dinletemeyeceğini düşünüyorum. Pili bitebilir, cihaz düşüp kırılabilir, ya da ilk dinlemeden sonra silinmiş olabilir. Bir yandan işlerin bu kadar ilerlemiş olmasına seviniyor, diğer yandan Zehra ile Kertenkele böyle zorluklarla karşılaştığı için üzülüyorum. Tülin ses kaydını dinletirse ne olacağını kestirmek çok güç!

Yirminci bölümün Levent ile Selin’in yakınlaşacağı, Seval’in Namık’ı kovalayacağı, Semih’in Zehra’ya daha açıktan yürüyeceği bir bölüm olacağı aşikar. Bunun dışında bizi bekleyecek sürprizler ile ilgili fikir yürütmek çok zor. Yine de dizinin geldiği noktadan gayet memnun birisi olarak, ekibin bu tempoyu ve dengeyi bozmadan devam etmesini diliyorum. Gelecek hafta tekrar görüşmek üzere esen kalın!

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER